sevdam bir inci

Dolu dolu gözlerimde parladın inci tanem Sevdan bir kor yüreğimde hep yandı inci tanem
Şu yaralı gönlümün dermanıdır sözlerin Dermanısın vuslata hasret olan güllerin
Sevdasısın bugünlerin,yarınların,dünlerin İsmini bu deli gönlüm hep andı inci tanem Sevdanla bu yüreğim hep yandı inci tanem

Hicran ateşiyle hep yansam da için için Şikayetçi değilim çekerim senin için
Nedeni yok bu sevdanın sorulmaz ki ne için Ezelden yazıldı gönlümüze bu sevdan inci tanem

Dolu dolu gözlerimde parladın inci tanem Sevdan bir kor yüreğimde hep yandı inci tanem

16 Kasım 2009 Pazartesi

Haşa ya Rab haşa sen Böyle olamazsın

Haşa ya Rab haşa sen Böyle olamazsın






1-    Sen beni elinle yarattın suret giydirdin… Ruh bahşettin… ölü idim hayat verdin… Haşa, haşa sen beni ölümün eline  terk etmezsin.
2-    Sen beni çamurun rahminden çıkarıp meydana getirdin… İnsan kıldın… İrade verdin… Akılla güzelleştirdin… Haşa, haşa sen beni tekrar ebediyen çamura iade etmezsin…
3-    Adem idim vücud verdin… vücud bahrine daldırdın… vücud bağıyla kayıtlandırdın… Haşa, haşa sen beni bir daha tekrar ademe teslim etmezsin…
4-     Yokluk karanlığında idim bana mahiyet kazandırdın… Karanlığımı ziyadar eyledin… Yokluktan azat ettin… Eşya içinde bir yer buldum… varlık içinde var oldum… Haşa, haşa sen ki bol veren Kerim’sin benden mahiyetimi almazsın… Haysiyetimi yok etmezsin… Tekrar fenaya, yokluğa çevirmezsin…
5-    Sen beni fena zulmetinden söküp çıkardın… sermediyet suyu içirdin… Beka sevdasına çağırdın… Ebediyet güzelliğine meftun eyledin… şevkle doldurdun… Haşa, haşa sen beni huzurundan kovmazsın… Ebediyet kapısını yüzüme kapatmazsın…
6-    Çağlar boyu Gaybe büründüm… Sessizliğe daldım… Ruhum donuk, iradem felç, basiretim perdeli, huzurdan yoksun kaldım, Sen beni gayb baygınlığından ayılttın, tutulmuş nutkumu açtın… Yok idim var eyledin… Vücudun kutsiyeti ile gözümü açtın… Ebediyetle müjdeledin… Haşa, haşa sen beni unutmazsın… Yollarda garip yalnız kimsesiz, hüviyetsiz bırakmazsın… Ya Rab bu senin ne şanın ne de alışılagelmiş adetindir…
7-    Sen benim susuzluğumu Cemal’inin pınarından akan suyla giderdin… Celal’inin ziyasıyla beni benden aldın… Aşk gecelerinde uykumu kaçırdın… Narının hoşluğunu tattırdın…  Huzur atından hiç indirmedin… Sen böyleyken beni öldüreceksin… Ayrılık kılıcıyla keseceksin… Şevk deryasının üstünde savrulmuş sahipsiz, çöp gibi  değersiz terk edeceksin… Sanki beni hiç tanımadın… Elinle yaratmadın… Nurefşan  cemalinle diriltmedin… Haşa, haşa sen böyle olamazsın… Kanunların da böyle olamaz…
8-    Kalbim seni anmakla dolup taşmakta… Sana kavuşmak için şevk her tarafımı sarmakta… Beni kendine hayran ettin… Yalnız kendin için istedin… Beni benden kendin için aldın… Ben de sana olan sevgim için her derdi satın alırım, bütün elemlere katlanırım… Böylece hayalimin hatıralarına, rüyalarına, emellerine can vermek isterim… Ey hesapsız veren cömertlik sahibi  Cevad u Kerim Haşa, haşa sen beni eli boş çevirmezsin, senden uzak etmezsin, beni üzüntülerimle çaresiz baş başa bırakmazsın… Ruhumu gıdasız bırakıp helak etmezsin… Yoksa hatıralar solar, hayaller yıkılır, rüyalar kesilir…  Ben ve biz olmamış oluruz… Bunlar senden beklenmez… Ben seni böyle bilmedim… Ve öyle de sana tevekkül etmedim…
9-    Sen ki bezmi ezelde (Elestu…) ile (Rabbiniz değimliyim?) demekle benden söz aldın, güven verdin… Ubudiyet gerdanı taktın… Rahmet kanadı gerdin, inayetle yaşattın… Ben ise (Bela) dedim… Açık ve gizli ameller işledim…. Haşa, haşa sen beni terk etmezsin, fenaya göndermezsin… Dediğim (Bela) hakkı için beni belaların belası olan adem yapma, hiçliğe atma…
10-                      Ölümden korkmak bana azap veriyor… İçimi kemiriyor… Dehşetli düşünceler harmanına atıyor… İniltim büyük elemlerimin eşiğinde sönük kalıyor… Ürpertim korkunç ahlarımın kıvılcımları gibidir, hasret saçıyor... Ya Rab eğer ölüme kurbanlar gibi koşuyorsak hayat neden?... Adem uçurumuna atılıyorsak Vücud neden?... Haşa, haşa ya Rab sen bizi öldürmek için yaratmadın… Ademe atmak için vücud vermedin… Yoksa ölümü ve ademi tevehhüm etmek mi ölümdür, ademdir…?!
11-                       Sen ki kalbi mesken edindin… Nuru cemalinle aydınlattın… Yalnız kendi aşkın için yarattın… Zikir dergahı olarak yaptın… Sen bu evi yıkacak mısın?... Adem rüzgarına tozunu toprağını savuracakmısın?... Haşa, haşa sen Rabbi Rahim’sin zikrin için donattığın evi yıkmazsın… Sırrının ambarı kıldığın barınağı çökertmezsin… Meydana getirdiğin ilminin cevherini, ilhamlarının indiği yeri yok etmezsin …
12-                      O ne gece idi ki geldim… Seccademi serdim… Kalb kandilini tutuşturdum… Ruh mumunun fitilini yaktım… Sırlar gömleğine sardım…  parıltısı azalmadı… Mumu sönmedi…
Ey bastıran karanlığın dalgaları… Kuvvetle beni kendine çek… Uzak deryalara götür… Ben ki sırlar Ummanlarında yelken açmak aşkına vuruldum… Ta ki sırrım faş oldu… Halime denizler ağladı… Haliçler üzüldü… Sen ki kalblerin Sahibi ve Rabbi’sin sana yönlendirip tutuşturduğum kalb kandilini söndürecek misin?… Senin için yaktığım ruhu ziyasız mı bırakacaksın? Senden başkası için yanmayan alevlenmeyen aşkı yok mu edeceksin?!.
13-                      Sen ki beni yarattın sebeplerle prangaladın … Kalb saltanatı ile kelepçeledin… Güzellik aşkına tutturdun… Cemale susattın… Güzele şevk ile koşturdun… Ebedi Cemal’ine davet ettin… Bir ateş yaktın… Bir yangın çıkardın… Ben ise bu aşka kapıldım seller gibi aktım… Dağlar gibi dikildim… Kendimi tutamayarak sevinç çığlıkları atarak şöyle seslendim:
Ey sınırı olmayan sonsuz aşk, gittiğin yerlere beni de götür… Bağrına sımsıkı bas… ötelere yükselt… Yükseklerde nur saçan sahillere bırak…  Kanımla ateşine can olayım… Alevinin şiddetini artırayım… Çünkü o nur üzüntümün karanlıklarını ziyaya çevirir… Böğrüne ümitsizlik gecelerimi gömer…
14-                      Badem boşaldı nuş yok… Ruhum susadı saki yok… Kalbim kıraç filiz yok… Benliğim çöl, her yer serab!...
Ya Rab, eğer su vermezsen kim beni sulayacak… Eğer beni kurtarmazsan kim beni kurtaracak?... Lütfünün şebnemiyle susuzluğumu gider… Rahmetinin sızıntısıyla kuruluğumu ıslat… Saç şefkatinin kaynağından suları kalbimin, ruhumun, varlığımın kurulukları abınla abad olsun…
Ey Rab, Ey Rahim, Senin zikrinle teru taze bir kalbi yok mu edeceksin?.... Adınla ıslak bir ruhu hicran ateşiyle yakacak mısın?...
Sen Rahman’sın, Sen Rahim’in Haşa, haşa hiç böyle  yapmazsın…!

Rabbim binbir günah ile kapina geldim


Rabbim binbir günah ile kapina geldim, sana sigindim, sana dayandim, sanadir tüm sikayetim, sanadir sarilisim, sanadir sevgim.
   

    Elimde sahadet karanfilleri, kalbimde pisman olmus bir cocukla önünde diz cöküyorum.

     Sen esirgeyen, sen bagislayan, sen affedensin, affet bizi allahim.

    Her sabah uyaniyorsa gözlerimiz, her sabah yeni bir gün doguyorsa, mevsimler degisiyor ve biz buna sahid oluyorsak, bize tevbe etmek icin yeni bir firsat daha verdigin icin sana hamd ile tesekkür ediyoruz.

    Ilahi, bizi gözleri kör bakan, kulagini tüm seslere kapamis, kalbindeki sicakligi yitirmis insanlik zincirinin cürük bir halkasi eyleme.

    Senden baska kimsemiz yok ilahi, önünde diz cökecegimiz, ugruna sevda sarkilari besteleyecegimiz, yolunda canimizi verecegimiz, gözyaslarimizi huzurunda utanmadan dökecegimiz kimsemiz yok senden baska.
Eger sevgini yüregimizden alirsan, biz kaybedenlerden oluruz, ebedi azabini hak edenler arasinda saf tutariz, bize aci, bize merhamet et , bizi yolu dosdogru olanlarin kervaninda yolcu kil rabbim.


    Allahim kalbimizi sana adiyoruz, su dünyanin acilarina kederlerine yenilmeden, senin rizan icin sirf senin icin kalbimizi sana adiyoruz, adagimizi kabul buyur.

    Bize gönül dilini ögret, bize sana gitmeyen yolun sarp bir yokus, kainatin dehlizlerinde ebedi bir kaybolus oldugunu anlat.


    Bize kucagini ac ey merhametlilerin en merhametlisi, bizi sevginle kusat, bizi birakma! Bizi teslim etme, bizi senden koparacak olan hic bir seye teslim etme...

   Bugün hüzün tasiyorsa gözlerimiz, bugün kaniyorsa yaralarimiz, bükükse halen boynumuz, biliyoruz ki senden geldi, narinada nurunada kucak aciyor ,riza gösteriyoruz.
Ilahi darilma, yeterki sen bize darilma, yeterki sen bizi unutma, düzenin kana susayan carki arasinda kan revan icinde kalsada bedenimiz, hor görülsek, iskence görsekte, sen bizimleysen asla müteessir degiliz.

   Allahim! Bizi namazi, duasi, ibadeti, yasami ve ölümü senin icin olanlardan kil, bizi affet, bizi bagisla...


Allah'a Emanet
Olun

Salâtü Tünciye

اَللّهُمَّ صَلِّ عَلَي مُحَمَّدٍ وَ عَلَي آلِ مُحَمَّدٍ صَلاَةً تُنْجِناَ بِهَا مِنْ جَمِيعِ ا ْلاَحْوَالِ وَ ا ْلآفاَتِ وَ تَقْضِي لَناَ بِهَا جَمِيعَ الْحَاجَاتِ وَ تُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ السَّيِّآتِ  وَ تَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ  اَعْلَي الدَّرَجَاتِ وَ تُبَلِّغُنَا بِهَا اَقْصَي الْغَيَاتِ مِنْ جَمِيعِ الْخَيْرَاتِ فِي الْحَيَاتِ وَ بَعْدَ الْمَمَاتِ بِرَحْمَتِكَ  يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.

TEVBE DUASI ....

اَسْتَغْفِرُ الله. اَسْتَغْفِرُ الله. اَسْتَغْفِرُ الله . اَلْعَظِيم اَلْكَرِيم اَلَّلذِي لاَ اِلاَهَ اِلاّهُوَ . اَلْحَيُّ الْقَيُّومُ .وَاَتُوبُ اِلَيْكَ تَوْبَةَ عَبْدٍ ظَالِمٍ لِنَفْسِهِ لاَ يَمْلِكُ لِنَفْسِهِ مَوْتاً وَلاَ حَيَاةً وَ لاَ نُشُُورًا

11 Kasım 2009 Çarşamba

Bekleyen






Bekleyen

Sen, kaçan bir ürkek ceylansın dağda,
Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
İstersen dünyayı çağır imdada;
Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

Seni korkutacak geçtiğin yollar,
Arkandan gelecek hep ayak sesim.
Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
Enseni yakacak ateş nefesim.

Kimsesiz odanda kış geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Odur sarsan pencereleri,
De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!

Göğsümden havaya kattığım zehir,
Solduracak bir gül gibi ömrünü.
Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir,
Bana kalacaksın yine son günü.

Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayale işaret diye
Toprağında bir taş olur, beklerim...


Bekleyen






Bekleyen

Sen, kaçan bir ürkek ceylansın dağda,
Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
İstersen dünyayı çağır imdada;
Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

Seni korkutacak geçtiğin yollar,
Arkandan gelecek hep ayak sesim.
Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
Enseni yakacak ateş nefesim.

Kimsesiz odanda kış geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Odur sarsan pencereleri,
De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!

Göğsümden havaya kattığım zehir,
Solduracak bir gül gibi ömrünü.
Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir,
Bana kalacaksın yine son günü.

Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayale işaret diye
Toprağında bir taş olur, beklerim...


Senin Gibi Olmak Bize Zor Geldi Ey Rasûl….

Senin Gibi Olmak Bize Zor Geldi Ey Rasûl….



 

Senin gibi olmak zor geldi bize ya Rasul!
Senin gibi anlamak, senin gibi ağlamak, senin gibi olmak zor geldi bize…
Neler yapmadık ki,neleri atmadık ki hayatımızdan,düşünmeden, anlamadan geçen nice zamanlarımız oldu…
Neler demedik düşünmeden…
Hep biz olmalıydık, dedik
Her şeyi ben bilir ben yaparım, dedik
Herkes bana bakmalı, benimle ilgilenmeli, benim olduğum yerde başkası olmamalı, dedik…
En yakışıklı erkek, en güzel kız ben olmalıydım nidaları hiç düşmedi dilimizden, bu uğurda neler yapmadık, kimleri harcamadık ki…
Hep büyük olmak istedik,her zaman her yerde tek olmayı, ulaşılmaz olmayı istedik…
Para dedik, parayı aradık ve onu bulduğumuz yerde herşeyi kaybettik…
Neler yaptırmadı ki bize, kimleri sevdirmedi, kimlerden nefret ettirmedi,
nice dostları kaybettik onu kazanmak için ve nice düşmanlar kazandık onu kaybetmemek için…
Para dedik parayla yandık…
Şöhret dedik şöhretle yandık…
Hep ben dedik benlikle yandık…
Ama ALLAH (c.c.) deyip ALLAH (c.c.) aşkıyla yanmak zor geldi bize…
İnsanları küçük görmek en büyük zevkimiz oldu.
Makamımız, mevkimiz enaniyetimizi körükledikçe bizden daha büyük kimse yok dedik.
Her halimiz, her sözümüz benlik emarelerinden kurtulamıyordu…
İsmimiz altın harflerle yazılmalıydı kitaplara…
Resmimiz yapılmalı ve her yere asılmalıydı…
Dillerden düşmemeli, akıllardan hiç çıkmamalıydık…
Ve istediklerimiz oldu…
İsmimiz altın harflerle olmasa da altın yaldızlı harflerle yazıldı kitaplara…
Resmimiz yapıldı ve resmimizin altına “işte o” yazıldı…
Heykellerimiz dikildi köşe başlarına ve herkes hayran gözlerle izledi…
Dillerden hiç düşmüyor, akıllardan hiç çıkmıyorduk.
İşte artık her şeye sahiptik…
Bütün bunları kazanırken bir tek ve en önemli şeyi kaybettiğimizi hiç düşünemedik…
Dünya öylesine sarmıştı ki bizi,
Gözlerimiz öylesine perdelenmişti ki
Kazandıklarımız öylesine tatlıydı ki…
En önemli kazancımızı; Dünya ve ahiret saadetimizin anahtarını gönlümüzün huzurunu,gözümüzün nurunu kaybettiğimizi göremedik, anlayamadık, hissedemedik.
Evet bunları kazanırken imanımız elden kaçıyordu.
Artık ALLAH (c.c.)’ı unutuyor, O (c.c.)’nun emirlerine karşı lakaytlaşıyorduk.
Bize sunulan nimetlere nankörlük ve emanetlere ihanet artık hayatımızın bir parçası haline gelmişti…
Bilemedik, anlayamadık…
Dönmek, doğruya yönelmek, hatalarımıza kalem çekmek zor geldi bize…
Ama ne pahasına olursa olsun;
Dünyanın her türlü nimetinden mahrum kalmak,
İnsanların alaylarına maruz kalmak,İtilmek,Kakılmak,Küçük düşürülmek…
Evet ne pahasına olursa olsun;artık vazgeçiyorum dünyanın bütün nimetlerinden.
Artık RABBiME yönelmenin, O (c.c)’nu bulmanın, O (c.c.)’nu anlamanın,O (c.c)’nun aşkıyla yanmanın, O (c.c)’nun varlığında yok olmanın zamanı gelmişti…
Bütün insanlara,
Bütün sahte dostlarıma,
Bütün düşmanlarıma,
Bütün fantezilere,
Bütün günahlara,
Bütün dünyaya sesleniyorum…
Ben Rabbimi buldum sizi kaybetsem ne olur…
Ben Rabbimi sevdim sizi sevmesem ne olur…
Ben Rabbime kul oldum size köle olmasam ne olur…
Ben gerçeği buldum siz anlamasanız, dinlemeseniz ne olur…
Artık bırakma vaktidir sizi,
Artık yönelme vaktidir Rabbime,
Artık secdeye varıp ağlama vaktidir bugün,
Artık Azraille olan buluşmaya en güzel bir şekilde hazırlanma vaktidir bugün,
Artık dünyadan göçüş müjdesi gelene kadar…
ALLAH (c.c.)’a kul olma,
ALLAH (c.c.) aşkıyla yanma,
ALLAH (c.c.)’ın varlığında yok olma vaktidir bugün!….

Allah’ım!




Allah’ım!
Ey alemlerin Rabbi!
Ey sevgiyi sevgiyle yaratan!
Ey seven, sevdiren ve sevindiren!
Ey rahmetin sonsuz kaynağı!
Ey merhametlilerin en merhametlisi!
Ey gönüllerin mutlak hakimi!

Ey zatını hamd ile aziz olduğum!
Ey zatını hamdden aciz olduğum!
Ben, layıkıyla övemem Seni!
Sen, övdüğün gibisin kendini!
Seni, layıkıyla ancak Sen tanırsın!
Seni, layıkıyla ancak Sen översin!
Hamd’im Sana mahsustur, sena’m Sanadır!
Umudum, korkum ve sevdam Sanadır!
Özümü Sana çevirdim, Sana tutundum!
Elimi Sana açtım, gönlümü Sana sundum!

Allah’ım!
Ey Vedud olan!
Hem seven, hem de sevilmeyi dileyensin.
Ey varlığı sevgi olan, ey sevginin sonsuz kaynağı!
Biz var ettiğini severiz, Sen sevince var edersin!
O sonsuz hazinenden bizim için de bir sevgi var et!
O sonsuz sevgi selinin içine bizi de kat: sev bizi!
Sen seversen sevdirirsin: sevdir bizi!
Sevdiğini cennetinle sevindirirsin: sevindir bizi!
....
AMİN!..

İçimizdeki Allah Aşkı daim olsun…





Ey Allah’ım!
Nimetini üzerimizden eksik etme! Nefislerimizi azdırma!
Yolundan ayırma! Tembellikten koru! Sevdiklerini sevdir.
Sevmediklerini nefsimize hoş gösterme!
Nimetini salih kullarına vâd ettiklerinle tamamla.
Ya Rabbi! Ayaklarımızı Senin yolunda sabitle!
Hayırlı, sevdiğin neticelere hem dünyada tez, hem ahirette ulaştır.
Ey Allahım! Bizi ateşten koru.
Ya Rabbi! Yolumuzu aç!

Dualarımızı aziz ve yüce İsmin hürmetine kabul et.
Bildiğimiz bilmediğimiz her türlü tehlike ve kötülüklerden koru.
Bildiğimiz bilmediğimiz her türlü güzellik ve iyiliklere eriştir.
Bizleri muvaffak ve muzaffer eyle.
Ayaklarımızı Senin yolunda sabitle!

Hayırlı, sevdiğin neticelere hem dünyada tez, hem ahirette ulaştır.
Allah bizlere makyajla saklanan sahte yüzleri,
kamufle edilerek süslü kaplarda sunulan zehir içecekleri ayırt etme feraseti,
yeteneği, kabiliyeti versin, idrakimizi güçlendirsin.
Allah (c.c.) hepimizin akibetini hayır eylesin.

Dünyanın süs, ziynet ve geçici güzelliklerinden,
aldatmacalarından sıyrılıp Firdevsi Âlâ Cennetine girmemizi
ve orada Cemâlullah’ı seyretmeyi, sevdiklerimizle beraber nasib etsin.
Allah, yaptığınız ibadetleri ihlasla samimiyetle yapılmış makbul ibadetlerden eylesin.
Lütf-u keremi ve ihsanıyla dünyalık isteklerinizi versin,
kıyamet gününde de azabından koruyup cehenneminden emin olan
kullarının arasına dahil etsin.

Cenneti içinde sevdiklerinizle beraber yüksek derecelere ulaştırsın.

İçimizdeki Allah Aşkı daim olsun…

9 Kasım 2009 Pazartesi

HAMAL ....


Belli Bir Saatte Uyanmak İçin OKUNACAK DUA....

Belli Bir Saatte Uyanmak İçin

Belirli bir saatte uyanmak isteyen kimse,

Kevser sûresini üç defa ve Allah'a güvenle okuyup yatarsa, istediği saatte uyanır.


  
  

Allah’ı sevmek, Rasûlüne tâbi' olmak





“(Rasûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız hemen bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve rahmet edici/esirgeyicidir.(Ve yine)de ki: Allah'a ve Rasûlü'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah kâfirleri sevmez.“ (Kur'an-ı Kerim) 

MUHABBET VE TÂBİ’ OLMAK
  Muhabbet; ülfet, sevgi, dostluk, faziletten sayılan şeylere kalbin meyli… Ruhun hayır gördüğü veya hayır zannettiği şeyi istemesi… İnsanın manevi haz-tad aldığı veya kendisinde iyilik ve kemâl/olgunluk gördüğü bir şeye meyletmesi/eğilim duymasıdır.

Muhabbet kâinatın ruhudur. Kâinattaki varlıklar, gerçekte muhabbettedirler; yerin, göğün ve ikisi arasında bulunanların hepsi Allah’ındır, hep onu tesbih etmektedirler. Onların muhabbeti tabiîdir, yaratılışlarındandır.

Cezbe ve coşku anlamı göz önüne alınınca muhabbet, hem hayat sahibi olanlar hem de cemadat (cansız varlıklar) arasında geçerlidir. Mesela demir ile mıknatıs arasındaki cazibe, bu neviden bir muhabbettir.

Hayat sahibi olanlardan maksat; insanların-cinlerin bedenen ve ruhen diri olanları, yani iki yönden de ölü, sağır, dilsiz olmayanlarıdır. Bu vasıflar/nitelikler Kur’an-ı Kerim’in belirttiği manadadır. Nitekim Rabbimiz bu muhabbet yoksunları hakkında buyuruyor ki:
“Andolsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık; onların kalbleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir."(1) “…Onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir…” (2)
Hz. Mevlânâ da hakiki muhabbeti; "Birisinin kalbinde taht kurmak, sevgisini kazanmak istiyorsanız, öylesine sevmelisiniz ki, benliğinizi bırakıp âdeta o olmalısınız" diye anlatır.
Tâbi ise, uyan, boyun eğen, itaat eden, itaatta bulunan demektir.  “ittiba” da tabi olma, uyma, yolundan gitme manalarınadır.

(1) A’raf suresi, 179.
(2) Bakara suresi, 18.

KIRK HADIS ŞERİF ....

image001.gif



KIRK HADIS

1-) Kim benim sunnetimi diriltirse(ihya eder ve yasaminda tatbik ederse) beni sevmis olur. Beni seven de benimle beraber Cennettedir.

2-) Bana itaat eden Allah'a itaat etmis olur. Bana isyan eden Allah'a isyan etmisolur.

3-) Sizden birinizin, arzusu benim getirdigim (Kur'an'a Seriat)e uymadikca kamil imanla iman etmis olamaz.

4-) Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederimki, Ben kendisine babasindan ve cocugundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kamil imanla iman etmis olmaz.

5-) Gercek musluman, muslumanlarin elinden ve dilinden geven icinde oldugu kimsedir. Gercek muhacir ise Allah'in yasaklarini terkeden kimsedir.

6-) Bildigi ile amel eden kisiye Allah bilmedigi ilimlerin bilgisine varis kilar.

7-) Kardesini bir gunahindan dolayi ayip-layan kisi, gunahi islemedikce olmez.

8-) Islam'in dugmeleri dugme dugme cozulecek(Seriatin emirleri tek tek terkedilecek). Her dugme cozuldukce insanlar onu takibedendugmeyi cozmeye tesebbus edecekler. Bu cozulen dugmelerin ilki idari konular, sonuncusuda namazdir.

9-) Sizden kim (Seriate uymayan) bir kotu is gorurse onu eliyle duzeltsin, buna gucu yetmezse diliyle duzeltsin. Buna da gucu yetmezse kalbiyle bugzetsin. Bu sonuncusu ise imanin en zayip mertebesidir.

10-) Cihad, kiyamet gunune kadar gecerli bir emirdir.

11-) Kim gaz yapmadan ve icinde gaza yapma istegini konusturmadan olurse, munafiklikdan bir cesit uzere olur.

12-) Cihadin en faziletlisi zalim sultan katinda hakki soylemektir.

13-) Rabbini gazablandiracak bir meselede sultani hosnud eden(etmeye calisan) Allah'in dininden cikmis olur.

14-) Cennet (nefse agir geldigi icin) hoslanilmayan seylerle, cehennemde sehvete hitap eden seylerle kusatilmistir.

15-) Islam'in disinda bir millet uzerine yemin eden, soyledigi gibidir. (Onlardandir)

16-) Amellerin en hayirlisi sevdigini Allah icin sevmek bugzettigine de Allah icin bugzetmektir.

17-) Kim bir kavme benzemeye calisirsa, o onlardandir.

18-) Munafigin alameti uctur: Konustugunda yalan soyler, vaad verdiginde yerine getirmez, emanet olundugunda hainlik eder.

19-) Kisi din kardesine kafirlik isnad ederse, bu isnad ikisinden birine doner.

20-) Kim bir hayirli isi yapmaya yonelirse, onu yapan kadar mukafat alir.

21-) Arzusu ve hedefi Allah'dan baska sey olarak sabahlayan Allah(in kullain) dan degildir. Muslumanlarin dertleriyle dertlenmeyen de onlardan degildir.

22-) Rabb olarak Allah'a, din olarak islam'a, peygamber olarak Muhammed (s.a.v) erazi olan kisi imanin tadini tatmis demektir.

23-) Islam cemaatinden bir karis da olsa ayrilan, boynundan islam bagini cozmus demektir.

24-) Is ehil olmayana verildiginde kiyameti bekle.

25-) Akilli kisi nefsine hakim olup olumdne sonrasi icin is yapandir. Aciz(akilsiz) kisi ise nefsini arzularina tabi kilip sonrada Allah'a karsi Temennide bulunandir.

26-) Emirleriniz hayirlilariniz, zenginleriniz hosgorululeriniz, isleriniz aranizda danismayla oldugunda yerin ustu sizin icin yerin altindan daha hayirlidir. Ama emirleriniz serlileriniz, zenginleriniz cimrileriniz, isleriniz kadinlarinizin elinde oldugunda yerin alti sizin icin yerin ustunden daha hayirlidir.

27-) Kendimden sonra erkekler icin kadinlardan daha zararli bir fitne birakmadim.

28-) Sozlerin en dogrusu Allah'in kitabidir. Hayat tarzlarinin en guzeli Muhammed(s.a.v) in hayat tarzidir. Islerin en serlileri sonradan uyduranlardir. Her sonradan uydurulan sey bid'attir. Her bid'at sapikliktir ve her sapiklik ta Cehennem'dedir.

29-) Fitne doneminde ibadete sarilmakk, bana hicret etmek gibidir.

30-) Ummetimden bir takim kimseler, ismini degistirerek sarabi(alkollu icecekleri) icecekler. Bu esnada baskalari ucunda (yanlarinda) calgilar calinacak ve sarkici kadinlar olacak. Iste onun icin Allah onlari yere batiracak ve aralarindan bazilarinin sekli maymun'a ve domuz'a cevrilecek.

31-) Suphesiz ki benden sonra ummetimden Kur'an-i Kerim'i okuyan bir kisim insanlar olacak. Fakat onlarin okudugu bogazlarini gecmeyecek. Onlar tipki okun yaydanciktigi gibi dinden cikacaklar, sonra da tekrar ona donmeyecekler. O kimseler, insanlarin ve hayvanlarin en serlileri (kotuleri)dir.

32-) Kalbinden tam bir sadakatle Allah 'tan baska ilah olmadiginina ve Muhammed 'in de Allah'in rasulu olduguna sehadet eden bir kimseyi Allah, cehennem atesine haram kilar.

33-) Kim itaatten bir el kadar ayrilirsa, kiyamet gununde Allah'in huzuruna lehinde hic bir delili olmadigi halde kavusur. Kim de boynunda (halifeye) beyat olmadigi halde olurse cahiliye olumuyle olmus olur.

34-) Ya ogrenen, ya ogreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunlarin disinda bir besincisi olma; helak olursun. Besincisi ise, ilme ve ilim ehline bugzetmendir.

35-) Allah kadin kiyafetini giyen erkege ve erkek kiligina giren kadina lanet etsin.

36-) Allah'a isyan olan bir hususta kimseye hic bir itaat yoktur. Itaat ancak marufta (ser'i olculer icerisinde)dir.

37-) Irkciliga cagiran bizden degildir. Irkcilik icin savasan bizden degildir. Irkcilik uzere olen de bizden(muslumanlardan) degildir.

38-) Kisi arkadasinin dini uzeredir. O halde sizden birisi kiminle arkadaslik yaptigina dikkat etsin. Kisi sevdigi ile beraber(hasrolunacaktir)dir.

39-) Ummetim dinar ve derhemi(parayi, maddi varliklari) yucelttigi zaman onlardan islam'in heybeti kaldirilir. Iyilikle emretmeyi terkettikleri zaman da vahyin bereketinden mahrum kilinirlar.

40-) Insanlar uzerine oyle bir zaman gelecek ki, onalr arasinda dini konusunda(yapilan saldirilara) sabirla karsi koyan, kor parcasini avuclayan gibi olacak.

Veda Hutbesi . ORJİNAL ARABCA... خُطبة حَجّة الوداع

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
xxxxxx


((الحمد لله، نحمَده ونستعينه، ونستغفره ونتوب إليه ونعوذ بالله من شرور أنفسنا، ومن سيِّئات أعمالنا من يَهْدِ الله فلا مُضلّ له، ومن يُضلِلْ فلا هادي له وأشهد أن لا إله إلاّ الله وحْده لا شريك له، وأنّ محمداً عبدُه ورسولُه أوصيكُم عبادَ الله بتقوى الله! وأحثّكم على طاعته! وأستفتح بالذي هو خيرأمّا بعد،
أيها الناس!
اسمعوا منِّي أًبَيِّنْ لكم! فإنِّي لا أدري لعلّي لا ألقاكم بعد عامي هذا في موقفي هذا
أيها الناس!
إنّ دماءَكم وأموالَكم عليكم حرام إلى أن تلقَوْا ربّكم، كحُرمة يومكم هذا، في شهْركم هذا، في بلَدكم هذا ألاَ هل بلّغت؟ اللهم اشْهدْ! فمَن كانت عنده أمانةٌ فلْيُؤدِّها إلى الذي ائتَمَنه عليها
وإنّ رِبا الجاهلية موضوع وإنّ أوّلَ رباً أبدأ به: رِبَا عمِّي العباس بن عبد المطلب وإن دماءَ الجاهلية موضوعة وأوّلُ دمٍ أبدأ به: دمُ عامر بن ربيعة بن الحارث بن عبد المطلب وإنّ مآثِرَ الجاهلية موضوعة، غيرَ السّدانة والسِّقاية والعَمْد قَوَد وشِبْه العَمْد ما قُتل بالعصا والحجَر، وفيه مائة بعير؛ فمن زاد فهو من أهل الجاهلية
أيّها الناس!
إنّ الشيطان قد يئِس أن يُعبد في أرضكم هذه، ولكنّه قد رضِي أن يُطاع فيما سوى ذلك ممّا تَحقِرون من أعمالكم
أيها الناس!
{إِنَّمَا النَّسِيءُ زِيَادَةٌ فِي الْكُفْرِ يُضَلُّ بِهِ الَّذِينَ كَفَرُوا يُحِلُّونَهُ عَاماً وَيُحَرِّمُونَهُ عَاماً لِيُوَاطِئُوا عِدَّةَ مَا حَرَّمَ اللَّهُ فَيُحِلُّوا مَا حَرَّمَ اللَّهُ}إنّ الزمان قد استدار كهيئتِه يومَ خلَق الله السموات والأرض، منها أربعةٌ حُرُم: ثلاثٌ متواليات، وواحدٌ فرد: ذو القعدة، وذو الحجّة، والمُحرّم، ورجب الذي بين جُمادى وشعبان ألاَ هل بلّغت؟ اللّهمّ اشهد!
أيها الناس!
إنّ لِنسائكم عليكم حقاً، ولكُم عليهنّ حقّ ولكُم عليهنّ ألاّ يوطِئْنَ فُرَشَكم غيرَكم، ولاَ يُدخلْن أحداً تكرهونه بيوتَكم إلاّ بإذْنكم، ولا يأتينَ بفاحشة مبيِّنة فإن فعلْن، فإنّ الله قد أذِن لكم أن تهجروهنّ في المضاجع، وتضربوهنّ ضرباً غيرَ مبرِّح فإن انتهيْن وأطعْنَكم، فعليكم رزقُهنّ وكسوتهنّ بالمعروف وإنما النساء عندكم عوانٍ لا يملكْن لأنفسهنّ شيئاً أخذتموهُنّ بأمانة الله، واستحلَلْتم فروجهنّ بكلمة الله فاتّقوا الله في النساء! واستَوْصُوا بهنّ خيْراً! ألاَ هل بلّغْت؟ اللهمّ اشهَدْ! ألاَ هل بلّغت؟ اللهمّ اشهدْ!
أيها الناس!
إنما المؤمنون إخْوة، ولا يَحِلُّ لامرئٍ مسلم مالُ أخيه إلاّ عن طيبِ نفْسٍ منه! ألا هل بلّغت؟ اللهمّ اشهدْ! فلا ترجِعُنّ بعدي كفّاراً يضرب بعضُكم رقابَ بعضٍ؛ فإنِّي قد تركتُ فيكم ما إن تمسّكتُم به لن تَضِلّوا بعده: كتاب الله! ألا هل بلّغت؟ اللهم اشهدْ!
أيها الناس!
إنّ ربكم واحد! وإنّ أباكم واحد! كلّكم لآدم، وآدمُ من تراب! أكرمُكم عند الله أتقاكم إن الله عليم خبير ليس لعربِيٍّ على عَجميٍّ فضلٌ إلاّ بالتقوى ألاَ هل بلّغت؟ اللهمّ اشهدْ!)) قالوا: نعم قال: ((فلْيُبلِّغِ الشّاهدُ الغائبَ! أيّها الناس! إنّ الله قسَم لكلِّ وارثٍ نصيبَه من الميراث؛ فلا تجوز وصيّة لوارث في أكثر من الثّلث والولدُ للفراش، وللعاهر الحجَر مَن ادّعَى لغير أبيه، أو تولّى غيرَ مواليه، فعليه لعنةُ الله والملائكة والناس أجمعين؛ لا يُقبل منه صرفٌ ولا عدلٌ والسلام عليكم ورحمة الله وبركاته))

"Ey insanlar!

"Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim.

"Insanlar!

"Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil

mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden

korunmustur.

"Ashabim!

"Muhakkak Rabbinize kavusacaksiniz. O'da sizi yapti olayi sorguya cekecektir. Sakin benden sonra eski

sapikliklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar,

bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis

olur.

"Ashabim!

"Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her cesidi kalidirilmistir. Allah

böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib'in oglu (amcam) Abbas'in faizidir. Lakin

anaparaniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz.

"Ashabim!"

"Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Cahiliye devrinde güdülen

kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin

Rabia'nin kan davasidir.

"Ey insanlar!

"Muhakkak ki, seytean su topraginizda kendisine tapinmaktan tamamen ümidini kesmistir. Fakat siz bunun

disinda ufak tefek islerinizde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak icin bunlardan da

sakininiz.

"Ey insanlar!

"Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah'in

emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah'in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde

hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkinizi; yataginizi hic

kimseye cignetmemeleri, hoslanmadiginiz kimseleri izininiz olmadikca evlerinize almamalaridir. Eger

gelmesine müsade etmediginiz bir kimseyi evinize alirlarsa, Allah, size onlarin yataklarinda yalniz

burakmaniza ve daha olmasza hafifce dövüp sakindirmaniza izin vermistir. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki

haklari, mesru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

"Ey mü'minler!

"Size iki emanet burakiyorum, onlara sarilip uydukca yolunuzu hic sasirmazsiniz. O emanetler, Allah'in kitabi

Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin (a.s.m) sünnetidir.

"Mü'minler!

"Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanin kardesidir ve böylece bütün Müslümanlar

kardestirler. Bir Müslümana kardesinin kani da, mali da helal olmaz. Fakat malini gönül hoslugu ile vermisse

o baskadir.

"Ey insanlar!

"Cenab-i Hakk her hak sahibine hakkini vermistir. Her insanin mirastan hissesini ayirmistir. Mirasciya vasiyet

etmeye lüzüm yoktur. Cocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina eden kimse icin mahrumiyet vardir.

Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah'in,

meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin. Cenab-i Hakk, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet

ve sehadetlerini kabul eder.

"Ey insanlar!

"Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem'in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap

olmayana, Arap olmayanin da Araap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin

da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadir. Allah yaninda

en kiymetli olaniniz O'ndan en cok korkaninizdir.

"Azasi kesik siyahî bir köle basinza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'in kitabi ile idare ederse, onu

dinleyiniz ve itaat ediniz.

"Suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. Baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine

suclanamaz.

"Dikkat ediniz! Su dört seyi kesinlikle yapmaycaksiniz:

Allah'a hicbir seyi ortak kosmayacaksiniz.
Allah'in haram ve dokunulmaz kildigi cani, haksiz yere öldürmeyeceksiniz.
Zina etmeyeceksiniz.
Hirsizlik yapmayacaksiniiz..
"Insanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri

zaman kanlarini ve mallarini korumus olurlar. Hesaplari ise Allah'a aittir.

"Insanlar!

"Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?"

Saheb-i Kiram birden söyle dediler:

"Allah'in elciligini ifa ettiniz, vazifenizi hakkiyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye

sehadet ederiz!"

Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) sehadet parmagini kaldirdi, sonra da cemaatin üzerine cevirip indirdi ve söyle buyurdu:

"Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab!"

GÖZLERİMİN GÖZLERİNE DEĞDİĞİ YERİ HİC KÖRELTME




GÖZLERİMİN GÖZLERİNE DEĞDİĞİ YERİ HİC KÖRELTME


Caresizdim, caresizdin aslinda....
Duyarsiz ve törel zihniyetli insanlar bir sisli duvar gibi süzülüyordu aramizda... Gözlerim dalinca boşluğa, hayaline ne zaman dokunmak istesem, bu duyarsizlik parcaliyordu bizi.

Sen gökkuşağiydin. Kafami her kaldirdiğimda rengarenk gülümseyen...
Gökkuşaği kadar eşsiz, gökkuşaği kadar erişilmez..

Ve gökkuşaği gibi yağmurla gelen...

Ben ise ufacik bir kara parcasinin üzerinde umutsuzca izliyordum gökkuşağini uzaktan...

Gece olunca, ben duyarsiz ve törel zihniyetli insanlarin arasinda kendimi bile unuttuğumda sen, düşlerim ve düşüncelerim kadar karmaşik olan o şehirde--İstanbul’da--öfkelenirdin.
Öfken caresizliğindi.
Bilirdin ve bilirdim.

Balkona defalarca cikip aramizda uzayan, ucu bucaği olmayan yollara bakar ve yüreğimdeki sevda aleviyle yeniden dönerdim odama. O an ne yaptiğini düşünürdüm.. Hangi gömleği tenini okşuyor, hangi terliklere ayaklari değdi, hangi koltuğa birakti bedenini?

Yoksa balkonundan seyri doyumsuz Adalar’i mi seyrediyor, yakamozlarla süslenmiş denizi seyrederken beni düşünüyor mu, yaninda olamayişimin, birbirimize gec kalişimizin haksizliğini benim kadar duyumsuyor mu?

Zihnimi her gece katleden bu düşünceler, beni sisli duvarlara hapseden tüm mecburiyetler ve zihnimi günden güne uyuşturan bir aşkla uykuya dalardim.

Sabah olurdu daimi karanlik bu kentte... Her sabah dün gece öldürdüğüm düşlerimi sağaltarak başlardim güne. Öfkendeki caresizliğe care arardim saatlerce.

Gözlerinin gözlerime ilk dokunduğu ani düşlerdim ve dudaklarini dudaklarimda keşfettiğimde, hissettiğim o yakici titremeyi...

Sense başini yukari kaldirarak gülümserdin bu şaşkin, cocuksu titreyişime.

Karli dağlarin arkasinda güneş işiği gibi isitan gülümsemene, hickimsenin besteleyemediği bir musiki olan buğulu sesine ve hangi duygularla baktiğini keşfedemediğim karanlik bir bilmece olan simsiyah gözlerine vurulmuştum..

Ne zaman aramizdaki sisli duvarlardan bahsetsem, gülümsemen kaybolurdu yüzünden; o an deniz grileşir, hava kararir, cevremizde koyu bulutlar kümelenir ve öfkeni salardin üzerime. Gözlerin kapkaranlik bir girdap gibi cekerdi beni icine..

Her günün sonunda ayaklarim beni cehennemime götürürdü. Yillardir aşina olduğum her şey yabancilaşir, silikleşir ve kaybolurdu. Geriye sadece uzaktan seyretmekle yetindiğim yildizlar kadar uzak sen ve ucsuz bucaksiz sevgim kalirdi.

Oysa günün birinde gidecektin ve bana düşsel suretini birakacaktin. Gitmeden önce calinmiş bir sonbahar öğle sonu gözyaşlarimi sürdüm yüzüne, bedeninin sakli kalan tüm kivrimlarinda gizledim bedenimi. Tüm duyarsizliğa, törel zihniyete ve sisli duvarlara; aramizda yilan gibi kivrilan puslu yollara meydan okuyarak...

Deniz yine griydi; gökyüzü, üzerinde durduğum ufacik kara parcasinda beni ezmek icin alcaliyordu. Kibritini cakip yüreğime atip gittin ve bir daha da dönmedin...

Ne kadar zaman gecti aradan, saymadim ve bugün hayatinda bir başkasinin olduğunu duydum.

Yakip da yüreğime attiğin kibrit cöpünün ateşi sönmedi hala.. Aramizda örülen sisli duvarlar parcalandi bugün ve parcalanan her oyuktan minicik bir el sizdi düşlerime. Gözleri benimki gibi hüzünlü kivrilan ve seninki gibi karanlik bakan...

Gözlerinin gözlerime dokunduğu yerde durdum hep... Yillarca coğalttim seni, sen de beni coğalt. Derinlerindeki özlemlere yürü,bizi tüm gec kalmişliğa rağmen buluşturan yağmur dokunsun tenine..

Gözlerimin gözlerine değdiği yeri hic köreltme

AYRILIK KAPIYI ÇALIYOR...


İNSANI ÖLDÜREN ..


Hasretim Şimdi Gözlerine







 
Uzaktayım şimdi senden çok uzakta
Baktığım her yerde sen,
Duyduğum her şarkıda sen
En kötüsüde baktığım her yarde gözlerin var.

 
Hasretim şimdi gözlerine
Hasret kaldım sesine
Hasret kaldım herşeyine
Ne zaman bitecek bu hasretlik diye
Düşünüyorum her gece
Hasretinden ağlıyorum her gece


Hasretim dedim ya gözlerine
O gözler acı veriyor şimdi bana
O gözler benim sana baktığım gibi bakmayacak bana
Biliyorum imkansız bu aşk
Benim seni sevdiğim gibi sevmeyeceksin beni
Kalbinde ben olmayacağım.
 
2007



Sensiz Yaşaması Ne Kadar Kötü





gözümde yaş oldun başımda duman
demek ayrılıgın bu kadar kötü
özlem ateşiyle yandıgım zaman
sensiz yaşaması ne kadar kötü

baharı tatmadım kışım bitmedi
sana kavuşmaya gücüm yetmedi
geri dön demeye yüzüm tutmadı
demekki gariplik ne kadar kötü

her zaman sevgine açtım kapımı
ayrılık durmadan çekti ipimi
hasretin doldurdu gönül küpümü
yalnızlık belası ne kadar kötü

ellerin elime degmesin varsın
içimde alevsin saçımda karsın
sevdiğinden niye kaçarsın
seveni aglatmak ne kadar kötü

AH BENİM GÖNLÜM EYVAH ÖMRÜM ....




Bu ne keder böyle gönlüm
sevilmeden sevdin yine
acı zaten yazgın gönlüm
sevilmeden sevdin yine

Dur ne olur artık sabret
bulunur sevenin elbet
gözyaşı dökmene sebep
sevilmeden sevmen gönlüm

Çaresiz bir aşka düştün işte
her gördügüne gönül verme
mejnun leylada böyle
harap olup gitmedimi gönlüm.

5 Kasım 2009 Perşembe

Gözlerim görmez oldu aldı aklımı...


Güneş gibi parlayan güzel yüzün
Gözlerim görmez oldu aldı aklımı
Ela gözlerin bedenden can alır
Gözlerim görmez oldu aldı aklımı

Rabbim çizmiş kaşı gözü endamı
Kerem eyle şu zavallı mecnunu
Gönlüm yaralı, bekler yar elini
Cemalini gördüm aldı aklımı


Subh-u dem gördüm bir afat-ı devran
Şu pınara doğru reftâr ediyor
Bir alev kapladı gönlümü o an
Bana karşı atfı nazar ediyor.



2007..



Bugün Çok Mutluyum


ben
bugün çok mutluyum
çünkü seni düşünüyorum
ben her gün mutluyum
çünkü her gün seni düşünüyorum
ben her an çok mutluyum
çünkü her an seni düşünüyorum

anlatamam
ne kadar mutlu olduğumu
ama çocuklar gibi desem
seni o gülücüklerime anlatabilsem





 



ben
bugün çok mutluyum
çünkü seni düşünüyorum
keşke her gün bu şiiri yazabilsem
keşke seni anlatabilsem
ama çicekler gibi desem
güzelliğini satırlarıma dökebilsem


dediğim gibi bütün satırlarım senin için
ben çok mutluyum
çünkü seni düşünüyorum
çünkü seni 

çünkü seninleyim
.
.
.
bundan ötesi yok işte
sen benim herşeyimsin...

BİR AVUÇ MUTLULUK ........




Seven yüreklerin,
Doyuma ulaşmak istediği, duygudur mutluluk.
Gülün kırmızısında,
Kardelenin yalnızlığında,
Buğdayın, eğilmeyen başağındadır mutluluk.

Sevilenin,
Yanı başındadır mutluluk.
Gülün dikenlerine rağmen, bülbülün aşkında,
Kelebeğin kanadında,
Bir şarkının notasında,
Ay ışında,
Mehtabın gözlerindedir mutluluk.

Görebildiğin,
Uzanıp tutabildiğin,
Yüreğini ortaya koyabildiğin kadar,
Senindir mutluluk.
Ama.., Bana seninle..,
Bir avuç mutluluk yeter.

Pulluğun toprağı yırttığı gibi,
Tırnaklarımızla,
Hayattan kazıdık biz mutluluğu.
Ter aktı alnımızdan tuzlu tuzlu.

Bazen de,
Bir buse çalar gibi yarin yanağından,
Hayatın avuçlarından,
Çaldık mutluluğu.


Umutlarımızla sağaltarak,
Çoğaltık mutluluğu düşlerimizde.
Ana sütü gibi temiz,
Hemde.., ana sütü gibi helal...

Ama.., ay yüzlüm..,
Mutluluk denizinde yüzsek bile,
Sen de biliyorsun,
Bana seninle,
Bir avuç mutluluk yeter...

4 Kasım 2009 Çarşamba

GÖZLERİN





Bir sevda tutulur umudu beste
Soluklanır sevda yeli aheste
Ruhlara ilaçtır eser nefeste
Sevdaya özenir mahmur gözlerin

Sevdaya özenir ömrü boyunca
Ne güzel yakışır soylu soyunca
Bakışsın yüzlere gözler doyunca
Bana ilham olur umman gözlerin

Sevgi bir fırtına yön verir aşka
Ferman ilan eder kaldırmaz teşke
Görünce sevdayı bayılır köşke
Sevda ifadesi mağna gözlerin

Bir çift göz şahittır sevda özüne
Al benisi yansır değer gözüne
Gözüne aşığım bir bak yüzüme
Masum sevda sunar bakan gözlerin


2007

Gidiyorum Sevgidiğim..




Tam bir yıl oldu.. Hala içimdesin.. Hala gözlerin ve gülüşün aklımda.. Aklımdan
bir an olsunda çıkmadılar.. Geceleri sıcaklığını hissettim.. Karanlığımda sana
sarılıp uyudum.. Seni içimde büyüttüm ve seni kimse bilmedi.. Senin için güçlü
oldum.. Bendeki sen için, sevgim için.. Sen, bugün bana uzun zamandır
olmadığın kadar yakınken sana söylemek istediğim birkaç şey var....

 
Bazen sinirleniyorum, kızıyorum sana.. Ne bu halimiz bizim diye?
Ne bu yaşadığımız? Buna bir insan yüreği daha ne kadar katlanabilir ki ben
katlanayım? Nereye kadar?..

 
Çok acı çektim ve hala çekiyorum.. Neyin bedelini ödüyorum diye düşünüyorum
bazen.. Belkide seninle yaşadığım mutluluğun bedeli diyorum.. İşte o zaman
kabulleniyorum acımı.. İşte o zaman her şeye değer diyorum kendi kendime..
Seninle olduğum her dakikanın bedelini ödemeye razıyım diyorum..

 
Yine yağmur yağıyor sevgidim.. 1 yıl önce bugün yağdığı gibi.. Ve yine bizim
şarkımız çalıyor.. Tek fark sen yoksun.. Senin sıcaklığın, yanındayken duyduğum
mutluluk yok.. Hep diyordum ya “seni sensizde yaşarım diye”.. Artık
yaşayamıyorum sevgilim... Ve artık biliyorum ki yaşanacak birşey de kalmadı..
Benim için tek çare seni unutmak.. Umutlarımı bir kenara atmak.. Seninle
başladığım bu yola artık sensiz devam etmek....

 
Bu gece son kez resimlerine bakıyorum.. Bu gece son defa adını anıyorum,
son defa seni sevdiğimi haykırıyorum.. Bir daha seni görmemeye, sevgini kalbime
gömmeye yeminler ediyorum.. Tükenen umutlarıma son noktayı koyuyorum..

 
Gidiyorum Sevgidiğim..


2008

ACILAR YAŞANIR ANLATILMAZKİ







Beynimde sanki baloncuklar,patlıyor.
kulaklarım durmaksızın çınlıyor.
Sırtım deliniyor matkap delik açıyor.
Acılar ağrılar içine gömüldüm f.........a.
...............ACILAR YAŞANIR ANLATILMAZKİ..

Boşluğa bakar bakar,dalar gözlerim.
Kalbim başka söyler,ağzımda ayrı sözlerim.
Kimi gün feryat figan,kimi durgun günlerim.
Dünyam zifiri karanlık oldu ışık yok f........a.
..............ACILAR YAŞANIR ANLATILMAZKİ...


Boğazımda yumruk içim yanıyor.
Kalbimdeki yara durmaksızın kanıyor.
Beni gören gözler mecnun sanıyor.
Karanlığa gömüldüm çıkış yok f.....a.
..........ACILAR YAŞANIR ANLATILMAZKİ...

Şu dünyaya geldim birgün gülmedim.
Eller gibi demi devran sürmedim.
Çok acılar çektim fakat yine ölmedim.
Gömüldüm acılara battım ben f......a.
...........ACILAR YAŞANIR ANLATILMAZKİ...

İnsanlar gülüp eğleniyor hemde neşeli.

Dünya ne toz pembe nede fıstık yeşili.
Hele bilmessin , ne kasvetli HASTANE köşesi ,
Zifiri karanlık her yer gömüldüm f.....a.


ACILAR YAŞANIR ANLATILMAZKİ..

3 Kasım 2009 Salı

Unutmadım Seni UNUTAMADIM!






Hayli zaman geçti gittin gideli,
Unutmadım seni, unutamadım.
Günlerim zor geçti gittin gideli,
Unutmadım seni, unutamadım.

Unutmak istedim, baktım olmuyor,
Gönlüme ektiğin güller solmuyor,
İçimde çağlayan seller durmuyor,
Unutmadım seni, unutamadım.


Ne yaşadık san ki, ne yaptık senle?
Yoruldum hiç derman kalmadı bende.
Bana dair bir iz kaldı mı sende?
Unutmadım seni, unutamadım.

Unuttum museni, aramaz oldum,
Arayıp halini soramaz oldum,
O gün, bugün böyle yaramaz oldum,
Unutmadım seni, unutamadım.

Yaktığın ateşi söndüremedim,
Gönlümü bir daha döndüremedim,
Aşkını kalbime gömdüremedim,
Unutmadım seni, unutamadım.

Sevdan ağır geldi taşıyamadım,
Seninle gönlümce, yaşayamadım,
Sensiz yaşamayı başaramadım,
Unutmadım seni, unutamadım.

Gülüşü, gülmeyi hepten unuttum
Hergece peşinden nöbetler tuttum
Senin için bilsen neleri yuttum
Unutmadım seni, unutamadım.

2 Kasım 2009 Pazartesi

Yeniden Doğuyorum


Yeniden Doğuyorum






Hayat hikayelerim okunuyordu, gece güne girerken
Bilmem hangi ayın kaçında, kaç günahkar doğarken


Sesler yükseliyordu minarelerden es-salatü ves selamu…
Gam kaplamış tüm sokaklarımı arıyorum kendimi
Toplanmış kolu komşu kalabalık meydanda
Gönül defterim açılmış yeniden
Gözlerim kapalı okuyorum bir bir
Şahitlerim hep orda, yüzüm çok gergin
Dualar gırıla, sorgumsa çok haşin


Beyazlar  giydirmişler gönlüme
Bedenimse perişan, darbelerde yüreğim
Sevgilim yok yanımda, yolsa çok uzun
Açık kalmış pencerem, nefeste şairim
Gördüğüm doğruysa vay halime


Masumca rüyaya yatarken zor gönlüm
Yazgılarım zulmette mi duruyor
Yağıyor yağmurlar toprağımın üstüne
Kocaman karanfiller açıyor
Bende karanfillerle açarken gözlerimi
Yeniden doğuyorum seninle…




Şimdi yüreğimdeki uykudan uyanma vaktimdir
Ey yar! yeniden doğuşum; senin büyüme saatindir
Bak işte yeniden doğuyorum…

Küllerimle yeniden doğuyorum



Dağıldıysam da bir boşluğa
Tüm vücudum param parça
Düşüncelerim hala bütün,
Tek başına, tutkulu, ve özgür

Algısızlık ve şaşkınlık uzak bana
Kalbim mızraklarla delinmiş
Her parçası dört bir yanda
Başım bir mızrağın ucunda

Yenilmiş savaşçılar var herbir yanında
Vücutları param parça
Bir rüyanın uzayında
Yükselırken yavaş yavaş o boşlukta
Beyaz kanatlarım açılmış
Sonsuz çemberin tam ortasında

Ben dolunay’a aşığım, dolunay bana
Neler düşlemiştik neler;
Bak ben ne gerçekler buldum
Kutsal bir ağaçtan çıkan
Dikenlerle yoğruldum

Hayat böyledir bazen
Biraz tatlı, biraz ekşi
Beyaz atıyla dönen prens gibi
Boncuk gözlü bebek gibi
Sıcak bir yaz rüzgarın kanadında
Gecenin ilk ışıklarıyla
Kapara toprağın kollarından
Küllerimle yeniden doğuyorum.

29 Ekim 2009 Perşembe

Adı Bende Saklı - Sezen Aksu -




Bölünür sancıyla uykular
Sığınak değil en kuytular
Gökte ay on dört ben dolunay
Son hatıranı sinene say 
Bu kadarına razıyım yar

Uzak diyarlarda evli barklı
Mutluluk en çok onun hakkı
Bu yorgun kırık dökük hikayede
Adı bende saklı

Dalda muhabbette kumrular
Bana ayrılığı sordular
Dedim afet,yangın dedim kar
Dedim adet aşkı vururlar 

Uzak diyarlarda evli barklı
Mutluluk en çok onun hakkı
Bu yorgun kırık dökük hikayede
Adı bende saklı

Acı Var .....

 

Hasretlik canıma yetti yetiyor
Yürekte hasretin,özlem,acı var
Tükenir fitilim yağım bitiyor
Yürekte hasretin,özlem,acı var

Olmazsan olmazım canım gibisin
Ruhuma çerçeve tenim gibisin
Hayalde de olsan yanım gibisin
Yürekte hasretin,özlem,acı var

Onmuyor sensiz onmuyor yaram
Sensiz tüm sevdalar bu cana haram
Tütersin burnumda sen buram buram
Yürekte hasretin,özlem,acı var

Sönüyor ocağım tütmüyor benim
Kavuşmaya gücüm yetmiyor benim
Yinede umudum bitmiyor benim
Yıllarca andığım başım tacı var.


11-05-2007

Ben seni hiç unutmadım ki - 2


Ben seni hiç unutmadım ki
Sen benim yüreğim de saklı
Ben seni hiç unutmadım ki
Sen yüreğimin derinliğin de bir
inci

Okuyorum aşk şiirlerini nice sevgilerden
Sen geliyorsun aklıma
İzliyorum nice aşk filmlerini sevgilerden
Sen geliyorsun aklıma

Artık aşk meşk bu zamanı geride bıraktım
Bıraktım ama hülyaya da hiç yatmadım
Sen den sonra da aşkı hiç öyle tatmadım
Ben seni hiç unutmadım ki

Ara sıra açılırım denize
Sandal, yanımda bir olta birde zoka
Açılırım tek başıma ama
Belki de unutmak isterim mazilerdeki anılarımı tek başıma

Yok, artık zamanı da hiç mi hiç kovalamıyorum şimdi
Ruhum dersen bilmem, bedenim ise çok gizli,
Artık can dostum yüreğimin dili

Biz birbirimizi hiç unutmadık ki
Unutmadık ama bu dostluğumuz tertemiz
Dürüstçe ebedi.......


18-06-2007

Ben Seni Hiç Unutmadım !


Yıllar geçti,ben yoruldum
Dillerde kirlendi adım
Ne uslandım,ne duruldum
Ben seni hiç unutmadım...

Takvim sonunu unuttu
Bülbül kanını unuttu
Düşman kinini unuttu
Ben seni hiç unutmadım...

Çehren gibi baktım aya
Kanadım,toprağa,suya
Dağ-taş düşerken uykuya
Ben seni hiç unutmadım...

Sen,gönlünce bir aşk düşle
Hayata yeniden başla
Sevgim üzerse bağışla
Ben seni hiç unutmadım...


Dinlemedim eşi-dostu
Herkes kızdı,sonra sustu
Bana annem bile küstü
Ben seni hiç unutmadım...

Bir vedayla ölünmezmiş(!)
Bana kız mı bulunmazmiş(!)
Bilmezler,bu garip bir iş
Ben seni hiç unutmadım...

Şu akşamlar yordu beni
Yıldız-yıldız vurdu beni
Hatiralar sardı beni
Ben seni hiç unutmadım...

Biz ayrıldık,ah bu yüzden
Dalgalar koptu denizden
Bir ben kaldim,ikimizden
Ve ben seni unutmadım...

Aslı,nazını unuttu
Kerem,sazını unuttu
Mecnun,sözünü unuttu
Ben seni hiç unutmadım...

Şu göklere yemin olsun
Kızıl kara yemin olsun
Yalan yere yemin olsun
Ben seni hiç unutmadım...

Binbir kere yemin olsun
Ardınsıra yemin olsun
Ben seni hiç unutmadım
Ben seni hiç unutmadım
Ben seni hiç unutmadım...

SENDEN OZUR DILIYORUM



SENDEN OZUR DILIYORUM




Farkında mıydım, yoksa degilmi bilmiyorum,
Bir hatam oldu, af diliyorum.
Sen affetsende, kendimi ben etmeyecegim,
Önünde diz çöküp, özür diliyorum.


Hayallerim, simdi biraz kırık,
Gözlerim nemli, yüregimse buruk.
Yapmamalıydım bunu, insan olan varlık,
Düsüncelerim simdi, inan darmadagınık

Farkındamıydım, yoksa degilmi bilmiyorum,
Bir hatam oldu, af diliyorum.
Sen affetsende,
kendimi  asla etmiyecegim,
Önünde diz çöküp, özür diliyorum.