17 Aralık 2009 Perşembe
Sürgün Yüreğim ....
Kaldırımların terinde sürüklenerek baş veren
Sürgün yüreğimle yağmurların tokadına giren
Kırışık bulutları dondurarak zihnime seren
Gözlerim acının balyozunda kalbimi parçalayarak ezen.
Solgun gölgenin sürükleyişinde seninle gezen.
Hayallerimin çiçekleri koparak ellerimde kanlanan
İstanbul'un kalın bedenine kapanarak uzaklara eren
Seni düşlerimin tarağında hayat elim olarak gören.
Seni dudaklarımın bestesinde hayat olarak ören
Bir derbeder yokuşlarda heyelanlar çöken ben
Bir divane yakarışlarda hıçkırıklar söken ben.
Şimdi ise yoksun, karanlığın perdesine kapanmış
Yoksun kalan yüreğim dalgaların kucağında
Yoksul duran kelimelerim ağlayışların sarsıntısında.
Gözlerin .....
Bir haşmetli bakış, bir edalı söz
Kalbime üssünü kurar gözlerin
Sessiz kurşun gibi iki ahu göz
Kuşatır gönlümü sarar gözlerin.
Kafdağı deyipte uzağa salar
Selam vermez gözlerimi kan bular
Neyleyim sonunda boz toprak dolar;
O zaman ne işe yarar gözlerin?
Geçen günler boğar bir ağıt gibi
Bekletti yıllarca bir vaat gibi
Zamanı yanıltan bir saat gibi
Kalbimi azaba kurar gözleri.
Gözlerin gözümde yüreğimde yaslı
Gözlerim, don çalmış yıllardır paslı
Felekten bir peşrev bu gönül faslı
Fazlası ömrüme zarar gözlerin.
Rengini devşirir derin yosunda
Işıldar aksiyle gözlerin suda
Geceler boyunca bekler pusuda
Dalgın bir anımda tarar gözlerin.
AŞK VE ZAMAN
Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.
Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi, adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.
Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş. Çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş. Ada neredeyse battığı zaman, Aşk, yardım istemeye karar vermiş.
Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde geçmekteymiş. Aşk, “Zenginlik, beni de yanına alır mısın?” diye sormuş. Zenginlik, “Hayır, alamam. Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok.” demiş.
Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir den yardım istemiş. “Kibir, lütfen bana yardım et!” “Sana yardım edemem Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin.” diye cevap vermiş Kibir.
Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk, yardım istemiş: “Üzüntü, seninle geleyim…” “Off, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var.”
Mutluluk da Aşkın yanından geçmiş ama o kadar mutluymuş ki, Aşkın çağrısını duymamış.
Aşk, birden bir ses duymuş: “Gel Aşk! Seni yanıma alacağım…” Bu Aşk tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki kendini onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş.
Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk’a yardım eden, yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi ye sormuş:
“Bana yardım eden kimdi?” “O, Zamandı” diye cevap vermiş Bilgi. “Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?” diye sormuş Aşk.
Bilgi gülümsemiş: “Çünkü sadece Zaman Aşkın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir…”
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.
Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi, adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.
Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş. Çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş. Ada neredeyse battığı zaman, Aşk, yardım istemeye karar vermiş.
Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde geçmekteymiş. Aşk, “Zenginlik, beni de yanına alır mısın?” diye sormuş. Zenginlik, “Hayır, alamam. Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok.” demiş.
Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir den yardım istemiş. “Kibir, lütfen bana yardım et!” “Sana yardım edemem Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin.” diye cevap vermiş Kibir.
Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk, yardım istemiş: “Üzüntü, seninle geleyim…” “Off, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var.”
Mutluluk da Aşkın yanından geçmiş ama o kadar mutluymuş ki, Aşkın çağrısını duymamış.
Aşk, birden bir ses duymuş: “Gel Aşk! Seni yanıma alacağım…” Bu Aşk tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki kendini onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş.
Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk’a yardım eden, yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi ye sormuş:
“Bana yardım eden kimdi?” “O, Zamandı” diye cevap vermiş Bilgi. “Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?” diye sormuş Aşk.
Bilgi gülümsemiş: “Çünkü sadece Zaman Aşkın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir…”
11 Aralık 2009 Cuma
Yâ Rabbî!. Çünkü sen her şeye kâdirsin!
Yâ Rabbî!.. Günâhlarımızı rahmetinle af ve mağfiret eyle! Ölülerimizi de mağfiret eyle, yaşayanlarımıza hayırlar ihsan et!
Riyâdan, nifaktan, şikaktan, her türlü hastalıktan, kazâdan, belâdan, tembellikten, âcizlikten, zelîl olmaktan, zulüm etmekten ve zulüm görmekten, cimrilikten, müsriflikten, azdıran zenginlikten ve doğru yoldan ayrılmaya sebep olan fakirlikten, şeytan ve nefsin şerrinden, düşmanın galebesinden, kötü huydan, bidat işlemekten, dalâlete düşmekten, hâlis olmayan amelden, her çeşit günahtan, küfre girmekten, ölürken gelecek fitnelerden, kabir azâbından, dinimize ve dünyamıza zarar verecek işlerden sana sığındık, bunlardan bizleri koru Yâ Rabbî!..
Yâ Rabbî!.. Bize sarsılmaz bir îmân, güzel bir ahlâk, şükredici bir kalb, sabredici beden, zikredici dil, kazâ ve kaderine rızâ gösteren hayırlı ömür, sâlih evlat, dünya ve âhırette güzellik ihsân et! Ana ve babamızı da mağfiret eyle!
Yâ Rabbî!.. Kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, bütün enbiyânın, Ehl-i beytin, Eshâb-ı kirâmın ve bütün evliyâ-i kirâmın sevgisini ve sevgine kavuşturacak amel ve işleri nasip eyle!
Yâ Rabbî!.. Dinine severek hizmet etmeyi, kul borçlarını ödemeyi ve şehit olarak ölmeyi nasip eyle! Bize hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak göster!
Yâ Rabbî!.. Bu vatanı bizlere bırakan ecdâdımızın rûhunu şâd eyle! Memleketimize hizmetleri geçmiş ve Allah için harp etmiş dedelerimize rahmet eyle! Yurdumuzu her çeşit düşmandan koru! Çünkü sen her şeye kâdirsin!.. Duâlarımızı kabul eyle!..
(Âmin!)
MELEKLER BİTEN AŞKLARA AĞLARMIŞ
Aşk uğruna neler vermemiş insanoğlu?
Ne umutlar yitirilmiş aşk için, nice canlar son bulmuş.
Aşka gönül verip,onun çizdiği hayat yolunda son nefeslerine kadar direnmişler aşk gerçeği için.
Kimileri kavuşmuş, kimileri acı gerçeğine sığınmıştır hayatın.
Fakat sonunda ne olursa olsun aşk daima var olmuştur.
Ben aşığım demek bu kadar kolay mı?
Aşkın bir takım zorluklarını çekmeden aşık olunur mu?
Bence aşk yaşanmalı, aşk karşılıklı yaşanmalı.
Var mısın? sorusuna,
Ölümüne kadar cevabını verebilmeli aşkı yaşayan insan.
Gerçek aşk şüphe uyandırmamalı insanda, sadık olunmalı aşkına.
Unutmayalım ki var olan ve seni var eden aşkı yaşatandır.
Aşk umuttur bir bakıma, umduğunu bulmak yada bulamamaktır. Çoğu zaman hüsran, çoğu zaman mutlulukla sunar kendisini hayata.
Her iki türde de kendisini güzel yaşatandır aşk.
Evet ister çile yumağı olsun ister seni havalarda uçursun
Aşk her zaman kalplerin atış şiddetini arttırmayı başarmıştır.
Aşk fedakarlık ister, alışılmışlıklardan vazgeçebilmek en büyük fedakarlıktır nitekim.
Aşkta gurur yoktur, aşk gururdan da her zaman üstün olmuştur.
Görmez ve duymaz olursunuz onunla.
Ve sonunda tamamen kontrolü altına almıştır seni hayatta. Nereye çekerse çeksin sen oraya...
Aşk üzerine bir çok yazılar yazılmasına karşın aşk tanımlanamaz Kelimeler ve cümlelerle telaffuz edilemez.
Bir yaşanmışlık olmalıdır aşkı anlayabilmek, onu tüm güzelliğiyle tadabilmek için.
Onu var edecek biri olmalıdır yazılan romanın içinde.
Unutmayın aşk her daim kutsal olandır...
9 Aralık 2009 Çarşamba
MÜSLÜMAN’A HARAM” ÇEŞMESİ ..

Vaktiyle Bursa’ da bir müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!..”
Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye...
Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu
Müslüman’a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama.
Adam:
- “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin isbat ister, delil şarttır…”
dedikçe kadı kızmış:
- “Ne delili, ne isbatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzûrunu kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş.
Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:
- “Nedir gerekçen?..” diye sormuş.
Adam:
- “Bir tek Sultan’a derim…”
diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş...Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış:
- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl,
Müslüman’a haram yazarsın?..”
Adam, başı önünde konuşur:
- “Delilim vardır, lâkin isbat ister.”
- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”
- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım…”
- “Eeee?!..”
- “Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rastgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…”
Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masûmdur, gerekirse kefâlet ödeyelim...”
Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:
- “Sultânım, artık bırakmak zamanıdır” demiş.
Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler…
Az zaman geçmiş ki, adam:
- “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz içinyaptırınız Sultânım” demiş.
Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar âyininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutlulukk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar... Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla
daha bir sarılmışlar birbirlerine...
Sultan:
- “Bitti mi?..” demiş adama.
- “Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.
- “Şimde nedir isteğin?..”
- “Efendim, pâyitahtımız Bursa’nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimad edilen âlimini alınız minberinden…”
Adamın dediğini yapmışlar, Ulucâmi imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler...
Ve ne olmuş bilin bakalım?..
Bir Allah’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa va’zı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış...
Geçmiş bir hafta, “nerde imam” diye gelen-giden yok!.. Aptal ve câhil bir imam tâyin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri… Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için:
- “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”
- “Kimbilir ne halt etti de tevkif edildi!..”
- “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…”
- “Sorma, sorma...”
Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:
- “Eee, ne olacak şimdi?..
Adam:
- “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.”
“Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:
- “Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lûtfen, böyle Müslümanlar’a su helâl edilir mi?..”
Sultan acı acı tebessüm etmiş:
- “Hava bile haram, hava bile!..” demiş...
8 Aralık 2009 Salı
3 Aralık 2009 Perşembe
Günahları örtün ki Allah da örtsün!
Günahları örtün ki Allah da örtsün!
HANGİMİZİN günahı yok ki? Hangimiz melek kadar temiz, saf ve berrağız. Hiçbirimiz. Her birimizin kendimize göre bir günahı vardır.
Kimimiz gıybet etmişizdir, kimimiz hak yemişiz, kimimiz haram kazanıp haram tüketmişiz, kimimiz komşumuzu rahatsız etmişiz, kimimiz daha başka günahlar işlemişizdir. En azından kalbimizle bile olsa günah işlemişizdir. Kötülük düşünüp kalbimize leke sıçratmışızdır.
Bu günahlardan hangisinden tövbe ettik veya tövbe ettiğimiz hangi günahımız bağışlandı. Bilmiyoruz. Yüce Allah bizim hakkımızda nasıl bir karar verecek, bunu da hiçbirimiz bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, Allah'ın rahmetinden ümit kesemeyeceğimizdir. Çünkü ümitsiz insan imanını da yitirebilir. Yaşama sevincini, direncini kaybeder.
Rabbimiz gizli ve açık her türlü günahı yasaklıyor (Enam 6/151). Ama günah işleyebileceğimizi de belirtiyor (Nisa 4/17).
İnsanız. Hata edebiliriz.
Ama bu hata ve günahları ilan etmemeliyiz.
Günahımıza şahitler tutmamalıyız.
Tek şahidimiz Rabbimiz olmalıdır. Ona yönelmeliyiz. Ondan gizli kalacak hiçbir gizli yoktur. Zira acılar paylaşılarak azalır belki ama günahlar paylaşılarak affettirilmez. Günahların açıkça söylenmesi, günaha karşı olması gereken direnci kırar. Onun için örtülü kalmalı.
24 Kasım 2009 Salı
ZİLHİCCENİN İLK ON GÜNÜNDE NELER OLUR ????
Bir kimse, bu on günleri değerlendirir ise, Allah’u Tealâ o kişiye on ikramda bulunur. Şöyle ki:
1-Ömrü uğurlu ve bereketli olur.
2-Malında bereket olur, artar.
3-Allah Celle Celalühu onun çoluk çocuğunu korur.
4-Günahlarına kefaret olur.
5-Yaptığı iyiliklere kat kat sevap alır.
6-Ölüm halini kolay eder.
7-Kabrindeki karanlık günlerine aydınlık verir.
8-Mizanında iyilik tarafını ağır bastırır.
9-Ahirette düşük hallerden, rezil ve zelil olmaktan kurtarır.
10-Cennetteki derecelerini yükseltir.
Zilhicce Ayı …

Zilhicce …
O’na kurban olmak!...
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
{وَالْفَجْرِ}{وَلَيَالٍ عَشْرٍ} {وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ}{وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ}
{هَلْ فِي ذَلِكَ قَسَمٌ لِذِي حِجْرٍ} [سُورَةُ الفَجْرِ : 89/5]
"Fecre yemin olsun. On geceye yemin olsun. Hem tek'e hem çifte yemin olsun. Gelip geçen geceye yemin olsun. Bütün bu anlatılanlarda, akıl sahipleri için bir yemin vardır." (Fecr:1-5)
Allah Celle Celalühu burada önce "Fecr'e" yemin etmiştir. Gece karanlığı çatlayıp sabahın beyazı zâhir olmasıdır. Denilmiştir ki; "Fecr"den murad, Kurban Bayramı’nın sabahıdır. Bu mâna da imamı Mücahid: "Fecr" lafzıyla özellikle Kurban Bayramı gününün şafak vakti murad edilmiştir, demiştir.
"Ve on geceye yemin olsun."
Allah Celle Celalühu burada önce "Fecr'e" yemin etmiştir. Gece karanlığı çatlayıp sabahın beyazı zâhir olmasıdır. Denilmiştir ki; "Fecr"den murad, Kurban Bayramı’nın sabahıdır. Bu mâna da imamı Mücahid: "Fecr" lafzıyla özellikle Kurban Bayramı gününün şafak vakti murad edilmiştir, demiştir.
"Ve on geceye yemin olsun."
Buradaki on geceden murad Zilhicce Ayı’nın ilk on gecesidir. Yani Kurban Bayramı’ndan önceki on gecedir.Allah’u Teâlâ’nın on gün değilde, on gece buyurmasının sebebi, günlerinin dokuz olmasındandır. Onuncu gün bayramdır. Geceler ise önce geldiğinden on gece tamam oluyor.
Tefsir Âlimleri; Araf Süresi 142. Ayette geçen, "Musa ile otuz gece (Bana ibadet etmesi için) sözleştik ve buna on gece daha kattık. Böylece Rabb'inin tayin etitiği vakit kırk geceye tamamlandı."
İşte bu ayetteki "on gün"e Alimler Zilhicce Ayı’nın ilk on günüdür demişlerdir. Mevlâ Celle Celalühu bu günlerde Musa Aleyhisselam ile kelâm etmiş, O'nu düşmanlarından kurtarıp kendine yakın kılmış ve bu on günde O'na on emri bildirmiştir, denilmektedir.
Hazreti Cabir Radiyallahü Anh’den rivayette Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem buyurdular ki:
-On gece Kurban Bayramı’ndan (evvelki) on gecedir.
Mevla Tealâ bu günlerin kıymetine faziletine binaen yemin etmiştir.
Cabir Radiyallahü Anh’den rivayet olunan diğer bir hadis-i şerif’te Rasûlullah Sallellahü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
-"Allah Tealâ’nın yanında Zilhicce’nin ilk on günü kadar makbul ve fazîletli başka bir gün yoktur." Sahabe-i Kiram Radiyallahü Anh sordular:
-Ya Rasûlellah! Onun benzeri bir gün, Allah Tealâ’nın yolunda cihadda da yok mudur? Buyurdular ki:
-"Onda da yoktur. Meğer ki malıyla ve canıyla Allah Tealâ’nın yolunda cihada çıkıyor, vuruyor, vuruşuyor ve onlardan hiçbir şeyle dönmüyor. Ancak bu hariç.
Hz. Aişe anamız şöyle anlatmıştır:
-Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem zamanında bir adam vardı. Çalgıyı severdi. Ancak Zilhicce Ayı’nın hilali göründüğünde, sabahına oruçlu olurdu. Durum, Rasûlüllah'a anlatıldı. Adamı getirdiler. Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem ona sordu:
-Bu günlerde oruç tutmana sebep nedir?" Şöyle dedi:
-Ya Rasûlellah! O günler Hac menasikinin yerine getirildiği ve Haccın yapıldığı günlerdir. Hûccac orada duâlar okurlar, istedim ki: Allah Celle Celalühu onların duasına beni de ortak eylesin.
Bunun üzerine Efendimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdular: “On günün oruçunun her günü 100 köle azat etmiş, 100 deve kurban etmiş ve 100 atı Allah yolunda hibe etmiş gibi sevap olur. Tevriye gününün yani 8. gününün orucunda 1000 köle azad etmiş, 1000 deve kurban etmiş ve 1000 atı Allah yolunda hibe etmiş gibi sevap alır. Arefe gününün orucunda ise 2000 köle azat etmiş, 2000 deve kurban etmiş ve 2000 atı Allah yolunda hibe etmiş gibidir.” Buyurmuştur. (Tefcirut-tesnim S.169)
Şimdi bu günlere erişipte bu kazançlardan istifade etmemek akıl kârı mıdır?
Bu on günlerde yapılan ibadet kadar hiç bir günde yapılan ibadet Allah Celle Celalühu’na daha sevimli gelmez.
Tirmizi, bir diğer rivayette Ebu Hüreyre radıyallahu anh'tan şu ziyadeyi kaydetmiştir: "Ondaki her bir günün orucu bir yıllık oruca (sevabca) eşittir. Ondaki bir gece kıyamı (ibadetle ihya edilmesi) Kadir gecesinin kıyamına (ihyasına) eşittir." Tirmizi, Savm 52, (758).
Süfyanı Sevri anlatıyor:
zilhicce ayınının bir gecesinde basrada ki bir müslüman mezarlığına ziyarete gitmiştim. kabirler arasında dolaşırken bir erkek mevtanın kabrinde pırıl pırıl parlayan bir ışık gördüm.Acaba bu ışık nedir diye düşünürken bir ses işittim .Sesin sahibi:
zilhicce ayınının bir gecesinde basrada ki bir müslüman mezarlığına ziyarete gitmiştim. kabirler arasında dolaşırken bir erkek mevtanın kabrinde pırıl pırıl parlayan bir ışık gördüm.Acaba bu ışık nedir diye düşünürken bir ses işittim .Sesin sahibi:
Ey ! Süfyan ne düşünüyorsun zilhicce ayının ilk on gününü oruçlu geçir ki sen de ölünce böyle pırıl pırıl parlayan bir ışığa kavuşasın. diyordu.
Zilhicce Orucu
Zilhicce ayının ilk dokuz gününde oruç tutmak tavsiye edilmiştir. Zilhicce ayının 10. günü kurban bayramının ilk günüdür. Peygamberimiz’in zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmayı sürdürdüğü rivayet edildiği için zilhiccenin ilk dokuz gününün, yani kurban bayramından önceki dokuz günün oruçlu geçirilmesi müstehaptır. Fakat sıkıntıya ve halsizliğe sebep olacağı gerekçesiyle, hacda olanların 9. günü (arefe günü) oruç tutması mekruh görülmüştür. Peygamberimiz arefe gününün faziletine ilişkin olarak "Arefe gününden daha çok Allah'ın cehennem ateşinden insanları âzat ettiği bir gün yoktur" buyurmuş, yine "Arefe günü tutulan orucun bundan önce ve sonra birer yıllık günahları örteceği Allah'tan umulur" dediği (Müslim, “Sıyâm”, 196-197) nakledilmiştir.
Tesrik Tekbirleri Ile Ilgili Fikhi Hükümler
Hz. Ibrahim oglunu sag tarafina yatirdi, gözlerini bagladi. Biçagi oglunun boynuna olanca gücüyle sürerken "Bismillah" dedi, fakat biçak kesmedi. Biçaga bakti, keskindi. Ikinci, üçüncü defa denedi, biçak yine kesmedi. Hz. Ibrahim yillar evvel kendisini atesin yakmadigini hatirladi. Demek ki bu defa da Cenab-i Hak, biçaga "Kesme!" emrini vermisti, kesmiyordu.
Bir ses duydu. "Allahu Ekber! Allahu Ekber!" diyordu. Basini kaldirdi: Cibril-i Emin yaninda semiz bir koç oldugu halde inmekteydi. Hamd ve sükür duygulari içinde "La ilahe illallahu vallahu ekber" dedi. Durumu fark eden Hz. Ismail, Cenab-i Hakk'a minnet ve sükranlarini dile getirerek "Allahu Ekber ve lillahil hamd" dedi.
Aradan asirlar geçmesine ragmen, bütün mü'minler Hz. Ibrahim, Hz. Ismail gibi Rabbinin rizasini umarak Zilhicce ayinin arefe günü, sabah namazindan baslayip bayramin dördüncü günü ikindi namazina kadar "ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER LA ILAHE ILLALLAHU VALLAHU EKBER ALLAHU EKBER VELILLAHI'L HAMD" diyerek minnet ve sükranlarini Rabblerine sunarlar. Bu tekbire "tesrik tekbiri" denilir ve vaciptir.
Tekbirlerin yirmi üç vakit okunmasi, Ebû Yusuf ile Imam Muhammed'e göredir. Fetva da buna göre verilmistir. Ebû Hanîfe'ye göre, tesrik tekbirleri arefe günü sabah vaktinden bayramin ilk günü ikindi vaktine kadar olan sekiz vakit farz namazlarinin arkasindan getirilir. Tesrik tekbirleri birçok fâkihe göre vaciptir. Bazilarina göre ise sünnettir.
Ebû Yusuf ile Imam Muhammed'e göre farz namazlarim kilmakla yükümlü olanlara bu tekbirler vaciptir. Bu konuda tek basina kilanla imama uyan, yolcu ile mukim, köylü ile sehirli, erkekle kadin esittir. Böyle tesrik tekbirleri cemaatle de, yalniz basina da eda edilir. Kaza da edilebilir. Erkekler tekbiri açiktan, kadinlar ise gizlice getirir. Vitir namazi ile bayram namazlari sonunda tekbir getirilmez.
BAŞARI YOLUNDA 20 ALTIN KURAL ...

BAŞARI YOLUNDA 20 ALTIN KURAL
DOĞRULARINIZ YANLIŞLARINIZI YER,
TERTEMİZ BİR KALPLE YÜRÜYÜN,
KUVVETLERİNİZİ İYİ KOMUTA EDİN.
Herkes başarılı olmak, hayallerini gerçekleştirmek ister. Bu amaçla çıkılan yol, çok sayıda engel ve aksilikle doludur. Peki engellere takılmadan uygulaması kolay yöntemlerle başarıyı yakalamaya ne dersiniz? İşte 70 altın kural
1. Tırmandığınız Kaya ile Kertenkele Kadar Bütünleşmelisiniz.
Dağcı tırmanmaya başlamadan önce bizim için sadece bir maceraperesttir. Tırmanırken ona "Bu düpedüz deli" diyebiliriz. Zirveye ulaştığında ise o hepimiz için sadece bir kahramandır. Sadece bir kahraman.... Dağcımız malzemesi olmadan, malzeme yardımı ile tırmanmaya çalışan iki dağcıyı geçer. Böyle inanılmaz başarıyı nasıl mı yaptı. Tek cevapla motivasyon sayesinde. Zihni ve bedeni hep o anla yalnızca tırmanış anıyla bütünleşti. Tırmanma dışında ne hayal kurdu ne de zirveye ulaşabilmeyi düşündü. Tırmanmaya karar verdiğinden itibaren, yalnızca tırmanmayı düşündü. Çünkü hedefe ulaşmak için motivasyon çok önemlidir.
2. Çiçekleri Görüyor Musunuz?
Etrafınıza bir daha göremeyecek gibi bakınız. Bir daha duyamayacak gibi dinleyiniz. Çünkü o zaman her zaman bakıp ta göremediğiniz, fark edemediğiniz, duyamadığınız şeyleri, fark edip, görüp, duyacaksınız. İşte o zaman şükredeceksiniz. Ben nelere sahipmişim diye şaşıracaksınız. Elinizdekilerin değerini, sahip olduğunuz şeylerin ne kadar üstün olduğunu bilelim. Çünkü sahip olunan şeylerin değeri kaybedilince anlaşılır. İnsan elindekilerin değerini en basitinden bir çiçeğe, tatlı bir gülümsemeye ve hoş bir masumiyetle bakarak anlayabilir. O çiçekle tüm sırlar, tüm kelimeler, tüm gerçekler gizlidir.
3. Hedef Titremeyen Bir El İster.
Eğer büyük bir gayeniz, hedefiniz varsa mekanik zevklerinizi terk edeceksiniz. Öyle ki bu mekanik zevkler, payenize duyduğunuz büyük aşkı basit bir gönül eğlendirme seviyesine düşürür. Mekanik zevklerin her davetinde biraz daha biraz daha sönmüş olarak dönersiniz. İçinizdeki tatlı dile kulaklarınızı tıkayacaksınız. Gerekirse o tatlı dili çekip koparacaksınız.
Hayatınız yaşam tarzınız, isteklerinizle özdeştir. Hedef dolu bir şarjör, iyi kavranmış bir kabza, örselenmiş bir yiv, tutukluk yapmayan bir mekanizma, gezden gözden arpacıktan bakan bir göz, nihayet titremeyen bir el ister.
Hayatınız yaşam tarzınız, isteklerinizle özdeştir. Hedef dolu bir şarjör, iyi kavranmış bir kabza, örselenmiş bir yiv, tutukluk yapmayan bir mekanizma, gezden gözden arpacıktan bakan bir göz, nihayet titremeyen bir el ister.
4. Gücünüzü Kötü Alışkanlıklarınızı beslemek için Kullanmayın.
Monteigne'e göre alışkanlıklar öyle gürültü yaparak gelmiyor. Yavaş yavaş sinsi içimize adımını atar. Başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçak gönüllüdür. Ama zamanla oraya yerleşip kökleşti mi öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez. Önemsenmeyen bir hareket, küçük bir girişim, alışkanlıklara mal olabilir. Olabilecek "Bir şey olmaz" demek kadar kötü bir başlangıç olamaz. Alışkanlıklar enerjimizi ve zamanımızı bizimle paylaşırlar. Öyleyse bizim "dost"alışkanlıklara ihtiyacımız var .
Kötü alışkanlıklara doğru ilk adım atan birisi kendi düşmanlarını eğitmeye başlamış demektir.
5. İnsan İçin Çalıştığından Başkası Yoktur.
Başarmak için gerekli bir çok kuvvete sahip olabiliriz. Ama bunlara sahip olduğumuz halde çalışmazsak başaramayız. İnsanın her yaptığı kendinedir. Her insan kendi işini kendi halletmelidir. Kendine güvenmelidir. Öyle ki başkalarının yaptığı şeyden iş çıkmaz işte Necm Suresi 39. Ayeti kerimesi:"Ve en leyse lil insani illa ma sea" insan için çalıştığından başkası yoktur. Tutunun ve yürüyün.
6. Bilgiyi Kaynağına Bakarak Küçümsemeyin.
İnsan hayatında ki en tehlikeli kısıtlama bilgini kaynağına bakılarak bilgiyi reddetme tavrıdır. Size aktarılan bilgi hakkında bilgiyi aktaranın işine yarayıp yaramadığına bakarak karar vermek sizi o bilgiden mahrum eder. Yemeğinize tat gelmesi için bir miktar tuz serpen birinin değeri yemeğine serpilen tuzun değerini düşürmez. Bacakları yok diye bir adama adres sormaktan kaçınmayın. Belki yürüyemiyor ama oraları en iyi bilen adam o adam olabilir.
7. "Bütün Umudum Kendimde" Diyebiliyorsanız.....
"Bütün umudum kendimde"dediğiniz ve bu sözün gerektirdiği gibi çalıştığınız takdirde başkalarını da yanınızda bulmanız zor olmayacaktır.
Zaferin kendinize ait olduğunu anladığınız an içinizdeki zaferleri ortaya çıkarmak için çelikten bir irade ve inançla çalışmaya koyulduğunuz an etrafınızda size yardım edecekleri görürsünüz. Zaferiniz başkalarına bağlı ise zaferden ümidinizi kesin.
Zaferin kendinize ait olduğunu anladığınız an içinizdeki zaferleri ortaya çıkarmak için çelikten bir irade ve inançla çalışmaya koyulduğunuz an etrafınızda size yardım edecekleri görürsünüz. Zaferiniz başkalarına bağlı ise zaferden ümidinizi kesin.
8. İnsana insan olduğu için değer verin.
Her peşin hüküm peşin hüküm doğuracağından insanca yaklaşım bize insanın ruh ve fikir atmosferinde rahat hareket etme imkanı verir. Böylece önyargılarımızı yeneriz. Karşınızdaki insan kendine hangi değeri bilmiş olursa olsun siz ona değer verdiğinizi hissettirin. Kendine ait olmayan bir kalıba dökülmüş olabilir, bizzat kendine bir hareket haline gelmiş olabilir. Yine takınacağımız tavır ona insan olmanın büyük değerini vermektir.
Yeryüzüne geldiğiniz her insanı bir ayna olarak kabul edin. Aynada göreceğiniz ancak kendinizsiniz. Öyleyse aynada görmek istediğiniz gibi hareket edin.
Yeryüzüne geldiğiniz her insanı bir ayna olarak kabul edin. Aynada göreceğiniz ancak kendinizsiniz. Öyleyse aynada görmek istediğiniz gibi hareket edin.
9. İşinizi en mükemmel bir şekilde yapın.
Ne yapıyor olursanız olun en mükemmel şekilde yapmaya çalışın. Hiç kimsenin gücü mükemmel bir işi görmezliğe gelmeye yetmez. Mükemmel bir iş kendini mükemmel bir şekilde kabul ettirir. İşinizin ehli olun. Bunun için hiçbir fedakarlıktan kaçmayın.
10. İşimizin isimsiz kahramanı olabilmeliyiz.
İsimsiz kahraman insanlığa faydalı olacak her şeyde kendisinde bir sorumluluğu olduğuna inanan ,bunun için fedakarlığa hazır bulunan bir insandır. "Ben yardım etmezsem bu adam ölecek" "Ben yardım etmezsem bu iş yarım kalacak" düşüncesi iliklerimize işlemiş bir samimiyetle yaşamalıyız
İşimizin ,amacımızın, fikrimizin isimsiz kahramanı olabilirsek kahramanlığa isim olabiliriz.
İşimizin ,amacımızın, fikrimizin isimsiz kahramanı olabilirsek kahramanlığa isim olabiliriz.
11. Komik adam olmayınız.
Şiddetli böbrek sancısı çeken birisi karşınızda inlemeye başlarsa o sancı sizde çekersiniz. Yüzünüzdeki ifade inleyen hastanın yüzündeki ifadeye benzer böbrek sancısının ne kadar yıldırıcı olduğunu anlatmak için sancı çekiyormuş taklidi yapan birisi ise size pek komik gelir. Kendinizi, henüz liyakat kesb etmediğiniz hiçbir unvanla, tavırla, sesle, düşünce ve hisle ifade etmeyiniz. Böbrek sancısı çekiyormuş gibi yapmayınız. İşte" komik adam" olmamanın birinci şartı.
12. Faaliyetlerinizde Boşluk Bırakmayın.
Parçalardan birinde göstereceğiniz bir ihmal yapacağınız bir hata elde etmek istediğinizden bambaşka bir bütünlük elde etmenize sebep olur.
Öğrenme ve çalışma faaliyeti sistemli olmalıdır. Bu faaliyetin başlangıç ve bitiş noktası arasında en ufak bir boşluk bırakmamalıdır. Öğrenme ve çalışma faaliyeti sırasında bırakacağınız bir boşluk, ihmal edeceğiniz küçük bir konu, uygulandı sırasında çökmenize sebep olur. Tıpkı evde çimento, demir eksikliğinden dolayı depremde yıkımların olması gibi.
Öğrenme ve çalışma faaliyeti sistemli olmalıdır. Bu faaliyetin başlangıç ve bitiş noktası arasında en ufak bir boşluk bırakmamalıdır. Öğrenme ve çalışma faaliyeti sırasında bırakacağınız bir boşluk, ihmal edeceğiniz küçük bir konu, uygulandı sırasında çökmenize sebep olur. Tıpkı evde çimento, demir eksikliğinden dolayı depremde yıkımların olması gibi.
13. Sıfıra Çarparsanız Sıfırlarsınız.
Keşke geçmişimizi bir film gibi seyredebilseydik. Hatalarımızı görebilseydik. Geleceğimizi de aynı şekilde... Düşünün ki hep doğru şeyler yapıyorsunuz. Bir gün gelmiş ki yanlışlar yapıyorsunuz ve doğrulara yanlışlar eklenip duruyor. Yanlış bir daha yanlış, getiriyor. Ve bir de bakmışsınız ki doğrunuz kalmamış. Hayat herkesi dikkatli, temkinli ve sakin olmaya çağırıyor. "Sıfırlardan" korkunuz küçük bir öfke manalı bir bakış bir anlık bir coşku kılığına girebilen bazen kurt bazen kuzu postuna bürüne bilen "sıfırlar" a çarpıldığınızda sıfırlanmış olursunuz.
Küçücük bir sıfıra çarpan yüz milyonlarca rakamınız, sıfır olur gider.
Küçücük bir sıfıra çarpan yüz milyonlarca rakamınız, sıfır olur gider.
14.İki insan olmayınız.
Başkalarının sizde görmelerini istemediğiniz sizde olduğunu bilmelerini arzu etmediğiniz bir davranışı-tavrı-işi yalnız başına olduğunuz zamanlarda da göstermeniz,yapmayınız.
İnsanların içinde başka yalnız başına kaldığında başka olan birisinin maddi ve ruhi tavırları kuvvetli bir bütünlük arzu etmez. Öyle bir insan parça bölük bir görüntü verir.
15. Derhal Teşebbüse Geçin.
Yapmayı düşündüğünüz işler ulaşmak istediğiniz insanlar gerçekleştirmek istediğiniz tasarılarınız ki aranıza hayali engeller koymayınız. Yeter ki derhal teşebbüse geçilsin. Zor gibi görünen işlerin kolaylıkla halledilebileceği görülecektir. Teşebbüs sayesinde hiç ulaşılamayacak zannedilen insanlara ulaşılabilir.,gerçekleşmez inadında görünen işler gerçekleştirilebilir. Teşebbüs için en iyi zaman, niyetin kalple alev olduğu zamandır. Alev parlar parlamaz hareket ediniz.
16. Doğrularınız yanlışlarınızı yer.
Allah sizi samimi görmek ister. Bir yanlıştan sonra hemen bir doğruya koşmanız samimiyetiniz konusunda onu ikna eder. Çünkü hayat doğruları çok olanın yüzüne güler. Her kötülükten sonra bir iyilik, her yanlıştan sonra bir doğru, kötülüğün ve yanlışlığın lekeleri işinde simsiyah olmanızı engeller. Temizlenmeyen her leke, bir sonra ki ile birlikte biraz daha büyür. Pantolonunuzda dört leke varsa beşincisinin gelmemesi için fazla dikkatli olamaya bilirsiniz. Onun için ilk lekeyi derhal temizlemelisiniz. Yanlışları doğrularından fazla olan her öğrenci sınıfta kalır.
17. Yumruğunuz Demirleştikçe Eldiveninizin İpeği Kalınlaşmalıdır.
İnsanlara yumuşak davrana bilmemiz, olayları yumuşak karşılamamızı kolaylaştırır. İnsanlara karşı sert, kırıcı, haşin davrananlar olaylar karşısında sakin olamazlar. Güçlüyseniz yumuşak olmanızın bir değeri ve manası vardır. Yoksa yumuşaklık ve sükunet, zayıflığın,çaresizliğin diğer adı da değildir.
18. Kaş Yapayım Derken Göz Çıkarmamak için Sağduyu Gerekir.
Kaş yapmak gibi güzel bir niyet nasılda "göz çıkarmak" gibi bir neticeye dönüşüyor. Çıkmış gözlerin çoğuna sebep olanlar, kaş yapmak isteyenlerdir. Çünkü onlarda sağduyu yoktu, basiret yoktu, feraset yoktu. Basiret; kalp gözüyle görebilmek, işinin sonunun nereye varabileceğini doğru kestirmektir. Feraset, çabucak kavrayabilmektir. Sağduyu, gördükten, kavradıktan sonra doğru kararlara varabilmektir. Bu üç kelimenin de manası safha safha ve bir çok yönleri ile birbirlerinde tamamlanırlar. Sağduyu, bütün sivrilikleri törpüleyen, bizi hayati hatalara düşmekten koruyan, zaman kaybetmemize engel olan, kendimize ve etrafımıza zarar vermememizi sağlayan büyük bir güçtür.
Doğruyu görebilmek için doğruyu hissedebilmek, doğruyu hissedebilmek için de doğru yaşamak gerekir.
Doğruyu görebilmek için doğruyu hissedebilmek, doğruyu hissedebilmek için de doğru yaşamak gerekir.
19. Her Saniyeniz Gayenize Kilitlenmelidir.
Büyük başarılar her saniye tespit edilen gayeler için yaşanmakla elde edilebiliyor. Hayatınızın her saniyesi gayenizin rengi ile renklenmeli onunla dopdolu olmalısınız.
20. Bütün bütün elde edilemeyen bütün bütün terk edilemez.
Elde ettiğiniz her parça bütünle bir irtibat sağlar. Ne kadar küçük olursa olsun elde edilen parça muhafaza edilmeli bütün haşmetine bakılıp küçük görülerek elden çıkarılmamalıdır. Parçada görülen ısrar bir dinamit gibi patlayıp engelleri yok eder ve bütüne giden yollar açılıverir.
Kamil bir insan olmanın bütün gereklerini aynı anda bir arada yerine getirmeyenler bu bütünlüğe ulaşamaz. Gerekçesi ile elde ettiği merhalelerden geri çekilmezler. O merhalede ısrar ederler. Bütün elde etmek için başka yol yoktur. Zafer önce küçük mevzilerde kazanılır.
Kamil bir insan olmanın bütün gereklerini aynı anda bir arada yerine getirmeyenler bu bütünlüğe ulaşamaz. Gerekçesi ile elde ettiği merhalelerden geri çekilmezler. O merhalede ısrar ederler. Bütün elde etmek için başka yol yoktur. Zafer önce küçük mevzilerde kazanılır.
19 Kasım 2009 Perşembe
AŞK' A HAMALIM ..
Gönlümde taşırım sevda yükünü,
Sözlere dillere aşka hamalım.
Gülen gözlerinle vurdun okunu,
Tomurcuk güllere, aşka hamalım.
Bülbülün figanı boşa gitmezmiş,
Bir damla sevgide hasret bitmezmiş,
Vuslatı almaya ömür yetmezmiş,
Gül tutan ellere, aşka hamalım.
Kaderler tutulmaz tedbir alınır,
Yazılan tecelli takdir olunur,
Son nefese kadar tekbir bilinir,
Gidilen yollara, aşka hamalım.
Sevdanın yolunda hamalı oldum,
Ateşi kor edip elime aldım,
Bu derya içine kalemle daldım,
Dereye göllere, aşka hamalım.
Yük ve Yol ....

Hamalsan iki şey önemli oluyor senin için: Yük ve yol...
Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, ücret mevzu bahis oluyor. Aksi olursa, cereme çekiyorsun! Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola çıktık.
İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği... Diyordum ki içimden "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!.."
Nitekim, çok geçmeden dedi ki: "Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!. ..
"Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!. . "Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini "Sen de dinlen hadi" dedi. Benim canım sıkılmıştı bu işe.Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum. O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum. Bir saat kadar sonra yine durdu,oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında...
"Yükünü indirip sen de dinlen", demesine aldırmadım,ona daha çok kızdım...
Sonra yine durdu. Bana da "dinlenmemi" söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra "dinlenelim mi" diye sordu, aksi aksi başımı salladım...
Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü.
Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim.
Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım...
Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek; "Hadi kalk, dedi. Bana yaslan. Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz." Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana.
"Ben yılların hamalıyım, dedi. Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda... Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait...
Halbuki bir yükü "taşımak" bizim işimiz, "altında ezilmek" değil!.. Unutma ki bir yük taşıdıkça ağırlaşır.
Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun! Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem.
Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma...
Akşamları bırak ve hafifle... Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü. Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil. Çünkü , yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler var...
Gerçek şu ki, hepimiz şu hayatın hamallarıyız.. Yüklerimizi en doğru şekilde yarınlara taşımamız gerekiyor..
18 Kasım 2009 Çarşamba
ZİLHİCCE AYINA GİRİYORUZ ..
ZİLHİCCE AYINA GİRİYORUZ
Resulullah (sav):"Bu on gunun hayir ve bereketinden mahrum kalana yaziklar olsun" buyurdu. Peygamberimiz (sav) diyor ki:
Bir gün Musa Peygamber (as), "Ey Rabbim!"der"Bunca dua ettim hiçbirini kabul etmedin. Söyle bana, sana nasıl ve ne zaman dua edeyim?" Bu soruya Yüce Allah (cc) şöyle cevap verir: "Ey Musa!Zilhicce ayının ilk 10 günü, La ilahe illallah cümlesini söyle ki dileğini yerine getireyim"
Bu defa Hz Musa, "Ey Rabbim, o cümleyi bütün kulları söylüyor" der. Yüce Allah da kendisine şöyle cevap verir. "Ey Musa!Zilhicce ayının ilk 10 günü içinde BIR defa , LA ILAHE ILLALLAH diyen kimsenin bu sözleri amel terazisinin bir kefesine, 7 kat gök ile 7 kat yer de diğer kefesine konulsa şüphesiz ki birinci kefe ağır basar"
Peygamberimiz (sav) diyor ki:
Allah (cc) Adem peygamberi zilhicce ayının ilk 10 gününün birinci günü affetmiştir. İşte bu günde oruç tutan kimsenin Allah (cc) ufak-tefek günahlarını affeder. Allah (cc), Yunus Peygamberin duasını Zilhicce ayının ilk onunun ikinci gününde kabul ederek kendisini balığın karnından dışarı çıkarmıştır. Bu günde oruç tutan kimse, en ufak bir günah işlemeksizin,bir yıl ibadet etmis gibi sevap kazanır.
Zilhicce'nin üçüncü günü Allah (cc) Zekeriya Peygamberin duasını kabul etti. Bugünde bir dilekte bulunanların dileğini Allah (cc) muhakkak yerine getirir.
Zilhicce'nin dördüncü günü İsa Peygamberin Doğduğu gündür. Bu günde oruç tutanlardan Allah (cc) umutsuzluk ve yoksulluk gibi kaygıları kaldırır. O kimseler aynı zamanda kıyamet günü iyi kullarla beraber olacaktır.
Beşinci günü Musa Peygamberin doğum günüdür. Bu günde oruç tutan kimse münafıklıktan ve kabir azabından kurtulur.
Altıncı günü Allah (cc), sevgili peygamberi Hz Muhammed (sav)'e hayır kapılarını açar. Bu günde oruç tutanlara Allah (cc) rahmet nazarıyla bakar ve onları ebediyen azaba uğratmaz.
Yedinci günü cehennem kapıları kapanır. Zilhiccenin ilk 10 günü geçene kadar asla açılmaz. Bu günde oruç tutan kimseye Allah (cc) bilgisinin kavrayamayacağı derecede sayısız mükafatlar verir.
Sekizinci günü İbrahim Peygamber (as)ın kurban kesme hususundaki rüyasını, gördüğü ve düşünmeye koyduğu gündür. Bu günde oruç tutan kimseye Allah (cc) bilgisinin kavrayamayacağı derecede sayısız mükafatlar verir. Dokuzuncu günü arefe ( İbrahim Peygamber (as)'in oğlu Ismail'i kurban kesmesi gerektiğini anladığı) günüdür.
Bu günde oruç tutan kimsenin Allah (cc) geçis ve gelecek ufak-tefek bir yıllık günahını affeder. "Bu gün dininizi (islamiyeti) son olgunluk derecesine eriştirdim ve size karşı olan nimetimi tamamladım" diyen Allah kelamı bugün inmiştir.
Peygamber Efendimiz (sav) bugunlerin onemini soyle ifade ediyor:
"Salih amellerin Allah'a en ziyade sevgili oldugu gunler bu on gundur! Ondaki her bir gunun orucu bir yillik oruca (sevapca) esittir. Ondaki bir gece kiyami (ibadetle ihya edilmesi) Kadir gecesinin kiyamina (ihyasina) esittir.
Peygamber Efendimizin zevcesi Hafsa (r.a) diyor ki:
"Resulullah (sav) dort seyi terk etmezdi: Asure gunu orucu, Zilhicce'nin on gunu orucu, her ay uc gun orucu ve sabahin iki rekât sunneti."
Ebu'd-Derda (r.a) Zilhicce ayinin onemini soyle anlatiyor: "Zilhiccenin ilk 9 gunu oruc tutmali, cok sadaka vermeli, cok dua ve istigfar etmelidir. Cunku Resulullah (sav):
"Bu on gunun hayir ve bereketinden mahrum kalana yaziklar olsun" buyurdu.
Zilhicce'nin ilk dokuz gunu oruc tutanin, omru bereketli olur, mali cogalir, cocugu belâlardan korunur, gunahlari affedilir, iyiliklerine kat kat sevab verilir, olum aninda ruhunu kolay teslim eder, kabri aydinlanir, Mizan'da sevabi agir basar ve cennette yuksek derecelere kavusur." (Sir'a)
Allah indinde Zilhiccenin ilk on gununde yapilan amellerden daha kiymetlisi yoktur. Bugunlerde tesbihi (Subhanallah), tahmidi (Elhamdulillah), tehlili (La ilahe illallah) ve tekbiri (Allahu ekber) cok soyleyin! (Abd b. Humeyd, Musned, 1-257)
Allahu Teâlâ'nin bereketli kildigi, Kur'ân-i Kerim'de uzerine yemin edilen, Zilhicce'nin ilk on gecesinde yapilan amellere 700 misli sevab verilecegini Peygamber Efendimiz (sav) mujdeliyor. Bugunler bizlere tevbe etme ve kisa zaman dilimlerinde tekrar cok semere elde etme firsatinin verildigi gunlerdir.
Biz de Peygamber Efendimize tabi olarak, gunduzleri orucla gecirmeli, sadaka vermeli, Allahu Teâlâyi zikretmeliyiz."
Bir gün Musa Peygamber (as), "Ey Rabbim!"der"Bunca dua ettim hiçbirini kabul etmedin. Söyle bana, sana nasıl ve ne zaman dua edeyim?" Bu soruya Yüce Allah (cc) şöyle cevap verir: "Ey Musa!Zilhicce ayının ilk 10 günü, La ilahe illallah cümlesini söyle ki dileğini yerine getireyim"
Bu defa Hz Musa, "Ey Rabbim, o cümleyi bütün kulları söylüyor" der. Yüce Allah da kendisine şöyle cevap verir. "Ey Musa!Zilhicce ayının ilk 10 günü içinde BIR defa , LA ILAHE ILLALLAH diyen kimsenin bu sözleri amel terazisinin bir kefesine, 7 kat gök ile 7 kat yer de diğer kefesine konulsa şüphesiz ki birinci kefe ağır basar"
Peygamberimiz (sav) diyor ki:
Allah (cc) Adem peygamberi zilhicce ayının ilk 10 gününün birinci günü affetmiştir. İşte bu günde oruç tutan kimsenin Allah (cc) ufak-tefek günahlarını affeder. Allah (cc), Yunus Peygamberin duasını Zilhicce ayının ilk onunun ikinci gününde kabul ederek kendisini balığın karnından dışarı çıkarmıştır. Bu günde oruç tutan kimse, en ufak bir günah işlemeksizin,bir yıl ibadet etmis gibi sevap kazanır.
Zilhicce'nin üçüncü günü Allah (cc) Zekeriya Peygamberin duasını kabul etti. Bugünde bir dilekte bulunanların dileğini Allah (cc) muhakkak yerine getirir.
Zilhicce'nin dördüncü günü İsa Peygamberin Doğduğu gündür. Bu günde oruç tutanlardan Allah (cc) umutsuzluk ve yoksulluk gibi kaygıları kaldırır. O kimseler aynı zamanda kıyamet günü iyi kullarla beraber olacaktır.
Beşinci günü Musa Peygamberin doğum günüdür. Bu günde oruç tutan kimse münafıklıktan ve kabir azabından kurtulur.
Altıncı günü Allah (cc), sevgili peygamberi Hz Muhammed (sav)'e hayır kapılarını açar. Bu günde oruç tutanlara Allah (cc) rahmet nazarıyla bakar ve onları ebediyen azaba uğratmaz.
Yedinci günü cehennem kapıları kapanır. Zilhiccenin ilk 10 günü geçene kadar asla açılmaz. Bu günde oruç tutan kimseye Allah (cc) bilgisinin kavrayamayacağı derecede sayısız mükafatlar verir.
Sekizinci günü İbrahim Peygamber (as)ın kurban kesme hususundaki rüyasını, gördüğü ve düşünmeye koyduğu gündür. Bu günde oruç tutan kimseye Allah (cc) bilgisinin kavrayamayacağı derecede sayısız mükafatlar verir. Dokuzuncu günü arefe ( İbrahim Peygamber (as)'in oğlu Ismail'i kurban kesmesi gerektiğini anladığı) günüdür.
Bu günde oruç tutan kimsenin Allah (cc) geçis ve gelecek ufak-tefek bir yıllık günahını affeder. "Bu gün dininizi (islamiyeti) son olgunluk derecesine eriştirdim ve size karşı olan nimetimi tamamladım" diyen Allah kelamı bugün inmiştir.
Peygamber Efendimiz (sav) bugunlerin onemini soyle ifade ediyor:
"Salih amellerin Allah'a en ziyade sevgili oldugu gunler bu on gundur! Ondaki her bir gunun orucu bir yillik oruca (sevapca) esittir. Ondaki bir gece kiyami (ibadetle ihya edilmesi) Kadir gecesinin kiyamina (ihyasina) esittir.
Peygamber Efendimizin zevcesi Hafsa (r.a) diyor ki:
"Resulullah (sav) dort seyi terk etmezdi: Asure gunu orucu, Zilhicce'nin on gunu orucu, her ay uc gun orucu ve sabahin iki rekât sunneti."
Ebu'd-Derda (r.a) Zilhicce ayinin onemini soyle anlatiyor: "Zilhiccenin ilk 9 gunu oruc tutmali, cok sadaka vermeli, cok dua ve istigfar etmelidir. Cunku Resulullah (sav):
"Bu on gunun hayir ve bereketinden mahrum kalana yaziklar olsun" buyurdu.
Zilhicce'nin ilk dokuz gunu oruc tutanin, omru bereketli olur, mali cogalir, cocugu belâlardan korunur, gunahlari affedilir, iyiliklerine kat kat sevab verilir, olum aninda ruhunu kolay teslim eder, kabri aydinlanir, Mizan'da sevabi agir basar ve cennette yuksek derecelere kavusur." (Sir'a)
Allah indinde Zilhiccenin ilk on gununde yapilan amellerden daha kiymetlisi yoktur. Bugunlerde tesbihi (Subhanallah), tahmidi (Elhamdulillah), tehlili (La ilahe illallah) ve tekbiri (Allahu ekber) cok soyleyin! (Abd b. Humeyd, Musned, 1-257)
Allahu Teâlâ'nin bereketli kildigi, Kur'ân-i Kerim'de uzerine yemin edilen, Zilhicce'nin ilk on gecesinde yapilan amellere 700 misli sevab verilecegini Peygamber Efendimiz (sav) mujdeliyor. Bugunler bizlere tevbe etme ve kisa zaman dilimlerinde tekrar cok semere elde etme firsatinin verildigi gunlerdir.
Biz de Peygamber Efendimize tabi olarak, gunduzleri orucla gecirmeli, sadaka vermeli, Allahu Teâlâyi zikretmeliyiz."
17 Kasım 2009 Salı
Zalimce Saltanat Sürenler için yaşasın CEHENNEM........
Mazlum İçin,Zalim İçin
Mazlum için, çöle inen yağmurum.
Zalim için, lekeleyecek çamurum.
Mazlum için, sırdaş dert ortağıyım.
Zalim için, aşılmaz gönül dağıyım,
Mazlum için, akacak gözyaşıyım.
Zalim için, sofrada zehir aşıyım.
Mazlum için, hak aramazsam ahmağım.
Zalim için, başına inen tokmağım.
Mazlum için, her çareyi bulurum.
Zalim için, başına bela olurum
Mazlum için her zaman ben yanarım.
Zalim için, tepesine konarım.
Mazlum için daim dua ederim.
Zalim için, yanında durmam giderim.
Mazlum için feda olsun dertli başım.
Zalim için, kafasını kıracak taşım.
Mazlum için, tutunacak dalım.
Zalim için, zehir zıkkım olsun malım.
Mazlum için, kurban olsun bu canım,
Zalim için, baş kesen kralım, hanım,
Mazlum için,kucak açan yuvayım.
Zalim için, gece gündüz bedduayım.
Mazlum için, gönülden bağlı kardeşim,
Zalim için, alev alev ateşim,
Zalim için, lekeleyecek çamurum.
Mazlum için, sırdaş dert ortağıyım.
Zalim için, aşılmaz gönül dağıyım,
Mazlum için, akacak gözyaşıyım.
Zalim için, sofrada zehir aşıyım.
Mazlum için, hak aramazsam ahmağım.
Zalim için, başına inen tokmağım.
Mazlum için, her çareyi bulurum.
Zalim için, başına bela olurum
Mazlum için her zaman ben yanarım.
Zalim için, tepesine konarım.
Mazlum için daim dua ederim.
Zalim için, yanında durmam giderim.
Mazlum için feda olsun dertli başım.
Zalim için, kafasını kıracak taşım.
Mazlum için, tutunacak dalım.
Zalim için, zehir zıkkım olsun malım.
Mazlum için, kurban olsun bu canım,
Zalim için, baş kesen kralım, hanım,
Mazlum için,
Zalim için, gece gündüz bedduayım.
Mazlum için, gönülden bağlı kardeşim,
Zalim için, alev alev ateşim,
ANLAMAZ MAZLUM HALİNİ MAZLUM OLMAYAN
Derdini bilmez ki lokman hekim olmayan
Bilmez dost kadrini cihanda dostu olmayan
Sevmeyen bilmez ki sevenin perişan halini
Anlamaz mazlum halini mazlum olmayan
Bilmez dost kadrini cihanda dostu olmayan
Sevmeyen bilmez ki sevenin perişan halini
Anlamaz mazlum halini mazlum olmayan
16 Kasım 2009 Pazartesi
Senden Sana sığınırız Allah'ım!
Allah'ım!
Maddedeki her atomun tesbih ettiği Sensin.
Nefes alan her canlının zikr ettiği Sensin.
Akıl emanet ettiğin her varlığın aklettiği Sen,
Duyan ve duyuran her duyunun hissettiği Sensin.
Kadrü kıymet bilenlerin şükrettiği Sen,
Varlığı nimet bilenlerin hamd ettiği Sensin.
Allah'ım!
Biz kulunuz,Sen Allah'sın.
Biz isteyeniz,Sen verensin.
Biz susayanız,Sen suvaransın.
Biz muhtacız,Sen ihtiyaç giderensin.
Biz kendine yetmeyen,Sen her şeye yetensin.
Biz Bizi bilmeyeniz,Sen Bizi Bizden iyi bilensin.
Biz Bizde olmayan,Sen şahdamarımızdan yakın olansın.
Kul kulca ister,Sen Allah'ça verensin.
Halimiz arzuhalimizdir,duruşumuz duamız.
Sensizsek neyimiz var,Seninleysek ne gam?
Allah'ım!
İmanı olanın imkanı tükenmez.
İmandan ve Kur'an'dan ayrıma!
Kur'an'dan mahrum olana ışık erişmez.
Kitaba uyanlardan kıl,kitabına uyduranlardan kılma!
Kur'an'ı bizden razı,bizi Kur'an'dan razı kıl!
Hesap Günü'nde Kur'anı şahit kıl,şekvacı kılma!
Kur'an'ı bize aç.bize Kur'an'ı aç!
Susuz yüreklere vahyi ellerimizle saç!
Maddedeki her atomun tesbih ettiği Sensin.
Nefes alan her canlının zikr ettiği Sensin.
Akıl emanet ettiğin her varlığın aklettiği Sen,
Duyan ve duyuran her duyunun hissettiği Sensin.
Kadrü kıymet bilenlerin şükrettiği Sen,
Varlığı nimet bilenlerin hamd ettiği Sensin.
Allah'ım!
Biz kulunuz,Sen Allah'sın.
Biz isteyeniz,Sen verensin.
Biz susayanız,Sen suvaransın.
Biz muhtacız,Sen ihtiyaç giderensin.
Biz kendine yetmeyen,Sen her şeye yetensin.
Biz Bizi bilmeyeniz,Sen Bizi Bizden iyi bilensin.
Biz Bizde olmayan,Sen şahdamarımızdan yakın olansın.
Kul kulca ister,Sen Allah'ça verensin.
Halimiz arzuhalimizdir,duruşumuz duamız.
Sensizsek neyimiz var,Seninleysek ne gam?
Allah'ım!
İmanı olanın imkanı tükenmez.
İmandan ve Kur'an'dan ayrıma!
Kur'an'dan mahrum olana ışık erişmez.
Kitaba uyanlardan kıl,kitabına uyduranlardan kılma!
Kur'an'ı bizden razı,bizi Kur'an'dan razı kıl!
Hesap Günü'nde Kur'anı şahit kıl,şekvacı kılma!
Kur'an'ı bize aç.bize Kur'an'ı aç!
Susuz yüreklere vahyi ellerimizle saç!
İnsanlık zaman çöllerinde bu suya muhtaç YaRabi!!
Sorunlarımızın elinde imanımızı kar gibi eritme!
İmanımızın elinde sorunlarımızı kar gibi erit.
Bizi dünyalıklarımızın altında at etme.
Dünyalıklarımızı altınmızda Burak et!
Sahip olduklarımızın bize sahip olmasına izin verme!
Aklımızı ak,aşkımızı ak,yüzümüzü ak eyle!
İmtahan potasında bizi cevher et,bizi cüruf etme!
Bize götüreceğimiz yükü yüklet!
Götüremeyeceğimizi yükletme!
Kahrından lütfuna sığınırız Allah'ım'
Celalinden cemaline sığınırız Allah'ım!
Senden Sana sığınırız Allah'ım!
Yalnız sana sığınırız Allah'ım!
Ve Hz. Muhammed'in (s.a.v) muhabbetini ver YA RAB!
Allah'ım!
Bizi Allah'la aldatanlardan etme!
Allah'la aldatanlara aldananlardan etme!
Şeytanın eylemlerimizi süslemesine izin verme!
Şeytanın süslediği eylemlerimize izin verme!
Bize Hz. Adem'in tevbesini,Hz. Nuh'un direncini ver!
Hz. İbrahim'in imanını,Hz. İsmail'in teslimiyetini ver!
Hz. Yakub'un dirayetini,Hz. Yusuf'un iffetini ver!
Hz. Mûsa'nın celadetini,Hz. Harun'un sadakatini ver!
Hz. Davud'un sadasını,Hz. Süleyman'ın gayretini ver!
Hz. Eyyub'un sabrını,Hz. Lokman'ın hikmetini ver!
Hz. Zekeriyya'nın hizmetini,Hz. Yahya'nın şahadetini ver!
Hz. Meryem'in adanmışlığını,Hz. İsa'nın safiyetini ver!
Ve Hz. Muhammed'in (s.a.v) muhabbetini ver YA RAB!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















