sevdam bir inci

Dolu dolu gözlerimde parladın inci tanem Sevdan bir kor yüreğimde hep yandı inci tanem
Şu yaralı gönlümün dermanıdır sözlerin Dermanısın vuslata hasret olan güllerin
Sevdasısın bugünlerin,yarınların,dünlerin İsmini bu deli gönlüm hep andı inci tanem Sevdanla bu yüreğim hep yandı inci tanem

Hicran ateşiyle hep yansam da için için Şikayetçi değilim çekerim senin için
Nedeni yok bu sevdanın sorulmaz ki ne için Ezelden yazıldı gönlümüze bu sevdan inci tanem

Dolu dolu gözlerimde parladın inci tanem Sevdan bir kor yüreğimde hep yandı inci tanem

11 Mart 2010 Perşembe

Efendi hz. lerinden Sözler...





* Edebi gözetmek, zikirden üstündür. Edebi gözetmeyen Hakk'a kavuşamaz.

* Ehlin gönlü için (ailenin gönlünü almak için) günah işlemek ahmaklıktır.

* Farzı bırakıp, nafile ibadetleri yapmak boşuna vakit geçirmektir.

* Gına sahiplerinin yani zenginlerin, alçak gönüllü olması güzeldir. Fakirlerin ise onurlu olması lazımdır.

* İnsana lazım olan önce Ehl-i sünnete uygun inanmak, sonra Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uymak, daha sonra tasavvuf yolunda ilerlemektir.

* Kalbin tasviyesi (temizlenmesi); İslamiyete uymakla, sünnetlere yapışmakla, bid'atlerden kaçmakla ve nefse tatlı gelen şeylerden sakınmakla olur. Zikir ve rehberi, doğru yolu gösteren âlimi sevmek bunu kolaylaştırır.

* Kalbin birçok şeyleri sevmesinin sebebi, hep o bir şey içindir. O da nefsdir.
* Kâfirlere kıymet vermek, müslümanlığı aşağılamak olur.


* Kelime-i tevhid; putlara ibadeti bırakıp, Hak teâlâya ibadet etmek demektir.

* Küfür, nefs-i emmarenin isteklerinden hasıl olur.

* Malı zarardan korumanın ilacı, zekat vermektir.

* Mübahları gelişi güzel kullanan, şüpheli şeyleri yapmağa başlar. Şüphelileri yapmak da harama yol açar.

* Büyükleri sevmek, saadetin sermayesidir. Muhabbete müdahane, gevşeklik sığmaz.

* Nefs bir kötülük deposudur. Kendini iyi sanarak Cehl-i mürekkeb olmuştur.

* Nefse, günahlardan kaçmak, ibadet yapmaktan daha güç gelir. Onun için günahtan kaçmak daha sevaptır.

* Razzak olan Hak teâlâ, rızıklara kefil olmuş, kullarını bu sıkıntıdan kurtarmıştır.

* Seadet, ömrü uzun ve ibadeti çok olanındır.

* Seadet-i ebediyyeye kavuşmak, peygamberlere uymağa bağlıdır.

* Sohbeti ganimet bilmelidir. Sohbetin üstünlüğü, bütün üstünlüklerin ve kemallerin üstüdür.

* Sünnet ile bid'at birbirinin zıddıdır. Birini yapınca öteki yok olur.

* Zahid, dünyaya gönül bağlamadığı için, insanların en akıllısıdır.

* Zekat niyeti ile bir kuruş vermek, dağlar kadar altını sadaka olarak vermekten kat kat daha sevapdır.

* Salih ameller İslamın beş şartıdır. Salih amelleri yapmadan kalb selamette olmaz.

* Cennet ile Cehennem'den başka ebedi bir yer yoktur. Cennet'e girmek için iman ve dinin emirlerine uymak lazımdır.

* Dünyayı maksad edinmemeli. Dünya, nefsin arzularına yardımcıdır. Dünya ve ahiret bir arada olmaz. Dünyaya düşkün olmak, günahların başıdır. Dünyaya düşkün olanlar ahirette zarar görür. Dünyaya düşkün olmamanın ilacı, İslamiyete uymaktır.

* Bu zamanda dünyayı terk etmek çok zordur. Dünyayı terk lazımdır. Hakikaten terk edemeyen, hükmen terk etmelidir ki, ahirette kurtulabilsin. Hükmen terk etmek de büyük nimettir. Bu da, yemekte, içmekte, giyinmekte, meskende, dinin hududundan dışarıya taşmamakla olur.

* Dünyayı terk etmek iki türlüdür; birincisi, mübahların, zaruret mikdarından fazlasını terktir. Bu çok iyidir. İkincisi, haramları ve şüphelileri terkedip yalnız mübahları kullanmaktır. Bu zamanda bu da iyidir.

* Tesbih okumak (sübhanallah demek), tövbenin anahtarı ve hatta özüdür.

* Vakit çok kıymetlidir. Kıymetli şeyler için kullanmak lazımdır. İşlerin en kıymetlisi sahibine hizmet etmektir. Yani Allahü teâlâya ibadet ve taat etmektir

* Gençlik zamanında dinin emirlerine uymak, dünya ve ahiret nimetlerinin en üstünüdür.

* Annenin yavrusuna faydası olmadığı (annenin yavrusundan kaçacağı) kıyamet günü için, hazırlık yapmayana yazıklar olsun!

* Ayet-i kerimede mealen; "Vallahu basirun= Allah onların ne yaptıklarını görmektedir" buyruldu. Allahü teâlâ her şeyi gördüğü halde, (insanlar) çirkin işleri yaparlar. Aşağı bir kimsenin bile bu işleri gördüğünü bilseler, vaz geçerler yapmazlar. Bunlar ya Hak teâlânın görmesine inanmıyorlar, yahud onun görmesine kıymet vermiyorlar. İmanı olana her ikisi de yakışmaz.

* Velilerin hiçbiri, peygamber mertebesine varamaz.

* Velilerin hiçbiri, Sahabi [eshab-ı kiramın] mertebesine çıkamaz.

* İhlas ile yapılan küçük bir iş, senelerce yapılan ibadetler gibi kazanç (sevap) hasıl eder.

* Her ibadeti seve seve yapmalı. Kul hakkına dokunmamağa, hakkı olanlara hakkını ödemeğe titizlikle çalışmalıdır.

* Dünyanın vefasızlıkta eşi yoktur, dünyayı isteyenler de alçaklıkta ve bahillikte (cimrilikte) meşhurdur. Aziz ömrünü, bu vefasızın ve değersizin peşinde harcayanlara yazıklar ve korkular olsun.

* Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, İslamiyet bilgilerini öğreniniz ve bu bilgilere uygun yaşayınız! Kıymetli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arkasında, oyun ve eğlence ile geçirmemek için uyanık olunuz.

* İnsanlar riyazet deyince, açlık çekmeği ve oruç tutmağı anladılar. Halbuki, dinimizin emrettiği kadar yemek için dikkat etmek, binlerce sene nafile oruç tutmaktan daha faydalıdır.

* Bir kimsenin önüne lezzetli, tatlı yemekler konsa, iştihası olduğu halde ve hepsini yemek istediği halde, dinimizin emrettiği kadar yiyip, fazlasını bırakması, şiddetli bir riyazettir ve diğer riyazetlerden çok üstündür.

* Bir farzı vaktinde yapmak, bin sene nafile ibadet yapmaktan daha çok faydalıdır.

* Ölmek, felaket değildir. Öldükten sonra, başına gelecekleri bilmemek felakettir.

* Sonsuz kurtuluşa kavuşmak için, üç şey muhakkak lazımdır: İlim, amel, ihlas.

* Ölülere dua ve istigfar etmekle ve onlar için sadaka vermekle, imdatlarına yetişmek lazımdır.


* Dünyayı ele geçirmek için ahireti vermek ve insanlara yaranmak için Allahü teâlâyı bırakmak ahmaklıktır.

* Nefse kolay ve tatlı gelen şeyi saadet zan etmemeli, nefse güç ve acı gelenleri de şekavet ve felaket sanmamalıdır.

* Birkaç günlük zamanı büyük nimet bilerek, Allahü teâlânın beğendiği şeyleri yapmağa çalışmalıdır.

* İbadetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya en çok yaklaştıran şey namazdır.

* Cahillerin, büyüklere dil uzatmalarına sebeb olmayınız! Her işinizin İslamiyete uygun olması için, Allahü teâlâya yalvarınız.

* Geçici lezzetlere, çabuk biten, tükenen dünyalıklara aldanmamalıdır.

* İhsan sahibinin kapısı çalınınca açılır.

* Gönül dalgınlığının ilacı; gönlünü Allahü teâlâya vermiş olanların sohbetidir.

* Dünya hayatı pek kısadır. Bunu en lüzumlu şeyde kullanmak gerekir. Bu en lüzumlu şey de, kalbini toparlamış olanların yanında bulunmaktır. Hiçbir şey sohbet gibi faydalı olmaz. 

9 Mart 2010 Salı

BÖYLESİNE BEN SEVERKEN SENİ…






Seni böylesine severken yokluğunu düşünmek kahrediyor beni.
Aramızdaki mesafe umurumda değil
Uzakta da olsan sen her zaman benimleysin.
Yemek yerken, müzik dinlerken, yatağıma uzandığımda yanımda hayalin.
Artık senden başka bir şey düşünemez olmuşdum.
Aldırmıyordum geçen zamana, nede olsa her saniyesi, her salisesi seninle geçiyor.
 Sabahlara kadar seni hayal ediyorum.
Ne çok özlemiştim seni bir bilsen… 

Gece rüyalarımda, gündüz hayallerimdesin.
Benimsin, uzakta da olsan benimlesin.
Her gelişinde umudum, nefesim oluyorsun.
Her gelişinde bir öncekinden daha çok heyecanlanıyorum.
Son dakikalar geçmek bilmiyordu bir türlü.
Yanımda olduğun zaman gözlerimin içi gülüyor.
İçimdeki çocuğu susturamıyorum.
Nasıl bir duygudur bilir misin? 

KURAN-I KERİM'den Mutluluk ayetleri...





İsra 37: Kibirli olma, alçakgönüllü davran.

Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.

Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.

Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.

Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.

Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.

Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.

Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.

Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.
Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.

Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.

İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.

Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.

Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.

Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.

Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.

Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.

Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.

Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.

Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.

Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.

Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.

Münafıkun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil.

Saff 2: Yalandan uzak dur.

Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.

Ankebut 41: İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.

Al-i İmran 92: İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma.

En'am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme.

En'am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın.

Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.

Hacc 46: Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.

İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.

İsra 23: Anne ve babana 'off' bile deme.

Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.

Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını kabul et.

Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.

Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme.

Necm 3: İnanma duygunu diri tut.

Nisa 58: Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme.

En İyİ Şeyler Küçük Çıkınlarda Taşınırmış...‏




  • . Küçük bir beden, çoğu kez büyük bir ruha yataklık eder
  •  .Ufak balıklar daha lezzetli olur
  •  .Ateşe küçük odunlar atılırsa alevler artarmış, büyük odunlar alevi söndürebilir
  •  .Her küçük şey mutlaka bir işe yarar
  •  .Sağanak dediğimiz, küçük damlalardan ibaret
  • .Ufacık bir yağmur,kocaman bir toz bulutunu yok edebilir
  •  .Muazzam bir aydınlık, küçük bir delikten görünebilir
  • . Küçük bir saman çöpü, rüzgarın yönünü gösterebilir   
  •  .Bütün bir hasat,bir kıvılcım yüzünden elden gidebilir    
  •  .Büyük bir geminin batmasına, küçük bir delik yeter  
  •  .Çok veren malından, az veren canından verir  
  •  .Yükte hafif olmak, pahada ağır olmaya engel değil  
  •  .Deve büyükmüş ama ot yer , şahin küçükmüş ama et yer  
  •  .İnsan küçük bir adama iyiliği dokunduğu zaman cömertliği öğrenebilir   Büyük adama iyilik ederse öğreneceği şey, ızdırap olur
  •  .Büyük makinaları küçük çarklar çalıştırır
  •  .Büyük adamın büyüklüğü devam ediyorsa bunun sebebi; onun küçük adamlara gösterdiği özen  
  •  .Bazen büyük bir aşşkı başlatan, küçük bir gülümseme  
  •  .Büyük yazıları yazmak için küçük noktalar, virgüller gerekir   
  •  .Büyük olaylar kolay unutulsa bile, sevdiğinle geçen küçük an'lar unutulmaz  
  •  .Simite lezzetini veren küçük bir susam tanesi
  •  .Ulu bir çınarın veremediği kokuyu,küçük bir papatya verebilir  
  •  .Büyük paralara alınan hediyelerin sağlamadığı mutluluğu, küçük bir bakış sağlayabilir   
  •  .Küçük sevinçleri bilmeyenler, büyük keyifler yaşayamaz

 Öyleyse 'küçük' deyip geçmeden önce, ne kadar 'büyük' sonuçlara varabileceğini düşünelim.  Küçük bir damlayı, bir gülümsemeyi, noktayı, virgülü, bir ağacın dibinde biten gülü, bir susam tanesini, sevgilinin sesini hafife almayalım.  Küçük dediklerimizin aslında ne kadar büyük olabileceklerini, onların yokluğunu beklemeden fark edelim.  Çünkü yanımızdayken değerini bilmediğimizi, bildiğimizde bulamayabiliriz. 
 Çıkınınızda; küçük bir gülümseme, bir yağmur damlası, bir papatyanın kokusu, üç noktanız, unutulmaz küçük bir anınız hep olsun.  Küçük de olsa varsın olsun.  Çünkü o küçük çıkınlar nasılsa bir gün, büyük denkler olacaktır.  Yeter ki, sabretmeyi ve biriktirmeyi bilelim küçük küçük…   

Başka Bahara KALACAK.. .




Birazdan vapur kalkacak.
Birimizin nefesini,birimizin sesi karışacak.
Kalbime kilitler vuran gözlerinle,
Gözlerim ,sesizce vedalaşacak...

Vapur sesi acı acı ötünce
Kara bulutlar toplanacak gök yüzünde.
İki Masum gibi bakınca herkes bize...
Martıları güldüreceğiz kendimize...

Ne sen elveda diyebiliceksin ne ben güle güle.
Aşkımızı gömeceğiz paylaştığımız gönüle.
Senin gözlerinde nem bende yağmur bulutları..
Başka bir bahara kalacak ,birliktelik umutları..

Biliyor musun?




Sensiz geçen dakikaları saymak zor geliyor!
Çünkü her dakika hayatımdan bir parça alıp götürüyor!
Her parçada ayrı bir acı!
Her acıda kalbim adını haykırıyor!
Haykırışlarım acımı hafifletmiyor ki!
Ve dünlerim gelmiyor geri…
Bütün uykulara seninle uyanmak için yatıyorum!
Bütün rüyalarımda adını sayıklıyorum!

Biliyor musun?
Artık sevmiyorum sensiz geçen günlerimi!
Hissetmiyorum artık eski sevinçlerimi!
Hem artık senle yaptığımız şeyleri yapamıyorum!
Gidemiyorum seninle gittiğimiz yerlere!
Gittiğimde canım yanmasın diye!
Her gidişimde adını anmayayım diye!
Aslında seni başkalarının yanında görmekten korkuyorum!

Biliyor musun?
Ben eskisi gibi değilmişim!
Kime sorsam ‘Değişmişsin!’ diyorlar!
‘Gülen gözlerini duman, Tükenmeyen neşeni de ızdırap kaplamış!’ diyorlar!
Ama gözlerimle neşemin değil de;
YÜREĞİMİN AĞLADIĞINI BİLMİYORLAR!!!

Herşey Aşkına...






Uçan kuşların kanadındadır diye seyrederken gökyüzünü,
Dalıp gitmişim özlediğim hayaline tutamamışım, uzanmışımda,
Gezdiğimiz yerlerdedir gönül izlerin diye, dolaşırken parkları,
Düşüp kalmışım, hala aşkının sarhoşuyken duramadım ayakta.

Sanki uyurken ellerin yine yüzümde,yine yanımda bir sevda,
Bil ki uyurken yine sevdana dualarım, yine mutluluğuna,
Her şey aşkına,iyi ol diye, benimle ya da bensiz hayatında,
Resimlerine bir buse kondurdum, yine her gece uyuyamadığımda.

Sende hayat gibi vefasız olmayasın,hasret kalmayasın dünyada,
Unutsan da beni ateşin yüreğimde, düşünme ölmem yaktığında,
O mum ışığının ardındaki güzel gözlüsün, hala hatırımda,
Hala benim için saklanan en değerli varlıktır güneşin,sen olmasan da yanımda.

Ölümsüz Aşk..




Dünyada ne varsa
Tükenir en sonunda
Tükenmeyen bi şey varsa
Benim sevgimdir o da

Denizde su son bulur
Çölde ağaç bulunur
Herşey mümkün bi tanem
kalbim seni değişmez olur

gül eskisi gibi kokmaz
bülbülden ses çıkmaz
herşey son bulur sevgilim
sana sevgim azalmaz

sevenler bi gün ayrılırmış
gözler her gece ağlarmış
sevdanın kanunu böyle
kalbim kanuna baş kaldırmış

HERKES bi gün ölür
çünkü herşey ölümlüdür
ölümsüz tek şey var bi tanem
seni seven bu gönüldür

Suskunuz...






Suskunuz... Hem de çığlık çığlığa bir suskunluk bizimkisi...

Bu konuşacak bir şeyimiz olmadığından değil. Konuşmaya çalıştığımız şeylerin, alıştığımız yalnızlığımızdan uzaklaştırması aslında bizim korkumuz...

İkimiz de cesaret edemiyoruz. Öylesine alışmışız ki içimizde büyüttüğümüz
yalnızlığımıza. Seviyoruz onu. Bekli de yaşandığında yok olacağı korkusu bizi
tereddütte düşüren. Kaybetmekten korkacağımız bize ait bir şey oluşturma
kaygısı...

Sen yapamadığın hamlenin, hayatın boyu inanmak istediğin değerlere sahip gibi gördüğün düzeni yok etme girişiminden Başka bir şey olmayacağını düşündün hep...

Bense yılların verdiği bir alışkanlıkla içinde var ettiğim bana daha fazla acı vermemek için susmayı tercih ettim...

İçimden çığlık atarak susuyorum... Susuyorum... İçimde o kadar güzelsin ki...
Sana susuyorum...

Demiştim ya "yüreğim susmayı öğreniyor". Aslı yok. Sevdiğini anladığında içinde duyduğun çığlığın yankısı hiç bitmiyor. O hiç susmayacak... Her gün, her saat
bana haykıracak, bağıracak, parçalayacak içimi. Benimse yüzümde o gülümsemem yer
edinecek tekrar...

Her soğuk üşütemediği gibi, her ateş de yakamazmış insanı... Üşüyorum; alev alev üşüyorum... Hani saatlerce sessiz, tek kelime etmeden sana bakışlarım var ya;
gözlerinde beni ısıtacak olan anlamları yakalamaya çalışma çabamdan baksa bir
şey değil...

Ve her yakaladığımda kaybettiğimi hissetmemden öteye gitmeyen bekleyişler... Ve her kaybettiğimde yeniden yakalama çabam...

Bu Geri Dönmeyişimin Habercisiydi..!




Bu sana son dokunuşuydu üşüyen ellerimin..
Ve mahçup gözlerimin ,,
Son kaçamak ve buğulu bakışıydi..
Gülümsüyordun güneşi çatlatırcasına hasetinden
farkinda bile değildin ,,
Boğazıma düğümlenen o ayrilik acısınin...


Akşamlar olmuştu yüreğimin kuytu karanliklarinda
korkuyordum..
Ne gİdecek bİr yerim ne yiyecek ekmeğim vardi senden yana
gülümsüyordun ..bilmiyordunkine haldeydİm..
Son bir gayretle dudaklarimdan dökülen ennn sevdiğim İsmindi ..
Ve ardından gelen son söz ,,
Hoşçakal idi..


Helal olan haklarimla benden yana.....
......bu geri dönmeyişimİn habercisiydi..!

Bİr sevda yaŞamak ....





Hayat bir masaldan ibaret
Masal ise Kaf dağından
Güzellikler Mevla dan
Özlem ise sevdadan ibaret

Bir sevda yaşanır aşktan ibaret
Aşk ise gönülden maharet
Gerçekten seven insan
Bir mecnundan ibaret

Mecnun Leyla dan ibaret
Kerem ise aslıdan
Sevgi saygı bizim için
Paylaşmaktan ibaret

Efnan' ın sözleri bundan ibaret
Bende sevdim ama sevmek kabahat
Ne yazık ki bizim için bu hayat
Bu sevda yı yaşamaktan ibaret.

Sen Benim Hiç İyileşmiyecek Yaramsın ..




Seviyorum dediğin insanı özlemez misin yokluğunda ?
Ben senden başka hiç kimseyi özleyemedim henüz ...
Sesini duyduğunda kalbin çarpmaz mı sanki yerinden çıkacakmış gibi ?
Senden başka hiç kimse attıramadı kalbimi ...
Seviyorum... bu söz senden başka hiç kimsede anlam bulamadı


Kurtulmak için her çırpınışımda neden daha da batıyorum ?
Neden her seferde sana bir kere daha yaklaşıyorum ?
Onca yılın çektirdiğini ufacık bir sözün nasıl da unutturuyor ..
Nasıl huzur veriyorsun ..
Her şey bitti !! derken Nasıl her şey sanki eskisi gibi ...
Nasıl da bitmemiş aslında hiç gitmemiş gibisin ..


Bugüne kadar bir çok şeye direndim
Onca insan.. onca hastalık.. onca kötülük..
Hiçbir şey senin kadar zorlamadı irademi
Hiç biri senin kadar uzun takılıp kalmadı hayatımda
Ne zaman çekip gideceksin beynimden.. düşüncelerimden ?
Ya da ben gitmeni istiyormuyum gerçekten ?
Bu kadar uzaktayken bile.. neden bu kadar yanıbaşımdasın 


Sen benim.. Hiç iyileşmeyecek yaramsın..

Birtek Mavi kaldı bende..





     Aşkımı verdim sana, yüreğimi verdim.

     Aşk sensin, sen yüreğimsin. Her atışı senin iki hecelik ismini fısıldardı. Kimse anlamazdı ama sen duyardın. Hak etmiştin bunu ? Böyle derin bir aşkla sevilmeyi hak etmişmştin? 


    Geç kalmış bir soru bu.. Nasıl hissettiysem öyle yaşadım ben aşkımı. Yüreğimi teslim etmemiş olsaydım sana, aşk olmazdı onun adı. 
    Böyle yaşadım ben hep, sen beğensen de beğenmesen de.. Hesaplı aşklar bana göre değil. "Ne verirsem ne alırım?" sorusunu soranlardan olmadım. Senin için attı yüreğim, bunu söylemekten de gocunmadım.


    Umutlarımı verdim sana, hayallerimi verdim. Bir gelecek düşleyemedim seninle ? Yarım aşkları, kaç kovala oyunlarını, göstermelik dargınlıklları bırakıp bir kenara, bu günü dolu dolu yaşarken, yarına dair umutlar besledim. Hepsinde sen vardın, sensiz olmayacaktım. Bugünü de, yarını da seninle yaşayacaktım.  Bazen bir Türk filmi tadında, bazen gerçeğin tam ortasında yaşayacağım. 


    Ruhumu verdim sana, bedenimi verdim. Olmadığın zamanlarda ruhumu bıraktım sana, yalnız kalmayasın diye. Çünkü sensiz olamazdı benim ruhum. İçimi sıkıntılar basardı. Müebbete mahküm bir hükümlü gibi bedenime tünel kazıp firar etmeyi düşündürdü hep. 

    Bu yüzden özgür bırakırdım onu. Ve ruhumun gideceği tek yer her zaman senin yanındı. Ya bedenim? Gözlerim gördüğü hiçbir şeyi ayıramazdı sensizken. Ellerim dokunmazdı hiçbir şeye. Yürümezdi bacaklarım senin olmadığın yollarda. Oysa sana her Ruhen dokunuşum, yeniden doğuşu olurdu bedenimin. Yenilenir, arınır çıkardı karşına her zaman. 

    Hayatımı verdim sana. "Can" deseydin onuda alırdın benden. Gözümü bile kırpmazdım. Zaten aşk bu değil midir ? Sevgiliye dokunduğun anda, "Ölsem umrumda bile olmaz" demek değil midir aşk ? Bunu demiyorsan eğer neden yaşıyasın aşkı?

    Bütün bunlar yetmez sana biliyorum. Yetseydi eğer, şimdi bunları yazıyor olmazdım zaten. İsyan sanma bunları, ben hayatı kendimde arıyorum. Belkide küçücük birşey yeterli olacaktı herşey için.

    Gönüllüydüm yoldan çıkmaya, çıktımda. Senin için değil kendim için yaptım bunları, sonunda acı olsada.. Şimdi bir tek "mavi" kaldı bende. Bir tek onu vermedim sana..

Herseyim ol ama Özlenen olma ...




Her şeyim ol ama özlediğim olma..
Yoksa bu şarkılar, her gece bir musallaya salarlar beni
Her gün bir ısırgan otu daha köklenir içimde
Kahvemin kokusu
Yorgunluğum, telaşım, ortada kalakalmışlığım ol ama
Sakın özlenen olma..!


Ben bu dertle başa çıkamıyorum
Kalbim, yokluğunun kaynayan kazanında
Ne zaman uyandığımda olmayışını hatırlasam
Kaderim, kederim, sefaletim ol
İlle de ömrüme son, gençliğime bedel ol
Ama özlenen olma..!


Ya da, elindeyse al üzerimdeki bu korkusuz karanlığı
Baktığımda, dizlerimin bağını çözen resimlerini sıyır çerçevelerden
Olur olmadık yerde, elinle sıkar gibi çökme yüreğime
Başımda bela, omzumda yük, boğazımda düğüm ol
Yeter ki özlediğim sen olma..!


Koruksuz asmaların, ekşisi bende sanki
Bedenleri ayıran yolların ne kadar tozu varsa, hepsi alnımda leke
Sırlarımın en mahrem yerinde saklıyorum sarhoşluğumu
Gaipten gelen sesim, bir sıkımlık canıma kefen olmuş elem ol
Suyuma buz, yangınıma körük ol
Yalvarırım özlenen olma..!


Bıraktım ıslığını bana getiren rüzgârların peşini
Boncuk boncuk bakan çocuklara şeker vermeyi
Gölgeme ters, sokağıma ters, bildiğim bütün adreslere ters yürüyorum artık
Ne kadar çukur varsa, körkütük düşüyorum
Bileklerimde zincir, yollarımda duvar ol
Kalbimdeki savaşta ister galip, ister mağlup ol 


Lakin özlenen olma..!

İnanıyorum ..




İnanıyorum bu düşün senle bitmeyeceğine
Sende inan sevgilim buna tüm kalbinle...
Mucizevi aşktı bizimkisi
Daha dünyaya gelmeden bulmuştuk birbirimizi..

Gözyaşlarım birleştiriyor bizi
Dolunay gökyüzünde parladıkça
İnanıyorum aşk yanımda
Tutkulu bir bağlılık belki benim ki..

Ölümsüzlüğe gidiyorum seninle
İnanıyorum sevgilim inanıyorum
Bu aşkın böyle bitmeyeceğine...

Sevdiğime ...



Paylaşmaktır Yaşamak
İnceden bir rüzgar gibi
Nefesini hissettirmektir yürekte
En derinden ve en içteninden
Layık olmaktır sevgiye

Engin denizler gibi
Sana olan sevgim işte öylesi
Rabbim ne kadar güzelmiş
Aşk yaşamak, hayatta onunla olmak

İsmini kazısamda her hücreme
Fırtınalar kopsada yüreğimde
Estiren rüzgar olmasanda gözlerimde
Gülleri saklasamda ellerimde
Nefesimi tutamam, o varken içimde..

3 Mart 2010 Çarşamba

Ölmeyince Unutulmuyor Gözlerin .....




Ölmeyince unutulmuyor gözlerin
Her aynada gülüşlerin
Her nefeste yeminlerin…
Kolay mı unutmak
Her şeyim sen olunca….

Sensiz bu alemde tek başına yaşamak
Ölmeyince unutulmuyor gözlerin
Ölmeyince silinmiyor sevgin
Her sabah sensizliğe uyanmak
Her gece karanlığında seni aramak
Kolay mı sensiz yaşamak
Her şeyim sen olunca…

Sensiz bu hayatta nefes almak
Ölmeyince silinmiyor hasretin
Ölmeyince unutulmuyor yüreğin
Her sokakta sesini aramak
Her rüyada ismini anmak
Kolay mı sensiz nefes almak
Her şeyim sen olunca…

Sensiz her rüyadan kabusla uyanmak
Ölmeyince unutulmuyor gözlerin…

Dua ve İbadetle Yorulmak ..




Kuran’da samimi inanan insanlar için ‘boş vakit’ diye bir kavram olmadığını görürüz. Müminin her gün yaptığı ibadetlerin çok fazla vaktini almaması, günün geriye kalan vaktini dünyevi istekleri peşinde geçirebileceği anlamına gelmez. İman sahipleri, yaşamları süresince nefislerinin bencil tutkuları ve inkarcı felsefe ve görüşlere karşı fikir mücadelesi vermekle yükümlüdürler.

Müminin samimi ve ciddi çabasının bir sınırı, bir kesintisi de yoktur. Bu önemli yükümlülüğü yerine getirmek amacıyla bitirilen bir iş, yapılan bir salih amel dinlenmek ya da ara vermek için bir sebep değil, aksine, yeni işlere başlamanın zamanının geldiğinin işaretidir. Yüce Allah bu görevi şöyle haber verir:

"Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et. " (İnşirah Suresi, 7)

Allah’ın dinine hizmet etmesi karşılığında Rabb’inin rızasını kazanma umudu müminin şevkle başka bir iş için çaba göstermesine neden olur. Yalnızca güç toplamak için gereği kadar dinlenir.

Kur’an’da Hz. Musa’nın genç arkadaşıyla yaptığı yolculuğun anlatıldığı kıssada geçen bir ayette, “…(Musa) genç-yardımcısına dedi ki: "Yemeğimizi getir bize, andolsun, bu yaptığımız-yolculuktan gerçekten yorulduk." (Kehf Suresi, 62) der. Ayetteki ifadeden yorulduklarını, dinlenirken de yemek yediklerini anlıyoruz. Bazı insanlar yemeğe çok fazla zaman ayırır, saatlerce masada kalırlar. Bu ayetten, müminin yemek ve dinlenme zamanını birleştirerek zamanını daha iyi kullanabileceği dersini de çıkarabiliriz.

Hz. Musa’dan söz edilen bir diğer kıssada yine hayvanlarını sulama işi sırasında dinlenirken de Allah’ı andığını, boş oturmadığını görüyoruz.

Hemencecik onların sürülerini suladı, sonra yine gölgeye çekilerek dedi ki: "Rabbim, doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtacım." (Kasas Suresi, 24)

Müminin, Kuran ahlakını yayma yolundaki çabasında durmaksızın yorulması ile din dışı cahiliye toplumu bireylerinin ‘yaşam mücadelesi’ sırasında yaşadıkları zorluk, sıkıntı ve ümitsizlik içindeki çabası asla birbirine benzemez. İnkar içinde yaşayan kişinin sıkıntı, yorgunluk ve azabı, ahirette karşılaşacağı sonsuz azabın ilk basamağıdır. Oysa Allah' ı büyük bir aşkla seven müminin Rabb’i yolundaki çabası da, sonsuz cennette yaşayacağı mutluluğun başlangıcıdır.

İnanan insanlar boş ve amaçsız konuşmalar yapmadıkları gibi, ahiretlerine yönelik yararı olmayacak, hatta zararı olacak boş işlerle de zaman yitirmezler; “Onlar, ' tümüyle boş' şeylerden yüz çevirenlerdir; (Mü' minun Suresi, 3)
Söyledikleri her yararlı ve hikmetli söz, yaptıkları her hayırlı davranış inananları ahirette kazançlı çıkaracak, orada da –Allah’ın dilemesiyle-gereksiz söz işitmeyeceklerdir.
Onda boş bir söz işitmezler; sadece selam (ı işitirler). Sabah akşam, onların rızıkları orda (bulunmakta)dır. (Meryem Suresi, 62)
Apaçık düşmanımız şeytan önümüzden, arkamızdan, sağımızdan, solumuzdan sokulur. Sürekli yorulalım ve imanımızı derinleştirelim…Derin iman önemlidir; mümindeki imanî derinliği gören şeytan açığını bulup, ona sokulamaz. Çünkü şeytan sığdakilere yanaşır, onlarla uğraşır.

Dua ve ibadetle yorulmaya devam edelim; ahirette -Allah' ın dilemesiyle- sonsuz huzur ve rahatlığı bir ödül olarak yaşamayı umut ederek…

İhanet ve İbadet



İnsanlar, kısacık bir süre mutluluk gibi görünen gafletin faturasını, iki dünyada da çok ağır öderler.

Bu dünyada, pişmanlığın karabasan gibi üstlerine çöküşü ile ruhun bunalması sonucu, kalplerine çöreklenen iç sıkıntısını, günahın ağırlığının omuzlarına olanca gücüyle yüklenişini hissederler.
Oysa ilk zamanlarda nefislerine hoş gelen ilişki, bir süre sonra monotonlaşmaya başlar, daha sonra da bıkkınlık haline gelir. Hele, terazinin iki kefesi birbirini dengeleyemiyorsa…

Günahtan uzak duramayan, ibadetlerinden uzak kalır. Ara sıra ibadete yönelirse de, ondan gereken zevk ve mutluluğu alamadığı için tekrar bırakır. Allah’ın huzuruna hakkıyla çıkamaz. Ezilir büzülür, o huzura kendini layık göremez. Çünkü günahla ibadet bir yerde duramaz. Hakkıyla ibadet edebilmek için tövbe gerekir.

Ancak tövbe ettiğinde, tüm hücrelerine kadar huzur, mutluluk ve temizlik duygusu yayılır. İşte o zaman namaz, namaz; oruç, oruç; zikir tam anlamıyla zikir olur. Abdest de arınmayı hissedebilmek içindir, temizlenmek için değil… Öyle olsaydı, teyemmüm olmazdı.

Dünya hayatında haram ağır basınca, beden ikiye bölünür. Ruh ikiye bölünür. Nereye intibak edeceğini şaşırır insan. İkili oynamaktan yorulur, sonunda bir tarafa resti çekiverir.

Çocuk, eş, dost, akraba, çevre… Genelde eş tercih edilir, diğeri gider. Aile kutsaldır, vefa ve acıma duygusu vardır.

Kaç yola sapılır, hayat yolunda! Kaç çıkmaz sokağa girilip dönülür! Yol aranır, yoldan habersiz. Yol ararken yol biter, ölüm gafletteyken geliverir.

Kul, kula vesile… Bilen bilmeyene iletecek yasakları, yaşamın karanlık tarafının zararlarını aktaracak.
Yanlış yapmamak da marifet değil.

Marifet; bile bile yanlışta kalmamak, ısrarcı olmamak, kurtulabilmek ve arınabilmek…

Aşk mı Dedin Gülüm..?





Aşk mı dedin gülüm, dur hele…Biraz da biz tarif edelim, birazda biz tarifsizliğin tarifini yapalım..

Ne yağacak yanlızlık sahralarına?





Aşk, kime göre yanmak, kimine göre gül, kimine göre de bülbül, bazılarına bakarsak, Hz. Yusuf, bazen de Züleyha... Biz hiç bakabildik mi gönül penceresinden haa… 



Bazen parıltılı bir efsane, bazen şiir-âne.. Bazen de, gönül kalemiyle çizilen ve anlatılan avâre.. Aşk dedik ya gülüm çaresizlik değil, çare üretmektir çaresizliğin gölgesinde …





Aşk, yanmak değil, İbrahim-î bir muhabbetle yanmaktır…

Aşk, Mevlanâ değil, onun özüdür..
Aşk, Yusuf değil, onun hayasıdır.. 



Aşk, Yunus değil, onun sevdasıdır… Bence aşk odundur gülüm odun… Şaşırma bakma öyle tuhaf tuhaf yüzlere, doğru duydu kalp kulağın, odun diyorum.. Hani şu Yunus’un dağdan muhabbetle kestiği, aşka hangisi yakışır deyip muhasebe ettiği, kalem gibi bulmak için saatlerin verdiği odundan bahsediyorum… 


Muhabbet kapısından eğri girilmez…Şerefliler kapısından nefsine uyanlar geçemez… Zoru bulmak değil zora kolay sıfatını koyabilmektir.. 


Aşk, güller arasında sevgiliğe hitap değil, dikenlerin arasından dikenlere dokundurmadan sevgiliyi geçirmektir…

Aşk, parmakta bir halka değil, kalpte tokmak olmalı…Çevirdiğin zaman tokmağı, cenneti aşmalı… Kapattığın zaman, nur cemali seyretmeli insan… 




Aşk, şaşalı, pahalı dünyevî bir hediye değil “ MUHAMMED-Î BİR MUHABBETLE“ önemsemek ve önemsenmektir…

Sabır Göstermek !!!!!



 Sabır, sadece zorluklar karşısında değil, hayatın her anında yaşanması gereken güzel bir ahlak özelliğidir.

Sabır; ‘ Rabbin için sabret.’  (Müddessir Suresi,7) ayetinden de anlaşılacağı gibi yalnızca Allah rızası içindir. İnsan ancak Allah' a olan imanı ve yakınlığı oranında sabır gösterebilir. Karşılaştığı olumsuz olaylarda gösterdiği güzel ahlak süreklidir. ‘


İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz.’ (Fussilet Suresi, 34-35) 

Ayetten de anlaşıldığı gibi ‘sürekli’ olan güzel ahlakı sabredenlerden başkası gösteremez. Müminler her zaman en güzel davranışı ve en güzel ahlakı gösterme konusunda kararlıdır ve en ufak bir gevşeme göstermeden bu ibadeti yerine getirmeye devam ederler. Başına ne kadar büyük felaketler gelirse gelsin onlar için fark etmez. "Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın..." (Al-i İmran Suresi, 200)  ayetinde buyrulduğu üzere hayırlarda yarışır gibi, sabırda da yarışmak bir mümin özelliğidir.

  "Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır." (İnşirah Suresi, 5–6) "Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez..." (Bakara Suresi, 286)


Kutsal kitabımız Kuran’ı Kerim’de Peygamberlerin göstermiş oldukları sabır örnekleri:
Hz Eyüb’ün, yakalandığı hastalık karşısında gösterdiği sabır, ayetlerde şu şekilde bildirilmiştir: "Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah' a) yönelip-dönen biriydi.   (Sad suresi,44)
Hz. Yusuf, suçu olmadığı halde yıllarca zindanda kalmış, ancak asla isyan etmemiş, sabırla ve tevekkülle Allah’a yönelmiştir.  

"Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkanını) verdin, sözlerin yorumundan (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat."   (Yusuf Suresi,101)
 

Duamız son pişmanlığı yaşamamak olsun.

Ne Az Şükrediyorsunuz !





Şükretmek, verdiği her nimet ve güzellik için, hem sözle hem de içten Allah' a minnet ve teşekkürün ifadesidir. Sahip olunan bu nimetleri Kuran' da haber verildiği şekliyle kullanmaktır. Bu güzellikleri veren Rabb’ine şükretmeyen kişi ise nankörlük içindedir. Dünya hayatındaki tüm nimetler, insanın şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğini ortaya çıkarmak için yaratılır.

“Şüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık. Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör.” (İnsan Suresi, 2-3)

İnsan vicdanını kullanırsa, her yandan Allah' ın nimetleriyle kuşatılmış olduğunu görür. Hiçbirine kendisi güç yetiremez; yalnızca Rabb’inin dilemesiyle bu nimetlere kavuşabilir. İnsanın kendisine ait olduğunu düşündüğü bedeni, zekası, sağlığı ve gücü de gerçekte bu nimetlerin bir kısmıdır.

“Eğer Allah' ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nahl Suresi, 18)

Şükür kalpten ve sözle olmasının yanı sıra fiilen de yapılmalıdır. Bu da, nimeti Allah yolunda, Allah' ın en çok hoşnut olacağı yönde değerlendirerek yapılır. İnsan kendisine verilen mal, mülk, kariyer, saygınlık, zeka, sağlık gibi nimetleri Allah' ın buyruğuna uygun olarak kullanmazsa hakkıyla şükretmemiş olur.

“Öyleyse Allah' ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal (ve) temiz olanlarını yiyin; eğer O' na kulluk ediyorsanız Allah' ın nimetine şükredin.” (Nahl Suresi, 114)

Şükredebilmek  bir nimettir ve Hz.Süleyman’ın Kur’an’da söz edilen "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat. " (Neml Suresi, 19) duasındaki gibi, ancak Allah' ın lütfu ve dilemesiyle yapılabilir. Mümin şükrederek, sahip olduğu herşeyi kendisine Allah' ın verdiğinin bilincinde, şirkten uzaklaşır.

Nankörlük, insanları Allah’ın yolundan saptırma çabasındaki şeytanın tuzaklarından biridir. Kur’an’da,
"Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın." (Araf Suresi, 17) ayetiyle dikkat çekildiği gibi, şeytan insanların şükretmelerine engel olmak için uğraş verir. Tarih boyunca iman etmeyen ya da zayıf imanlı olan kişiler, şeytanın bu tuzağına düşerek nankörlük içinde yaşamışlardır.


“... Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük ihsan (Fazl) sahibidir, ancak onların çoğu şükretmezler.” (Yunus Suresi, 60)

1 Mart 2010 Pazartesi

Gülümsediğin Zaman




Sen gülümsediğin zaman
Bahar gelir yüreğime
Çiçekler açar gönül bahçemde
Mutluluk bir kuş olur
Cıvıldaşır penceremde…

Sen gülümsediğin zaman
Ben yere göğe sığamam
Çoğalır, coşarım
Mutluluk olur
Yollarına akarım
Sen gülümsediğin zaman
Ben, yaşadığımı anlarım...

Gülüşüyle Cennetteyim...




Hicranlı gecelerde,
Keşke seni güle şikayet etseydim
Seni tılsımlı şarkılarda, 

Okunmamış güfterde söyleseydim
Eğer bu denli yürekden sevdiğini bilmeseydim
Lalenin sarısında kendimi sende hissetmeseydim 



Gözlerine hareler takılı uçurtmaları,

Gökyüzüne salıverseydim
Bir anda eriyikler dolardı yüreğime,

Keşki yanıverseydim
Umutlarımı mor menekşenin morunda, buluverseydim
Son istasyondu kurtalan, sessizce kalbine iniverseydim ..


Kopuşlarım başlardı,

Sancılı bakışlarında bitmeliydim
Bir daha arkama bakmamacasına, gitmeliydim
Ömrüm bitti hep yek ile, siteminle cehennemdeydim ..


Şimdi ne gam, gülüşüyle cenetteyim.....

KALDI İZLERİN ....



Dalgalı denizde martılar vardı
Biri suya batar, biri çıkardı
Geçen vapurlardan ışık çarpardı
Bir kenarda durup seyre dalmıştım.

Ay altın rengiyle düşmüştü suya
Güzellik katmıştı o manzaraya
Benziyordu her şey sanki rüyaya
Bir kenarda durup seyre dalmıştım.

Dönüp de bakmıştık kız kulesine
Tarihin sönmeyen meşalesine
Yüzünden okunan hikayesine
Bir kenarda durup seyre dalmıştım.

Neşe saçıyordu parlayan gözün
Bal gibi gelirdi bana her sözün
Gündüzü aratmaz olmuştu yüzün
Bir kenarda durup seyre dalmıştım.

SANA BİR ŞEY DİYECEĞİM ...



Çığlıklarım yırtar karanlığı
Adın sokaklara düşer hece hece
Açıp aşk kitabımı bu gece
Sevmek sevilmek üzerine
Sana bir şey diyeceğim

Beni benimle bıraktığın an
İçimden bir çığ kopar
Donuklaşır birden bakışlarım
Ağlarken gülmek üzerine
Sana bir şey diyeceğim

Yokluğunda vurgun yedim
Tutmaz elim kolum bedenim
Düşe kalka bir başıma
Yaşarken ölmek üzerine
Sana bir şey diyeceğim

Benim sevdam hiç bitmez ...




Bulutlardan akan yaşlar,
Gözyaşımdan bir damla
Gökyüzünde uçan kuşlar,
Yüreğimden bir sevda
Bilmem ki nasıl anlatsam sana sevdamı
Gözlerimdeki deryalar
Yüreğimdeki sevdalar
Sanadır sana

Günler aylar yıllar geçer
Sana sevdam hiç geçmez
Sonu gelmez yollar biter
Benim sevdam hiç bitmez
Bilmem ki nasıl anlatsam daha sevdamı
Bulutlar, denizler, dağlar,
Gökyüzündeki yıldızlar
Ölçmeye yetmez