8 Şubat 2010 Pazartesi
HİCRANLA KURUDU GÜLLERİM BENİM
Ardından bakarken gözlerim yaşlı
kırıldı kollarım, ellerim benim
sen gittin gideli Türküler yaslı
bir düzen tutmuyor telerim benim
araya yüce yüce dağlar girdi
üstüme simsiyah perdeler indi
sen orda, ben burda ağlarız şimdi
hasretle yanıyor yüreğim benim
baharın gülünde taşıdım seni
sazımın telinde yaşadım seni
türküler elinde aşırdım seni
sonsuza sustu yar dillerim benim
seni sordum her yerde, seni aradım
gün begün hasretle kavrulup yandım
dönüşsüz bir yola düştü feryâdım
hicranla kurudu güllerim benim
bir yanım çöllerde kavrulur gider
bir yanım rüzgarda savrulur gider
Hasan aşk ile kahrolur gider
şimdi perperişan hallerim benim
Sularda hülyalı bakışın kalmış ..
El ele gezdiğim ıssız sokaklar
Bir içli sevdanın sırrını saklar
Uzanır ellerin usulca okşar
Sevgimi incinen nazlı yerinde
Duvarda incecik nakışın kalmış
Sularda hülyalı bakışın kalmış
Sevda bir çiçekmiş gönül bağında
Koparıp göğsüme takışın kalmış
Geçip gitti günler hicranla gamla
Bazen nehir gibi, bazen bir damla
Kahrolmakda varmış, bir gün acınla
Ömrümün karanlık gecelerinde
Baktığın her dalda bir izin kalmış
Her köşe başında bir gizin kalmış
Süsenin sünbülün nergizin kalmış
Gönlümün har düşmüş bahçelerinde
Has bahçede karanfilsin destesin
Gül kokardı buram buram nefesin
Şimdi hangi diyar, acep nerdesin
Arar mısın sende Efnan'ı düşlerinde?
Kalbimde hasretin hıçkırıkları ...
Yıllarca anlatsam sana sevgimi
kalemler tüketsem bitirememki
çıkarmak istesem kalbimdekini
hasret ırmağına götürememki
sensin bu gönlümün gülü dikeni
sensin bu ömrümün sevda yelkeni
aşkın hançeriyle vursanda beni
gözlerim görmeden ben ölememki
gönlümde acının cam kırıkları
gözümde hasretin hıçkırıkları
kalbine saklarsan ayrılıkları
senin sevdiğini ben bilememki
duy artık gönlümün haykırışını
şu seven kalbimin yalvarışını
kırma gönlümdeki sabır taşını
ölünceye kadar bekleyememki
Ben ömrümce seni aradım
kanadıkça kalbim hasretle sardım
hep isyan ettim böyle, hep ağladım
gözyaşım silmezsen ben gülememki
Aşk İksiri
Zaman kadehinden aşk iksirini
İçti gönlüm eyvah eyvah diyerek
Sürüyüp ardından gam zincirini
Geçti ömrüm eyvah eyvah diyerek
Yıllarca dolaşıp bir aşk peşine
Düşemedim bu cihanda eşime
Sümbül kucağına gül ateşine
Yandı gönlüm eyvah eyvah diyerek
Şu figan bülbülün yaslı sesi mi
Yaralı kalbimin inlemesi mi
Yakama sarılan aşk perisi mi
Deşti gönlüm eyvah eyvah diyerek
Üzerime yağan kar diyemeden
Üşüdü yüreğim sar diyemeden
Benimde sevenim var diyemeden
Göçtü ömrüm eyvah eyvah diyerek
Ne yazlara doydum ne baharına
Ne koklayıp doydum gülü zarına
Bir umut kalmadı deyip yarına
Küstü gönlüm eyvah eyvah diyerek
Hayatta nihayet bulunca demim
Çile deryasında kayboldu gemim
Olmadı dünyada candan sevenim
Geçti günüm eyvah eyvah diyerek
Benim hasret ile del oldu
Gözlerimin yaşı bahri sel oldu
Bazen tipi boran, bazen yel oldu
Biçti ömrüm eyvah eyvah diyerek
Damla Damla Yanağına Çiz Beni
Sen uykuysan, ben gördüğün düş olam
Sen yuvaysan, ben bir yavru kuş olam
Ağlar isen gözlerinde yaş olam
Damla damla yanağına çiz beni
Sen sevda ol, ben uğrunda can veren
Sen gülnişah, ben eteğe yüz süren
Sen avcı ol, ben yaralı bir ceren
Sıra sıra kurşunlara diz beni
Sen güneş ol, ben günyüzü görmeyen
Sen neşe ol, ben ömrünce gülmeyen
Sen tabip ol, ben derdinden inleyen
İlmek İlmek acılardan süz beni
Sen leyla ol, ben yağmursuz çöl olam
sen yangın ol, ben savrulan kül olam
sen bahçevan, ben bahçende gül olam
arı gibi daldan dala gez beni
ben bir etek, sen kocaman bir dağ ol
ben bir çalı, sen alımlı bir bağ ol
ben efnan sen canımda bir can ol
isterisen toprak toprak ez beni
Bir Alevsin Avuçlarımda
Çicek çiçek açıp ağaçlarımda
Yaprak yaprak dalda solan sevdiğim
Damla damla akıp göz uclarımda
Derya derya kalbe dolan sevdiğim
Bazen bir alevsin avuçlarımda
Bazen bir menekşe yamaçlarımda
Bazen bir rüzgarsın kır saçlarımda
Tutam tatam başım yolan sevdiğim
Bir zaman ömrümüz yazdı bahardı
Ne bülbül ah eder ne gül ağlardı
Dört mevsim kalplerde bir aşk yanardı
Şimdi bir külleri kalan sevdiğim
Kalmadı içimde sevgiye bir yer
İşkenceye döndü saatler günler
Yüreğim bir mezar sığmaz ölüler
Sonsuz acılara salan sevdiğim
Benimdir çileler bu ayrılıklar
Dinmeyen gözyaşı bu hıçkırıklar
İçimde bin özlem bin kahır var
Anladım bu dünya yalan sevdiğim
O Yarin elinde mendil olaydım ..
O yarin elinde mendil olaydım
sürmeli gözüne süreydi beni
hayat bahçesinde bir gül olaydım
her bahar rüzgara vereydi beni
bir şarkı olaydım gönül dilinde
savrulup gideydim seher yelinde
gül olaydım ben o yarin elinde
her sabah koklayıp öpeydi beni
yüce dağ başında pınar olaydım
akıp akıp yüreğine dolaydım
gül olup uğruna her gün solaydım
her gelip geçende göreydi beni
gidipte dönmese yine beklerdim
ömrümü verseler ona eklerdim
dermansız dert olsa yine çekerdim
yeterki bir gelip göreydi beni
mecnunun düştüğü çöle döneydim
çöllerde savrulan küle döneydim
geçtiği yollarda güle döneydim
her bahar gelende dereydi beni
dönmese bir ömür hasret çekerdim
sümbül ile ağlar boyun bükerdim
gözlerimden kanlı yaşlar dökerdim
yağan yağmurlara diyeydi beni
gidip kapısında taşa döneydim
dolanıp dolanıp başa döneydim
gözünde süzülen yaşa döneydim
her gece yastıkta sileydi beni
Efnan'ım uğruna dağlar deleydim
bir mendil olaydım yaşın sileydim
elleri elimde düşüp öleydim
kalbinin içine gömeydi beni
Bir Sen Değişmedin Şu Yüreğimde
Yıllar gelip geçti zaman değişti
Bir sen değişmedin şu yüreğimde
Dağlara kar düştü duman değişti
Bir sen değişmedin sevdiğim bende
Ovalar nehirler düzler değişti
Baharlar rüzgarlar güzler değişti
İnsanlar nesiller yüzler değişti
Bir sen değişmedin şu yüreğimde
Sen hala içimde incecik sancı
Biricik sevdiğim başımın tacı
Sevenler eskidi herkes yabancı
Bir sen eskimedin şu yüreğimde
Mevsimler takvimler yıllar eskidi
Resimler kavimler kullar eskidi
Gelenler gidenler yollar eskidi
Bir sen eskimedin sevdiğim bende
Şaşsa da yollarım kesilsede hız
Gözlerin gönlümde sönmeyen yıldız
Hala yavuklumsun o nazenin kız
Bir sen değişmedin şu yüreğimde
Kurallar töreler bazlar değişti
Sevdalar sevgiler hazlar değişti
Kadınlar gelinler kızlar değişti
Bir sen değişmedin şu yeryüzünde
Eserken başımda kavak yelleri
Bağlanmıştı gönlüm öyle serseri
Sen hala sevecen nazlı cilveli
Hiç mi değişmedin sevdiğim bende
Bakışlar işmarlar gözler değişti
Şarkılar duygular sözler değişti
Saçlara ak düştü yüzler değişti
Bir sen değişmedin sevdiğim bende
Şehirler sokaklar evler değişti
Bahçeler tarlalar köyler değişti
Ağalar köleler beyler değişti
Bir sen değişmedin şu yeryüzünde
Bir Ömür Seninle
Bir ömür seninle başbaşa kalsak
Hayatı beraber koşsak ne olur
Bütün yıldızları bir bir dolaşsak
Zamanı beraber aşsak ne olur
Şarkılar söylesek aşkın dilinden
Nağmeler dinlesek seher yelinden
Bahar yağmuruyla duygu selinden
Gönül ırmağına taşsak ne olur
Dudaktan dudağa bir şiir gibi
Gönülden gönüle bir nehir gibi
Yıldızlara hasret bir şehir gibi
Derin uykulara dalsak ne olur
Kuşlar gibi geçip tüm hudutlardan
Selamlar iletsek ak bulutlardan
Kovup elemleri şen duygulardan
Sonsuz mutlulukla coşsak ne olur
Ayım Güneşim OL
Dönderme yüzünü kurban olaym
Sen ol bu dünyada güneşim ayım
Yalnız ben seveyim, ben okşayayım
Gezmesin bir başka el saçlarında
Kalbimin içidir en güzel yerin
Tutmasın bir başka eli ellerin
Gözlerin gözümde bak derin derin
Kaybolup gideyim bakışlarında
Yüce dağ başına yağan karlarca
Seyrine dalayım senin yıllarca
Gönül ırmağında coşan sularca
Bin huzur bulayım akışlarında
Süsenim sümbülüm reyhancasına
Kekliğim maralım ceylancasına
Tamburum cümbüşüm kemancasına
Şarkılar derleyim ağaçlarında
Allah'a dilenen dilekler gibi
Cennet de dolanan melekler gibi
Sevda dağındaki çiçekler gibi
Bir ömür kalayım yamaçlarında
Kördüğüm ...
Gözlerin ufkumda bir nur inanki
En umutsuz karanlık gecelerde
Seninle kördüğüm gibiyim sanki
Çözülmek bilmeyen bilmecelerde
Seni sevipte unutmak mümkün mü?
Kalbime vurulan mühür gibisin
Ben deli divane hayat küskünü
Sen daha taptaze ömür gibisin
Sen bir leyla isen bende mecnunum
Bir sana yangınım bir sana vurgunum
Sensiz yaşayamam anlıyor musun
Hava gibi su gibi sana mecburum
Sensin içli sevdam nazlı çiçeğim
Benim tatlı hülyam haklı gerçeğim
Bu can bu bedende var oldukça
Seni ölümüm gibi bekleyeceğim
Mehtabım Olsan
Karanlık gecede mehtabım olsan
Süzülsen o hayal sessizliğinle
Dilinde nağmeler elinde keman
Okşasan ruhumu güzel sesinle
Özge canım olsan gönül yoldaşım
Bir ömür dizinde dinlense başım
Akarsa uğruna aksın gözyaşım
Yakarsa ateşler yaksın elinle
Bir daha sönmesin içimde közün
Bir daha çalmasın kapımı hüzün
Çiçekler açtırsa gülünce yüzün
Dağılsa efkarım gül nefesinle
Sevgi Yağmurum Ol
Günüm güneşim ol, ısınacağım
Ümit duvarım ol, yaslanacağım
Sevgi yağmurum ol, ıslanacağım
Gül kokun bir ömür tenimde kalsın
Sen uykuysan ben gördügün düş olam
Sen yuvaysan ben bir yavru kuş olam
Ağlar isen yanağında yaş olam
Gözlerin bir ömür gözümde kalsın
Gel sevgilim ol benim, düş kaçağım
Göğsüne başımı yaslayacağım
Kalbimin içinde saklayacağım
Özlemin bir ömür gönlümde kalsın
Bir dünya sun bana tutunacağım
Gönlümü sevginle avutacağım
Bütün ihanetleri unutacağım
Ellerin bir ömür elimde kalsın
Sevgi mırıldayan nehirler gibi
Derin uykularda şehirler gibi
İsminki dualar şiirler gibi
Ölünceye kadar dilimde kalsın
Bu Gece Misafir Olsam Şehrine
Kar taneleri vururken pencerene çalsam kapını ..
Gözlerinde bir çocuk sevinci ve o tatlı tebesümünle karşılasan ..
Sımsıkı sarılsak önce, hayalllerimizdeki gibi ..
Kahveler senden olsa, muhabbet ikimizden ..
Bana bensizliği anlatsan ..
Gecelerin ruhunu üşüten yalnızlığını ..
Yıldızlarla dertleştiğini, martılarla sohbetlerini ..
Sıcacık buselerle kesip sözünü ben başlasam sonra ..
O can yakan hasret nöbetlerinde ..
Kimselere göstermeden gizlice ağladığımı ..
Hiçbir şeyin, hiç kimsenin yerini tutamadığını fısıldasam ..
Bu gece yanıbaşında oturan ben olsam ..
İçin gibi, senin gibi güzel bir anı kalsa bize geri dönerken şehrime ..
Yatıya kalsam kollarında, birlikte karşılasak yeni günü ..
21 Ocak 2010 Perşembe
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN . . . .. 'M
Aşkımsın, canımsın, hayatımsın sen benim,
Canım .....'m doğum günün kutlu olsun.
O gülen gözlerini, unutur muyum hiç senin,
Canım .....'m doğum günün kutlu olsun.
Seninle mesafeler olsa bile aramızda,
Dualarım, sevgilerim yine de ulaşır sana.
Bir gelipte, görsem seni hayatta,
Canım . . . . 'm doğum günün kutlu olsun.
Mutluluklar üzerine güneş gibi doğsun,
Dillerin her zaman şeker gibi olsun.
Umut dolu, sevgi dolu bir ömrün olsun,
Canım . . . . .'m doğum günün kutlu olsun.
15 Ocak 2010 Cuma
ANLAYAN ANLAR
Ben bir gonca gülüm sende açılan
Bir ömür bakarım anlayan anlar
Sevgiye tohumum her dem saçılan
Yürekten çıkarım anlayan anlar
-
Kızarırım gece gündüz demeden
Sevginle doyarım bir şey yemeden
Vazgeçmem canandan son kez öpmeden
Aşk olur akarım anlayan anlar
-
Bir yanın acırsa benim tutuşur
Dertlerin içine derdim katışır
Yüzüne bakınca öfkem yatışır
Bu gözle bakarım anlayan anlar
-
Sevdanın yelinde eser dururum
Kötüyü kökünden keser vururum
Cananım üzülse ben de kururum
Can gibi kokarım anlayan anlar
-
Ben bunu bilirim bunu söylerim
Yokluğunda harap, şehir, köylerim
Sensiz bir dünyayı , söyle neylerim
Dünyayı yıkarım anlayan anlar
-
Korkum yok dertlerden yıkamaz bizi
Riyalar hüzünler yakamaz özü
Her kim söyler ise yaramaz sözü
Ağzını tıkarım anlayan anlar
-
Dönüp dönüp aynı yere gelirsem
Yokluğunda hep çıldırsam delirsem
Gömdüğün yürekte her gün ölürsem
Dünyayı yakarım anlayan anlar
~Bu Yalnızlığın Resmidir~
Bırakın, dolsun-boşalsın meyler
sendeler yitik gönül, boşlukta neyler
çizilmiş ömür toz-toprak
kabarır ruhun potasında her bir iştiyak
durma, haydi sen de vur, inlesin bu mihrap
aynamda sen varsın
yüzüm avuçlanmış
kahır dolu mızrabım
küllenmiyor, alev alev ıstırabım
şu sonsuz alemin mavilerinde
minik bir zerreyim
kaybolmuş giden hayalime bakar oldum
heybemde bin bir çile
lâl olmuşum her gidene, diyemem "dur, bekle!"
sen de mi el sallar oldun ardımdan bile bile
sus
hangi dardan bollaşırım bilemem
ağlama
her damlada zerkolunur sesinden sanki zehr
bekler oldum, bari bir yudum umut ver
sorma
yolculuk var bilinmeze
zayıf bir kandilin ışığında halelenir hüzzam sevinçlerim
kokun var
dokunsan dağılır her bir teli
saçlarımda gezinir lime lime ellerim
içli bir yaz akşamında
saman alevi gibi dağılır giderim
yanımda senin öbür yarın
benden kalan geride simsiyah bir gecedir
işte bu, yalnızlığın kocaman bir resmidir.
DELİ DALGALAR
Sevginle nurlansın ışısın gece
Uzat ellerini inan bu güce
Dağlar da yol verir bize o zaman
Bir gün gelir elbet biz de göçeriz
Sağlar da yol verir bize o zaman
Senin yokluğuna yürek dayanmaz
Seviyorum derken gözler boyanmaz
Bu yürek seninse boş yere yanmaz
Bağlar da yol verir bize o zaman
Yürekte özleme yakışmaz ağıt
Bunu anlatmaya yeter mi kağıt
İster sevda topla ,istersen dağıt
Çağlar da yol verir bize o zaman
Bir deli dalgaydım sana sığındım
Bazen huzur buldum bazen dövündüm
Senin her zerrende varın yoğundum
Sığlar da yol verir bize o zaman
Bir küçük balığım can buldum sende
Seninle birliğiz her kötü günde
Dosteli seviyor, dün de bugün de
Ağlar da yol verir bize o zaman
12 Ocak 2010 Salı
HASRET VURDUĞU ZAMAN ....
HASRET VURDUĞU ZAMAN
Demlenir anılarım gelir bağrımı yakar
Hüzünlü günlerime hasret vurduğu zaman
Acılara karışır gözlerimden yaş akar
Yüreğim ah çekerek seni sorduğu zaman
Takvimlerde vuslatı gene meçhüle kurdum
Başından duman kalkmaz karlı dağlardır yurdum
El açıp dua ettim HAK ka niyaza durdum
Keder nöbetlerinin beni sardığı zaman
Duyurmadım kimseye bir sır gibi gizledim
Küllenmedi ateşin yüreğimde közledim
Unuturum sanmıştım çok ama çok özledim
Hayalın baş köşede saffa durduğu zaman
Senki sağanak gibi hüzün olup akarsın
Maziden gözlerime hep tanıdık bakarsın
En büyük ateşleri düşlerimde yakarsın
Gönlüme mahşer günü tutup kurduğu zaman
Yönelirim manaya vaz geçerek cisimden
Dilerim Mevla çıkar belki son nefesimden
Medet ummam sanmıştım silinmiş bir resimden
Gözlerim bulutlanıp seni gördüğü zaman
Adressiz her umudu yudum yudum içerim
Yalan sayıp aşkları benki benden kaçarım
Burada vade yeter HAKK çağırır göçerim
Rengi solar yaşamın beni yorduğu zaman
Demlenir anılarım gelir bağrımı yakar
Hüzünlü günlerime hasret vurduğu zaman
Acılara karışır gözlerimden yaş akar
Yüreğim ah çekerek seni sorduğu zaman
Takvimlerde vuslatı gene meçhüle kurdum
Başından duman kalkmaz karlı dağlardır yurdum
El açıp dua ettim HAK ka niyaza durdum
Keder nöbetlerinin beni sardığı zaman
Duyurmadım kimseye bir sır gibi gizledim
Küllenmedi ateşin yüreğimde közledim
Unuturum sanmıştım çok ama çok özledim
Hayalın baş köşede saffa durduğu zaman
Senki sağanak gibi hüzün olup akarsın
Maziden gözlerime hep tanıdık bakarsın
En büyük ateşleri düşlerimde yakarsın
Gönlüme mahşer günü tutup kurduğu zaman
Yönelirim manaya vaz geçerek cisimden
Dilerim Mevla çıkar belki son nefesimden
Medet ummam sanmıştım silinmiş bir resimden
Gözlerim bulutlanıp seni gördüğü zaman
Adressiz her umudu yudum yudum içerim
Yalan sayıp aşkları benki benden kaçarım
Burada vade yeter HAKK çağırır göçerim
Rengi solar yaşamın beni yorduğu zaman
9 Ocak 2010 Cumartesi
Ne güzel olurdu ...
Umut olsam gökyüzünde
Bir kuş gibi uçsam
Bir yaprak olsam
uçuşurken sonsuzluğa dalsam
Çoğu zaman bir düş gibi girsen hayallerime
dokunsan ellerime
Ne güzel ne güzel olurdu ...
Bir aşık olsam delice seven herşeyi
Kucaklayıp sarsam
Denizlere sığmasam
Bir serin bahar havası olsam
Bir bebeğin gülümsemesi
daldaki bir kuş cıvıltısı
Bir haberci gibi kapına konsam
İçimdeki derin aşkı sana anlatsam
Ne güzel ne güzel olurdu
7 Ocak 2010 Perşembe
Hiç Kimse Senin Kadar Sevilmeyecektir.
Hüzünlerim gitti önce
İçimden vekaarım sonra
Çocuksu bir gülümseme kondu dudağıma
İçimden vekaarım sonra
Çocuksu bir gülümseme kondu dudağıma
Kendi hüznüyle boğulan
İtaatsiz bir yürek için
Mutluluk vardı artık
Senle senin için doğan güneşler
El değmemiş örselenmemiş bir mutluluk
Senle gelen yaşantının
Enleriydi hayatıma renk katan
Neredeydim nasıldım bilmiyordum
İşte buydu hayatın anlamı
Nasıl sevmiştim bilemezsin
Kaderin cilvesi
Alnımın yazısı
Diyordum
Ağlatan mutluluktu artık
Rüyalar senle senin içindi
Sonsuzluktu özlemim
Eriyordu gözlerinde gözlerim anlatılmaz
Vedaları hiç sevmezdim
İstemezdim ayrılıkları
Limanlar gördü gönlüm
Mağrur fırtınalar
Evetlerden kaçtı hep
Yanılgıların bitişiydin sen
Eskiydi hatalar eskidendi
Cevabıydın hayat sorumun
Egerki hayat çoktan seçmeli olmasaydı
Keşkeleri olmazdı hayatın bir evet diyebilseydim.
Özlemek ....
Her insanın bir özlemi olmalı
Özlemeli aramalı bulmalı
Böyle ayrı kalmamalı
Ayrı düşüp yanmamalı
Her insanın bir özlemi olmalı
Özlem demek sevgi demek hasret demek
Özleyene bir nefeslik vuslat gerek
Ayrılık hiç bitmeyecek
Giden geri mi gelecek?
Özlem demek sevgi demek hasret demek
Özlem yüreğini yaralar özleyenin
Özlem duymak bir özelliğidir yüreğin
Özleyen bu kalbim senin
Sen yaralı kalbimdesin
Özlem yüreğini yaralar özleyenin
Özlemekle geçse ömür gönül bıkar mı?
Hep özlese de bu girdaptan çıkar mı?
Hasretlik böyle yıkar mı?
Gönül kendini yakar mı?
Özlemekle geçse ömür gönül bıkar mı?
Bir deli özlem bu..
Özlüyorum seni
Yalansız bir özlem bu
Dolansız saf bir özlem.
Yeni doğan bir çoçuğun
Minicik elleri gibi
Yumuşak ve mazlum
bir özlem bu...
Gökyüzü kadar büyük
Senin kadar yüce
bir özlem bu...
Hasretten ağlayanan sevdalıların
Yıllarca kavuşamayanların
İki gün bile dayanılamayan
bir özlem bu...
Ne yapacağini bilmeyen
Telefonlar bekleyen
Ağlayan isyan eden
Kendisini harap eden
bir özlem bu...
Yolda yürürken
Otobüslere dört gözle bakan
Belki onu görürüm diye
Kıpır kıpır yerinde duramayan
Seni arayan bir özlem bu.
Bulutlara baktığında bile
Sanki seni göreceğini sanan
Orda olmadiğını bilen
Ama yinede şansını deneyen
bir deli özlem bu...
Yani güzelim
Bir kalpsizi bile
Ağlatabilecek
bir deli özlem bu...
Hasret .....
Bütün güzelliğin adına “HASRET” dedim.
Sılayı özledim dostu özledim
Güzelliğe hasret dedim her mevsim.
Zamana pervasız yollar gözledim
Güzelliğe hasret dedim her mevsim.
Ne bir ses ti ne bir soluk yaklaşan
Gölgeler vardı bir bir uzaklaşan
Hayallerdi rüyalarda koklaşan
Güzelliğe hasret dedim her mevsim.
Emir kimden nerden gelir talimat
Ağırlaşır gözler tükenir takat
Bir yerlerde başlar mutluluk fakat
Güzelliğe hasret dedim her mevsim.
Yaklaştım özümün hükmüne rağmen
Yaralarım sızlar yarama değmen
Sadece uzaktan selamlar söylen
Güzelliğe hasret dedim her mevsim.
Yine de ruhumun ince yerinde
Sevdamı yaşarım en derininde
Buram buram tüter aşk gözlerinde
Güzelliğe hasret dedim her mevsim.
Efnan mesafe ayırmaz seni
Yaklaşır varlıklar yum gözlerini
Ruhunu yüceltte sil bedenini
Güzelliğe hasret dedim her mevsim.
Kimi Sevsem Hasret Oldu ...
Derlediğim kır çiçekleri
Soldu gitti hasret oldu.
Saydığım muştu böcekleri
Uçtu gitti hasret oldu.
Beyaz yaka siyah önlük
Eskidi gitti hasret oldu.
Oyunlar yazdığım günlük
Doldu bitti hasret oldu.
Mutlu yuva mesut hayat
Devran döndü hasret oldu.
Bilinmez kimde kabahat
BARIŞ HUZUR HASRET OLDU.
Ruhumda Fırtınalar ..
Ruhumda fırtınalar delirmiş eser
Limana hasret beklerim.
Umutsuzluk daglarca yolumu keser
Yola hasret beklerim.
Dil söylemek el yazmak ister
Kelama hasret beklerim.
Kır zincirleri sevgini göster
Sevgiye hasret beklerim.
Alıcı kuşları başımda döner
Dermana hasret beklerim.
Yüregimin feri söndü söner
Sevgiliye hasret beklerim.
Sisler sarmış dörtbir yanımı
Rüzgara hasret beklerim.
Yorgun düne hasret canımı
Azraile hasret beklerim.
Hasret ..
Ellerine hasret ellerim
Yapayalnız...
Yüreğine hasret yüreğim
Çaresiz...
Gözlerine hasret gözlerim
Üzgün...
Sesine hasret günlerim
Bomboş...
Sevgine hasret benliğim
Sana hasret...
5 Ocak 2010 Salı
Delisin Derdin Hep.. Dogru.
An geliyor, tıkanıp kalıyorum bir yerlerde Nefesim kesiliyor, soluksuz kalıyorum
Kalbim senin yanındaki gibi hızlı çarpmıyor
Gözlerim senin yanındaki gibi güzel bakmıyor
Güneş bile senin olmadığın bir sabaha dünyayı ısıtarak doğmuyor, üşütüyor beni
Ay gecemi aydınlatmıyor, karanlığa gömüyor beni
Mevsimlerin döngüsünde hep kışta takılıp kalıyorum, yaz gelmiyor buralara
Üşütüyor yokluğun, ayazında titretiyor
İçimi yakıyor, dışımıysa ne sen sor ne ben söyleyim
Acılara uyuyorum, mutluluklara uyanıyorum
Mavi gökyüzü seni bana getirsin istiyorum
Gecenin zifiri karanlığında elin elimde, gözün gözümde yeniden doğalım istiyorum
Yağan yağmurla birlikte düş dudaklarıma, hecelerimi sustur, cümlelerime nokta koy istiyorum
Gir gönlümün sokağına, cadde cadde keşfet, karış karış topraklarının sana ait olduğundan artık emin ol istiyorum
Gel bana, şehrimi fethet, ruhuma karış, benliğimde kaybol istiyorum
Varlığın bile huzur veriyor bana! Evet işte bu Mutlulukların en büyüğü bu olsa gerek Aynı anı yaşamasakda aynı şehirde nefes almak, her gece aynı gökyüzünde buluşmak seninle Dünyalara bedel bir şey bu Eğer bu delilikse evet deliyim
Delisine, deli divane aşık olan bir deliyim
Delisi için dünyanın şah damarını kesebilecek bir deliyim
Delisi uğruna yaşama istifasını verecek, nefesinden geçeçek bir deliyim
Kalbim senin yanındaki gibi hızlı çarpmıyor
Gözlerim senin yanındaki gibi güzel bakmıyor
Güneş bile senin olmadığın bir sabaha dünyayı ısıtarak doğmuyor, üşütüyor beni
Ay gecemi aydınlatmıyor, karanlığa gömüyor beni
Mevsimlerin döngüsünde hep kışta takılıp kalıyorum, yaz gelmiyor buralara
Üşütüyor yokluğun, ayazında titretiyor
İçimi yakıyor, dışımıysa ne sen sor ne ben söyleyim
Acılara uyuyorum, mutluluklara uyanıyorum
Mavi gökyüzü seni bana getirsin istiyorum
Gecenin zifiri karanlığında elin elimde, gözün gözümde yeniden doğalım istiyorum
Yağan yağmurla birlikte düş dudaklarıma, hecelerimi sustur, cümlelerime nokta koy istiyorum
Gir gönlümün sokağına, cadde cadde keşfet, karış karış topraklarının sana ait olduğundan artık emin ol istiyorum
Gel bana, şehrimi fethet, ruhuma karış, benliğimde kaybol istiyorum
Varlığın bile huzur veriyor bana! Evet işte bu Mutlulukların en büyüğü bu olsa gerek Aynı anı yaşamasakda aynı şehirde nefes almak, her gece aynı gökyüzünde buluşmak seninle Dünyalara bedel bir şey bu Eğer bu delilikse evet deliyim
Delisine, deli divane aşık olan bir deliyim
Delisi için dünyanın şah damarını kesebilecek bir deliyim
Delisi uğruna yaşama istifasını verecek, nefesinden geçeçek bir deliyim
En büyük delilik değil mi zaten bir deliyi sevmek?
En büyük delilik değil mi hiç dönmeyecek olanı beklemek?
Ve en büyük delilik değil mi divane olup sokak sokak gezmek?
En büyük delilik değil mi hiç dönmeyecek olanı beklemek?
Ve en büyük delilik değil mi divane olup sokak sokak gezmek?
Hadi, gel o kara gözlerine kurban olduğum yar!
"Bekle beni, sakın bir yere gitme " dedin, bekledim, beklicem, gerekirse ömrümün sonuna kadarda beklerim ama hasret çukurun her geçen gün kalbimde biraz daha derinleşiyor...
Beni aramaya çıkarsa düşlerin
Beni aramaya çıkarsa düşlerin
Hüznün ruhuna çizdiği resimlerdeyim
Gamsız bir gecenin karanlığında değil
Yüreğinde kanayan kesimlerdeyim
Aklına düşerim hani olur da
Güzelliklerin görünmeyen yüzünde ara
Sevginin menfaate döndüğü yerde
Bir gönül yarasının izinde ara
Yıkılmış umutların enkazından geç
Öksüz bir çocuğun gözünde ara
Ağıtların tüttüğü evlere uğra
Bir ananın boş kalmış dizinde ara
Beni yıldızlarda arama boşa
Yüreğini yasa boğan sızılardayım
Dertlerinle bulursun beni başbaşa
Senin gibi karayazılardayım
Sahte sevgileri tanımaz kalbim
Beni seven gönüllerin ocağında ara
Menfaatle bakmasını bilmez gözlerim
Beni gerçek dostlukların kucağında ara
Mutluluğu anlatan şarkılarda değil
Yaralı yüreklerin ağıtlarında ara
Beni menfaat ve ihanetten uzakta
Yağacak sevgi bulutlarında ara
Öyle senden çok uzaklarda değilim
Görmesini bilen gözlerin bakışındayım
Belki sana senden daha yakın bir yerde
Çarpan kalbinin her atışındayım
Aklına düşerim hani olur da
Beni sığmadığın duyguların içinde ara
O kadar da kolay bulurum sanma
Beni benim seni görebileceğim biçimde ara.
Gözlerimden yakala beni ey Aşk
Kollarının güçsüzlüğüne bıraktım iki gözyaşı boşluğu çocukluğumu.
Kağıttan gemi bile yapamayan ellerimle bir bahar çizdim gözlerinin en küçük bahçesine.
Kirpiklerinin ıslaklığına dayanamayan köprülerin dibinde sorguladım ellerinin sıcaklığından yoksun gözlerimi.
Kağıttan gemi bile yapamayan ellerimle bir bahar çizdim gözlerinin en küçük bahçesine.
Kirpiklerinin ıslaklığına dayanamayan köprülerin dibinde sorguladım ellerinin sıcaklığından yoksun gözlerimi.
Sesinin yokluğunu yaşatma bana..Büründüğün yokluğu kaldır üzerinden..
Düş senli düşlerime..Geceye yıldızları sererek gel gözlerime..
Biliyorum ki; güldün mü bir kez bir mavilik yürür gözlerime.
Senli bir cümle köpürür kuru dudak uçlarıma ve vurdukça özlemin kıyılarına koşar gözlerimde sakladığım baharlar..
Sarı sonbahardan kalma derme çatma bir hikaye bizimkisi.
İki ayrı yoldan çıkılıp aynı sevdaya uzanan iki umut cümlesi.İki ağır yaralı,
iki acıklı söz dudaklarımızda kalan ve kavuşmaya ayarlı iki yürek ve hiddetlenen bir özlem ve tek bir yol sonu ölümle aydınlanan.
Gözlerime saklarken seni,
Beni yalnız bırak diye değil;
Beni sende yaşat diye dudaklarıma mühürledim seni..
Bir fincan umut ile yetinmeyi öğretirken yüreğime,
Hasreti zehir bildim cümlelerde..
Bir gül' e sararken gözlerimi,
Unut diye değil;
Gözlerinde bir renk olmayı diledim..
Şimdi söz bitti..
Hasretin bir kış gibi soğuk.
İçim, dışım hazan..
Gül'ler güneş'e doymadan,
Sen gözlerindeki baharla gel yüreğime..
Ve ben düşmeden düşsüzlüğüme,
Gözlerimden yakala beni ey Aşk !
Ben seni çok çabuk özledim ...
Ama ben seni çok çabuk özledim...
Anılarımın tozunu almayı geçirdi fikrim düşüncemden. Bilmem ki gerek var mıydı? Eskirler miydi daha bir yoksa canlılık mı kazanırlardı? "Nereden başlasam?" diye sordum kendime. Bir gölge gibi varlığın yanımdayken yokluğundan geçmiş zamanın neresinden başlayacağımı bilemedim.
Yetmedi: Kokun eskimeye başalamış kazağındaki. Her gün/gece içime çektiğimden olsa gerek.
Ben seni; çok çabuk özledim...
Sana ait olan ne varsa dağıttım odamın her bir köşesine. Seni sen olmaksızın yaşamaya çalışmanın keyifli bir yanınını bulup çıkaramadım kendime. Bir de ilk defa bu kadar becereksiz olduğumu farkettim. Yettiremiyorum anıları an'ıma...
Olmuyor...
Ben seni çok çabuk özledim...
Hangi anıya el atsam önce bir sevinç kaplıyor pamuk ipliği yüreğimi. Gözlerimde gözlerinin gözlerime çarptığı anın parıltısı. Bir heyecan içimde. Uzanmak istiyor parmak uçlarım canımın attığı yere.
Yoksun...
Ben seni çok çabuk özledim...
Günler geçmiyor özlemin sağanaklığında. Korkuyorum kokunun unutmaktan. Kendime yabancılaşmaktan.
Ama ben...
Ama sen...
Ben seni çok çabuk özledim
Anılarımın tozunu almayı geçirdi fikrim düşüncemden. Bilmem ki gerek var mıydı? Eskirler miydi daha bir yoksa canlılık mı kazanırlardı? "Nereden başlasam?" diye sordum kendime. Bir gölge gibi varlığın yanımdayken yokluğundan geçmiş zamanın neresinden başlayacağımı bilemedim.
Yetmedi: Kokun eskimeye başalamış kazağındaki. Her gün/gece içime çektiğimden olsa gerek.
Ben seni; çok çabuk özledim...
Sana ait olan ne varsa dağıttım odamın her bir köşesine. Seni sen olmaksızın yaşamaya çalışmanın keyifli bir yanınını bulup çıkaramadım kendime. Bir de ilk defa bu kadar becereksiz olduğumu farkettim. Yettiremiyorum anıları an'ıma...
Olmuyor...
Ben seni çok çabuk özledim...
Hangi anıya el atsam önce bir sevinç kaplıyor pamuk ipliği yüreğimi. Gözlerimde gözlerinin gözlerime çarptığı anın parıltısı. Bir heyecan içimde. Uzanmak istiyor parmak uçlarım canımın attığı yere.
Yoksun...
Ben seni çok çabuk özledim...
Günler geçmiyor özlemin sağanaklığında. Korkuyorum kokunun unutmaktan. Kendime yabancılaşmaktan.
Ama ben...
Ama sen...
Ben seni çok çabuk özledim
Ne vakit gelirsin ?Saklayacağım yüzümde seni ..
Öyle bir sevgili isterim ki...
Çağırmadan acil servis gibi yetişmeli kimseyi koymadan tek başına yüreğimde köprüler inşa etmeli.
Koymamalı beni kış ortasında ayaza engel olmalı Anka’yı tutup getirmeli avuçlarıma... Seherin ilk vaktinde binmeli küheylanına gece Burak’ıyla geçmeli rüyalarıma... Şiirler dökmeli yatağıma risk içeren sonu gelmeyen... İzin vermemeli Fatih gibi zamanın üstüme devrilmesine odama açtığı pencerelere kar yağmamalı bir makamla avutmamalı.
Öyle bir sevgili isterim ki...
En can alıçı sözleri öğretmeli meleklere onlar da fısıldamalı kulağıma geceleri... Seherde toplamalı çiğ tanelerini avuçlarıma sonra dökmeliyim onları kipriklerime o olmadığında... Avuçlarında uyutmalı pınar serinliğinde uyartmalı... Ay’ı ayak ucuma saklamalı gelirken yıldızlardan bir demet yapmalı... Virane köşelerimi usta gibi onarmalı onsuz dakikalarımı tek tek polis suskunluğuyla sorgulamalı... Çöllerimi elleriyle ufalamalı gecenin voltasına takıp sallandırmalı seyrettirmeli iki dünyayı. Havayi fişek gibi patlatmalı nefis emarelerimi yedi renkte ışık saçmalı gönül dağımda gözlerim kamaşmalı...
Öyle bir sevgili isterim ki...
Gidişinde kıyametler kopmalı gelişinde mahşeri kurmalı hüçrelerimde... Nefesiyle tutunmalıyım bugüne.. Sokak çoçukları gibi gezmeliyiz cihanı... Seni beklemek sıratı geçmek gibi terletmeli. Vakumlamalı kurumuş dallarımı kırmadan kanatlarımı kuçakladığımda üşütmeli Cehennem ateşi gibi bedenimi titretmeli... Her gelişinde yeni olmalı imgeleri takmalı eline gözlerimi gezmeli... Geceme zehir gündüzüme panzehir olmalı baktığım aynalarda varlığının sırırnı görmeliyim gamzelerinden mayınlar toplamalıyım.
Öyle bir sevgili isterim ki...
O gelmeden sıcak ekmek kokusu destursuz gelmeli...Mendillere saklamalı tüm sözlerini açmalı sonra çatlamış dudaklarıma vermeli... O öylesine gülmeli ki içimdeki yaraları kapamalı... Sığındığım her köşede o olmalı girdiğim her hücreyi gardiyan gibi basmalı... Yüreğimi rehin istememeli ? Yastığımı caresizlikten dökülen gözyaşlarına ağlama duvarı yapmamalı..
O yokken isyan eder gözlerim kahbe oklara hedef tahtası olur bedenim gri insanlar sarar etrafı mı ! Yavru Ceylan gibi tökezler düşerim yalnış sevdalara... Ümitsizce gelinciklerim ağlar..
Ne vakit gelirsin ?
Saklayacağım yüzümde seni...
Çağırmadan acil servis gibi yetişmeli
Koymamalı beni kış ortasında
Öyle bir sevgili isterim ki...
En can alıçı sözleri öğretmeli meleklere
Öyle bir sevgili isterim ki...
Gidişinde kıyametler kopmalı
Öyle bir sevgili isterim ki...
O gelmeden sıcak ekmek kokusu destursuz gelmeli...
O yokken isyan eder gözlerim
Ne vakit gelirsin ?
Saklayacağım yüzümde seni...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















